Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Yeteneğiniz var mı yok mu? İşte bütün mesele bu -2

Bu yazıyı yazmadan önce bilgisayarda bir arama motoruna “zeka mı çalışmak mı” diye yazıp aradım. Bir forumda karşıma çıkan ilk cümle şuydu: “Hiçbir zaman derse çalışmadım, derslerim de iyi!” 

 


Geçen hafta çocuklarımıza yetenekleri ve zekaları ile ilgili övgüler yağdırırken çabalarını geri planda bırakmamızın olumsuz taraflarından bahsetmiştim. İşte güzel bir örnek!

 

Şimdi düşünün: Okul çağında, özellikle de ergenlik döneminde akranların çocuklarımız üzerindeki etkisini hepimiz biliriz. Bilgisayar ortamında bir forumda, veya arkadaşlar arasında bu türde bir sohbet başladığında ortamdakilerden kaç tanesi çalışmak için harcadığı zamanı gündeme getirir? Veya çalışmak, bir şeyleri başarmak için harcadığı zamanla gurur duyar? Tahminen hiç biri, veya pek azı. Peki çalışsalar dahi bunu istekle ve övünerek mi yaparlar? Büyük ihtimalle hayır. Hatırlıyorum, öğrencilik yıllarımda aslında sınav için çalıştığını tahmin ettiğimiz bazı arkadaşlar bunu özellikle gizlemeye çalışır ve “hiç çalışmamıştım, ama yine de başardım işte!” benzeri konuşmalar yaparlardı.

 

 

Bu örneklerde kendini gösteren kültür, doğuştan sahip olduğumuz bazı özellikleri çok önemseyip sahip olan insanları onurlandırırken, bu özelliklere sahip olmadığına inanılan diğerlerini de üzüntü ve çaresizlik duygularıyla baş başa bırakır. Çünkü yapılacak fazla bir şey yoktur: Ya zeki ve yetenekli olarak doğarsınız, veya değil. Artık kendinizle barışık ve tam anlamıyla mutlu biri olmanız için önünüzde fazla bir seçenek yoktur. Bu arada çalışsanız dahi, bunu çok sık gündeme getirmezsiniz. Düşünsenize, bir sınav için deli gibi çalıştınız, bunu da herkes duydu; ama o gün yoğun stresten dolayı baş ağrınız tuttu, bir türlü konsantre olamadınız. Sınavınız iyi geçmedi. Çevrenizdekiler ne düşünecekler? “Çok çalıştığı halde başaramadı.” İnsan neden çalıştığı halde başaramaz? “Demek ki kapasitesi bu kadar. Yazık, o zeki ve şanslı olanlardan biri değil.” Ne büyük bir utanç! Bu önemli bir zayıflıktır ve hiç kimse zayıf tarafları bilinsin istemez.

 

 

 

Oysa çalışmamak aynı derecede utanç verici bir durum değildir. Çünkü her zaman yeniden çalışıp telafi edebilme ihtimali vardır. Öte yandan, kendisinin zeki olduğuna inanan bir grup öğrenci hiçbir zaman yeterince çalışıp kapasitesinin tamamını kullanmaz. Çok daha iyi yerlere gelip daha iyisini yapabilecekken daha azıyla yetinirler. Çünkü çalışmanın, çalışıp başarmanın zevkini hiç tatmamışlardır.

 

 

Bazı çocuklar gerçekten çok yeteneklidirler ve özellikle ilkokul yıllarında pek çalışmadan başarı sağlayabilirler. Bu başarıyla övünmek çok kolaydır.  Ama bu çocukların da kolay kazanılmış başarılarının değil, çaba ve çalışmalarının takdir edilmesi gerekir. Aksi durumda ilerleyen yıllarda başarıları düşebilir veya potansiyellerini yeterince kullanmayabilirler. Öte yandan çalışma ve çabaların pekiştirildiği bir ortamda her çocuk var olan potansiyelini gerçekleştirmek için ortam bulabilir.

 

 

Şimdi sizden kendinize dönüp bakmanızı ve bu konuyla ilgili neler düşündüğünüzü gözden geçirmenizi istiyorum. Ayrıca yazık ki hala süregelen bu kültüre ne kadar katkınız olduğunu düşünün. Örneğin, siz çocuklarınızın veya kendinizin zeka ve yetenekleriyle mi, yoksa çabalarıyla mı daha çok övünür ve aile meclislerinde, dost toplantılarında gündeme getirirsiniz? Çocuğunuza kaç kere sınavda belli bir not aldığı için değil, sarf ettiği çabalar için teşekkür ettiniz? Örneğin,  “Kızım/oğlum, bir haftadır deli gibi çalıştın. İnan bana, bu sorumlu halin ve çalışmaların beni çok gururlandırdı. Sınav beklediğin kadar iyi geçmese bile bunun bir önemi yok. Beni çok mutlu ettin!” dediniz?

 

 

 

Mutlu ve başarılı bir hafta diliyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz