Zülal GÖĞÜŞ

Zülal GÖĞÜŞ

YAŞAMAK MI YAŞATMAK MI?

Değerlerimizin değerlerini bilenlere gönülden selam olsun. Biz Gaziantepliler de kucaklar dolusu minnet sevgi ve şükranlarımızı sunarız.
Geçen yıllar bizlere neler unutturmadı ki zaten unutmak –unutmamak insanın doğasında mevcuttur. Fakat öyle hadiseler olur ki asırlardan asırlara kalması öğrenilmesi gereklidir, tıpkı hantap ayıntap, Antep ve Gaziantep harbi gibi. ‘Antep neden GAZİ’ önemli olan bu. Bir gün uyanıyorsunuz ki memleketinizde yabancı insanlar dolaşıyor. O yüce bayrağınızın yerinde bir başka renkte bayrak asılı. İnsanlar tedirgin olmuş ailesini ve çocuklarını nasıl koruyacağını bilemez hale gelmiş. Acaba öldürsem mi alıp da kaçırsam mı diye düşünüyor. Çiftçisi tedirgin, esnafı şaşkın, şehrin ileri gelenleri düşünceli ve kederli… Vaziyet öyle korku dolu öyle feci ki etrafta canavar gibi savaşın ayak izleri dolaşıyor. Antep’i önce İngilizler daha sonra Fransızlar işgal ediyorlar. Felaketler zinciri acımasızca başlıyor. Yıkılmadık ev, yanmayan can kalmıyor. Ya esaret korkusu hepsinden kötüsü de bu… Bu arada Antep’te kurulan cemiyeti- İslamiye- 19 Mayıs’ta Samsun’da başlayan hareketi dikkatle takip ediyor ve Mustafa Kemal’den alınan her mesajı değerlendiriyordu. Yalnız olmadıklarını hisseden Antepliler yılmadan aç bilaç gözlerini kırpmadan yavrularını toprağa gömüyorlardı. Yürekleri burkan bütün bu acılar Anteplileri mücadeleden asla alıkoymadı. Söz konusu vatan –namus olunca tek yürek tek yumruk oldular. O sıralarda memleketine dönen savaş yorgunu Mehmet Sait yiğit ve gözü pek Antepliydi. Derhal heyeti meleziyeden Ahmet muhtarla görüşüp vazifelendirilmesini isterler. Sait’in aldığı vazife çok önemlidir. Kilis tarafından Fransızlara erzak ve mühimmat gelecektir. Bunun engellenmesi gerekmektedir. Mehmet Sait henüz otuz yaşındadır (Şahin ismi ) kendisine çok yakışmıştır. Şahin, Çapalı köyünde kurmuş olduğu karargâhından ok gibi fırlamış ve düşmana karşı koymuş, göğsünü, canını memleketine siper etmiştir. Şahin bayrak şehidimizdir. Karayılan ve Şehitkâmil de… Üç bayrak şehidimiz ve bütün Şehitlerimiz nur içerisinde yatsınlar, kabirleri nur ile dolsun. Onları asla unutmayacağız, evladı evladımıza anlatacağız. Dünyanın centilmenleri diye geçinen İngiliz ve Fransızları biz Antepliler çok iyi tanırız. Tarihlerine dönüp baksınlar. Baksınlar da yüzleri kızarsın. Türk milleti yücedir. Atatürk’ün dediği gibi damarlarında asil kan mevcuttur. Şehidini bilir, gazisini tanır, memleketi uğruna canını verir, çalışkandır, değerlerini bilir ve anar. Geçtiğimiz günlerde kardeşim bir davetiye verdi. Davetiye sanki karanlık günlerden aydınlığa açılan bire destanın havasını taşıyordu. Davetiyeyi alınca çok ama çok duygulandım. Davetiyede aynen şöyle yazıyordu; Şahinbey Belediyesi Kültür ve Edebiyat Günleri Programı, ‘Şahadetinin 92. yıldönümünde Şahin beyin hayat mücadelesi ve aksiyoner kişiliği’ anlatılacaktı. 2. gün Doç. Dr. Bilgehan Pamuk konuşmacıydı. İki gün süren etkinliklerde panel çok anlamlı idi, ‘Dünü ve bugünü itibariyle Gaziantep’te edebiyat ve edebiyat çalışmaları’. 3. gün ise ’20 şairle Şahinbey Şiir akşamı’ vardı. Zeugma Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan şiir akşamları birbirinden değerli şair arkadaşların katılımı ile ve çok titiz bir çalışmayla gerçekleştirildi. Gaziantep’te bir ilke imza atan Şahinbey Kaymakamı Uğur Turan beyefendiye ve emeği geçen herkese minnet borçluyum, borçluyuz. Kültür ve sanat adına yapılan, yapılacak olan ve atılacak her adıma hep birlikte varız. Bizler şehit torunlarıyız, gazi torunlarıyız. Şahinbey’in hayatı ve yaşamı yalnız Gazianteplileri değil, vatan uğruna can verenlerin de hayatını anmak olur. Şehit ve gazilerimize göstermiş olduğu hassasiyeti ve zarafetten dolayı Şahinbey Kaymakamımız Uğur Turan beye tekrar tekrar teşekkürü ve şükranlarımı arz ederim. Sizler gibi yöneticilere ihtiyacımız var. Gazianteplilerin duygularına tercüman oldunuz. Başarılarınızın devamı dileğiyle…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz