Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

YAŞAMI DEĞERLENDİRMEK

Yaşamı değerlendirmek, ona doğru anlamlar katmakla, onu doğru biçimlendirmekle olasıdır. Ne mutlu bunu yapabilenlere…

Doğru biçimlendirebilmek için ise, doğru kabullerden yola çıkmak gerekiyor. İçinde bulunulan koşulları doğru analiz edemiyorsanız ulaşacağınız sonuçlar da yanlış olacaktır.

Anlamsız bir yaşamın kime yararı olabilir ki?..

İşte kentlerimizin hali ortada. Hiç birisinin kendine has kimliği yok. Hepsi birbirine benziyor ve bir anlam ifade etmiyor.

Sadece içinde koşuşturulan, yenilen-içilen, uyunulan, doğulan ve ölünen mekanlar…

1950 li senelerin başlarına değin spontane olarak gelişmelerini sürdüren kentlerimiz daha keyifli ve daha yaşanılası değil mi idi?..

Herkesin birbirini tanıdığı, doğal olanaklardan daha çok yararlanılan, iç içe yaşanılan günlerin mutluluk tabloları, şimdilerde artık nostaljik söylemlerin özlem dolu anıları olmaktan öteye gitmiyor.

Gelişmiş ülkelerin sanayileşme sürecinde geçirdikleri evreleri yaşamadan, onların kentleşmede ulaştıkları en son seviyeyi model olarak kabul etmeye çalışan kentleşme anlayışlarının çarpıklıklarını yaşıyoruz Ülke olarak.

Yüzde sekseni birbirinin üstüne yıkılacakmış gibi duran yapılar, kördüğüm olmuş bir trafik, parklarında nefes alamadığınız, derelerinde pislik akan, insanları her an bir birbirini boğazlamaya hazır kentler değildi, her halde herkesin yaratmaya çalıştığı yeni kentler.

Peki neden böyle oldu?... “Rant hırsı”, “Yaşam hırsı” nın önüne geçti de ondan…

Toplumsal yaşamın tüm girdileri yalnızca rant edinme yönünde yönlendirildi. Rant hırsı her şeyin önüne geçti. Kentleşmede de amaç, nitelikli yaşam çevreleri üretmeye değil, en çok getiri sağlamaya bağlandı.

Oysa sanayileşme ve gelişme evrelerini düzenli geçiren gelişmiş ülkelerde, rant hırsı doruk noktalarda bile olsa, bu durum onların kendilerine uygun kentleşme modellerini oluşturmalarına ve nitelikli yaşam çevreleri yaratmalarına engel olmadı.

Örneğin, Batılı sadece rant sağlamak için gökdelen yapmadı, gerektiği için yaptı. Japon arsa yetersizliğinden dolayı yükseltti binalarını, Fransız kentlerin dışında ayrı bölgeler planlayarak düzenli biçimde yaptı.

Doğuda Japonya, Batıda Amerika yı saymazsanız, Dünyada yükselen yapılaşma modellerini az gelişmiş ülkelerden başkalarında göremezsiniz. Hemen hemen tüm Avrupa kentleri, insan ölçeğini zorlamayan az yükseklikli binalardan oluşmuştur.

Aslolan, “insan”dır…

Ve de, “yaşamı değerlendirmek”, ona doğru anlamlar katmak ve onu doğru biçimlendirmekle olasıdır…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz