Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

Yaşasın rantiyecilik!..

“Rant” sözcüğü, özellikle “Kentleşme” sözcüğü ile birlikte kullanılır olmaya başlayalı beri, “meşruiyet” kazandı. Spekülatif kazanç, bütün zamanlarda toplum indinde kınanan, hatta giderek cezalandırılan bir durum iken, şimdilerde övünülen, alkışlanan bir durum haline geldi.
“Kentleşmede rantiyecilik” önceleri ayıp sayılırdı; oysa şimdilerde açık açık kentleşmenin olmazsa olmaz bir unsuru olarak görülüyor. Sade vatandaşın ötesinde, artık Devleti yönetmeye talip siyasal partilerin ekonomi politikalarının omurgasını oluşturuyor.
“Rant” sözcüğü, bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde, emek harcamadan sağladığı getiri anlamını taşıyor. Spekülatif değer artışını ifade ediyor yani…
Söz konusu getiri, her hangi bir girdi değerlendirmesi yapılmadan oluştuğu için, miktarı da görecelidir. Sözüm ona, piyasa belirler; arz-taleptir bu spekülatif değerin miktarını belirleyen.
Bir zamanlar, kentsel işlevler gerektirmediği halde imar planı yapan belediyeleri, salt rant için plan yapmakla suçlar ve kınardık. Oysa şimdilerde Belediye gelirlerinin ana kalemi olarak görmeye başladılar insanlar “Kent Rantiyeciliğini.”
Rant yaratmak için imar planları yapanları alkışlamaya başladılar…
Hiç emek harcamadan kat-be-kat nasıl para kazanılacağının örneklerini ortaya koyan yöneticileri onaylamakla, hak etmeden kazanmayı “meşru”, yani toplumda çoğunluğun kabullendiği bir duruma getirmeyi başardık, Toplum olarak…
Oysa Kent Planlaması işi, yaşamı yönetmeyi öngören ve belirli bilimsel kurallara bağlı olması gereken, bir toplumsal düzen oluşturma aracıdır.
Günümüzle gelecek arasında sağlıklı yaşamsal bağlar oluşturma ve bu eylemi yönlendirmenin en önemli unsurudur Kent Planlaması… Gelecekte oluşmasını beklediğiniz toplumsal düzenin, bütünlüğü olan, yaşamı yalnızca “rantiye” gözü ile değil, her yönü ile değerlendiren öngörü belgeleridir…
Şimdilerde her kes gözünü “Kent Rantlarına” dikmiş durumda. Rant yaratmak için planlar yapılıyor, hatta giderek yaratılacak rantların nasıl paylaşılması gerektiğine dair siyasal tercihler belirleniyor.
Aslında çok fazla söze gerek yok. Ellili senelerden bu yana oluşan kent rantlarının ağırlıklı olarak kimlere nasıl yaradığı ortada. Çevrenize şöyle bir bakarsanız, kimlerin nasıl zengin olduğunu şöyle bir irdelerseniz, birçoğunun arsa ve arazi spekülasyonunun ürünü olduğunu görürsünüz.
Ellili senelerden bu yana yürürlüğe konulan imarla ilgili yasa ve yönetmeliklerin, insanların kentleşme sorunlarını çözmekten çok, kapitalist düzene geçişin sermaye birikimini oluşturma amacına yönelik olduğunu görürsünüz.
Elbette ki kentte oluşan rantlar “Kamu”nun olmalıdır, ama plan yapmanın amacı “rant” elde etmek değildir ki…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz