Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Ülkemi sevdiğimi nasıl gösterebilirim?

Dün 23 Nisan’dı,

İçimde bir şeyler depreşiyor,

Çocukluktan alışkanlıktır zaten ille bir şey olması gerekmiyor,

Tarih 23 Nisan,

Biraz coşmak istiyorum…

 

Önce balkona bir bayrak assam diye düşünüyorum?

Arabaya biniyorum, işe giderken radyoları geziniyorum, günün anlam ve önemine binaen İstiklal Marşı okuyan bir çocuk sesi duymak istiyorum?

Ardından 10. Yıl Marşı?

Facebook’a fotoğrafım yerine ay yıldızlı bayrağı koysam?

Mehmet Akif Ersoy’dan iki dize paylaşsam?

Ahmet Şafak’tan ‘Kırmızı Beyaz Yarim’i dinlesem?

Şehitlerimiz anısına dua edip Çanakkale Marşı ile hüzünlensem?

Çok mu?..

 

Maalesef ama artık bunları yapmak bile “Şucu bucu” olma vesilesi olmuş, 

Belki yukarıda yazdıklarımdan bile farklı manalar çıkaranlar olacak,

Ben milyonlarca insan gibi bu ülkeyi seviyorum,

Ve bu ülkeyi sevmek için şucu ya da bucu olma ihtiyacı duymuyorum,

Yalnız, şucu ya da bucu olmadan, tümüyle safiane bir şekilde bunu nasıl ifade edebilirim bunu bilmiyorum?

 

İnovasyon programlarının

Hülya Avşar’ından nağmeler

 

Gaziantep Genç İşadamları Derneği (GAİAD) 20. yılını çok özel bir organizasyonla kutladı. Bence dört dörtlük programdı. Dernek üyesi firmaların stantlarının yer aldığı fuar, organizasyona hareket katarken doğru isimlerin davet edilmesi ve yapılan sunumlar katılımcıların beğenisini topladı.

GAGİAD Başkanı Taner Özdurak da zannediyorum ilk defa böylesi büyük bir organizasyonun baş aktörü olarak hem ev sahibiydi hem de kürsüye çıkarak önemli mesajlar verdi. Belki de en ihtiyaç duyduğumuz dönemde dayanışma kültürüne dikkat çekti.

Davetliler arasında herkesin merakla beklediği işadamı Alphan Manas’da vardı.

Dragon’s Den yarışmasından tanıdığımız ünlü işadamı Alphan Manas dünyadaki ekonomik gelişmelerden, Türkiye’den ve kendi yaşamından örnekler vererek ülkemizdeki girişimciliği anlattı. Anlattıklarında sert eleştirilerde vardı fakat işin içine mizahı katınca eleştiriler keyifli dinletiye dönüştü.

Sözlerine “Beni televizyon programlarından tanıyorsunuz. Ben inovasyon yarışma programlarının Hülya Avşar’ıyım” diyerek başlayan ünlü işadamı neler mi söyledi.

İşte Alphan Manas’ın Şehitkamil Kültür Mekezi’nde verdiği mesajlardan bazıları.

 

“Konuşmalardan sonra ödül alacağız. Türkiye’nin en canlı sektörü plaket sektörüdür. Yedi Yirmi Dört çalışır. Benim yaklaşık 150 – 200 tane plaketim var. Hatta İzmir Girişimci İşadamları Derneği’nden rica ettim. Artık bana dijital plaket verin dedim ve dijitalplaket.com Web sitesini satın aldım.”

 

 “Türkiye’de İşadamı ve girişimci çok konuşuluyor. Üretim yapan her insan girişimci değildir. İşadamı risk almaz, girişimci risk alır.”

 

“Bir şehirde başkanlar bir araya gelince, her şeyi yapacağımızı zannediyoruz. Ve gerçeklerden kopuyoruz.”

 

“Bilgi ne kadar çoksa cesaret de o kadar az oluyor. Söz gümüşse sükut altın diyorlardı. Sustum, mütevazı oldum, yok olmuyor. Ben değiştirdim, Söz altınsa sükut gümüş. Çünkü ne kadar konuşur, bilgini yayarsan o kadar var oluyorsun. Yoksa kayboluyorsun.”

 

“Girişimci olmak için bir alt yapı olması gerekiyor. Anksiyetesi yüksek olan bir adamın şansı yok. Uçak kullanıyorsa stres altında uçağı yere çakar, şirketi de yere çakar. Girişimciliğin yüzde 60’ı genetik.” 

 

“Kötümser olanların şansı yok. Adam şirket kurarken “batacağız” diyor. Bu adamın başarılı olma şansı var mı?”

 

“Bizim ülkemizde 1966 yılında çocuklar su tabancasıyla oynuyordu. Amerika’da çocuklar interaktif tv izliyordu. Biz inovasyon olarak dönme dolapta nikah kıyıyorduk. Türkiye’de inovasyon falan diyip birbirimizi gaza getirmeyelim.”

 

“Bazı alanlar bize uzak. Sorun eğitimle, hayata bakışta mı? Evet öyle. Müslümanların çok güçlü olduğu Endülüs’te ilk uçak 800’lü yıllarda Müslümanlar tarafından yapılmış. O zamanlar dünya yuvarlaktır diyen adamı engizisyon mahkemesi iki defa yargılıyor. Sonra Hristiyanlar uyanıyor, biz bozuluyoruz. Bizim neredeyse yüzde 1’imiz kadar olan Museviler bizim 25 katımız kadar Nobel ödülü almışlar. Ve dikkat edin Amerika’daki Müslümanlar daha başarılı. Neden, çünkü dinlediğimiz müzikler bile hüzünle dolu. Bu kültürden nasıl bir girişimcilik çıkar. Çünkü bir şey üretmek için motive olmak gerekiyor. Yıllardır “Akşam oldu hüzünlendim” şarkıları dinliyoruz.    

 

“Şimdi herkes patente koşuyor. Rakam bizde çok önemli. Amerika üniversitelere AR-GE için yılda 50 milyar dolar para ayırıyor. Biz 1.7 milyar dolar ayırmışız. Ortada var mı bir şey, yok. Bal üretimine bilmem ne desteği veriliyor…”

 

“İstanbul’da Hasan Paşa’da bir kilometre içerisinde üç tane künefeci var. Böyle bir girişimcilik, böyle bir şey var mı?”

 

“Gençler girişim denince hep internetten satış yapan siteleri düşünüyor. Zannediyorlar ki çok kar yapıyorlar. O gördüğümüz ünlü sitelerin hepsi konsolide olacak. Çünkü hepsi zararda.”

 

“Öğrenilmiş çaresizlik denen bir şey var. Okullarda bunlar hep anlatılıyor. Bir insan devamlı başarısız, devamlı başarısız… Ben de çok sayıda işte zarar ettim. Etkenler farklı olsa da dört defa başarısız oldum. Ama nihayetinde iddaa’da başarılı oldum. Şu ana kadar 600 milyon dolarlık bir şirket değeri yarattığımı düşünüyorum.”   

 

“İSO’nun araştırmasına göre ülkemizde 40 yılda 500 şirketin 17’si ayakta kalmış. Şehrimizi seviyoruz, atıyoruz tutuyoruz ama dikkat edelim. 40 yıl sonra buralarda olamayabiliriz. Neden? Çünkü geleneksel işadamı riski sevmiyor.”

 

“KOBİ’ler bu ülkeyi taşıyamaz. Biz ne yapıyoruz. KOSGEB’lerle bal üreticisine destek veriyoruz. Türkiye’yi bal manyağı yapsanız ne olur. Dolayısıyla bizim yeni tür bir girişimci kategorisine ihtiyacımız var…”

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz