M. Ulaş İNBAŞI

M. Ulaş İNBAŞI

VE BAŞLADI

Yenilendiler, hazırlandılar, çalıştılar ve başladılar.

Türkiye’de futbol sahne aldı.
Gaziantepspor ve Gaziantep Büyükşehir Belediyespor, sezonun ilk maçlarına çıktı. Gaziantepspor sezona 3 puanla başlarken, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor ise futbolun en geçerli kanununa maruz kaldı. Atamayana attılar ve sahadan beraberlikle ayrıldılar.
Gaziantepspor ile başlayalım. 

 

TOP AYAĞINA YAKIŞAN ADAMLAR

Maça gelirsek; Gaziantepspor yıllar sonra Sivas’tan galibiyet çıkardı. Burası güzel.
Okan Hoca, taktik olarak geriye yaslandık dese de Gaziantepspor iki farklı oyun ortaya koydu.
İlk yarıda ne yapacağını bilemeyen, defansta kaptığı topu eveleyip geveleyen bir Gaziantepspor izledik. En uçtaki Muhammet ile defans arasındaki mesafe o kadar açıldı ki, kırmızı-siyahlılar topu karı kaleye taşımakta zorlandı.
Gaziantepspor, zaman zaman Mustafa Durak’ın taşıdığı toplarla tehlike yaratsa da moda deyimle bloklar arası mesafe açık olunca karşı kalede etkili olamadı.
Okan Hoca’nın taktiği bir ölçüde tuttu. Rakibi durdurmuştu ama durdurduktan sonra atağa çıkacak isimler yoktu.
Ne olduysa golden sonra oldu. İbrahim ve Oğulcan’ın oyuna girmesiyle Gaziantepspor, önde oynamaya başladı. İbrahim Süper Lig’de ayağına en çok top yakışan oyunculardan biri. Keza bunu maçın ikinci yarısında gösterdi.
Gaziantepspor önde de etkili olmaya başlayınca goller de arka arkaya geldi.
Son dakikalarda gelen goller Gaziantepspor’u galibiyete taşırken, lige 3 puanla başlayan kırmızı-siyahlılar, Sivasspor talihsizliğini de kırmış oldu.

 

FUTBOLUN ACIMASIZ KURALI

Gelelim Büyükşehir’e...
Şampiyonluk iddiasıyla yola çıkan mavi-beyazlılar, ligin ilk maçında bu yolda olduklarından enstantaneler verseler de futbolun acımasız iki kuralı ile tanıştılar. Futbol ciddiyet ister ve atamayana atarlar.
Nurullah Hoca’nın takımları ayağa top yaparak, pas üzerine kurulu takımlar oldu. İlk maça baktığımız zaman Büyükşehir de bu yönde adım atmış.
Pazar gece oynanan maça da böyle başladı Büyükşehir Belediyespor.
Büyükşehir Belediyespor da Gaziantepspor gibi iki farklı yarı oynadı ama önce iyi sonra eleştirilebilir.
İlk yarıya iyi başlayan mavi-beyazlılar, Javadov ile arka arkaya pozisyonlar buldu. Şunu söyleyeyim zorunluluktan forvet oynayan Javadov, Ameobi’nin dönüşüyle kenarlara geçince çok daha etkili bir oyuncu.
Neyse maça dönelim.
Büyükşehir, ayağa pas yapmaya, hızlı oynamaya çalıştı. Baskılı da başladı. Ama hızlı pas trafiği acelecilikle karışınca zaman zaman oyun koptu. Buna bir de Muhammet’in Messi’liği (?) eklenince çok önce gelmesi gereken gol 33. dakikada geldi.
Gol geldi, Boluspor açıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediyespor arka arkaya pozisyonlar bulmaya başladı. Pozisyon bulmasına buldu ama o son vuruşlar yok mu? Bir tutam beceriksizlik, bir tutam acelecilik, çokça laubalilik olunca arka arkaya goller kaçtı. Neyse dedik, bu oyunla 2 de gelir 3 de.
İkinci yarı başladı. Pas yapan yine Büyükşehir’di. Sağdan sola, soldan sağa pas. O da ne, iki pasta Büyükşehir kalesinde golü gördü.
Sonrasında bir telaş. Dakika 60, Muhammet alıyor içeriye şişiriyor, Çağdaş şişiriyor…
Bu acele niye?
Bu arada Boluspor, hızlı çıktığı anlarda Büyükşehir kalesinde tehlikeli oldu.
Son dakikalarda tekrar pasa dönen Büyükşehir Belediyespor, yine tehlikeler yarattı ama aradığı golü bir türlü bulamadı.
Mavi-beyazlılar, ilk maçında 1 puana razı oldu. Oyuna, takım kalitesine bakılınca kazanılan 1 puan değil, kaybedilen 2 puan oldu.

 

PASSOLİG İNADI

Türkiye futboldan 3 aydır uzak. Türkiye’de futbol yaşamı durdurur.
Ama sen getirir, birileri para kazansın, tribünleri kontrol edebileyim diye Passolig çıkarırsan ne futbol kalır ne de taraftar.
Bunun bir de reklamını yapıyor. Rahat rahat maç izlensin diye…
Kimi kandırıyorsunuz?
Sezon başladı, tribünler boş.
Futbol öksüz.
Sahadaki futbolcunun sesini duyuyorsun.
Gaziantep Büyükşehir Belediyespor-Boluspor maçı da diğer maçlardan farksızdı.
Büyükşehir Belediyespor zaten taraftar sıkıntısı çeken bir kulüp.
Belki bu sezonki iddiası, transferleriyle ilk maçında Gaziantep’i stada taşıyacaktı mavi-beyazlılar.
Öyle de zannettik.
Dışarıda davullar dövülüyor, maç bekleniyordu.
Dışarı böyleyse acaba stat nasıl.
İçerideyiz. O da ne. Ortalama 500 olan taraftar sayısı 50’ye düşmüş.
Bu sayıya protokol dahil değil.
Yazık değil mi sahadaki futbolcunun emeğine? Yazık değil mi takımını bekleyen taraftara?
Beceriniz bu kadar.
Passolig’iniz sizin olsun.
Bize futbolu geri verin.

 

BIRAK MESSİ OLMAYI MUHAMMET OL

Yazının son bölümü genç yetenek Muhammet’e ait. Demir olana değil, Demirci olana. Demir olan görevini fazlasıyla yaptı.
Muhammet Demirci, Beşiktaş’ın uzun süredir bel bağladığı oyunculardan biri.
Hatta Türk Messi.
Nurullah Hoca da takımın dümenini Ben Yahia ile Muhammet’e bırakmış durumda.
Güzel kardeşim Muhammet. Boşver Messi olmayı. Gel sen Muhammet ol. İyi bir Muhammet ol.
Pas al, pas ver, takımını oynat. Oynamadan Messi olunmuyor.
Her aldığın topta adam geçmeye kalkarsan, karşında her zaman 10 kişi olacak.
Bir kere de alıp vermeyi dene, bak o zaman daha keyif alacaksın, hem de daha fazla keyif vereceksin.
Kesinlikle yeteneklisin. Ama yeşil sahalar ne yetenekler yedi. Yeteneğinle takımın bir dişlisi olamazsan, o dişli gün gelir seni yer.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz