Av. Elif Süeda Özdemir

Av. Elif Süeda Özdemir

TREN KAZASINDA DEVLETİN SORUMLULUĞU HAKKINDA

Son zamanlarda üzülerek izlediğimiz tren kazalarına bir yenisi Ankara'da eklendi. Söz konusu kaza ile ilgiliderhal soruşturma açıldı ve üç TCDD çalışanı taksirle adam öldürme suçunu işleme iddiası ile tutuklandı.

Söz konusu kazanın, tam olarak bitirilmeden açılan tren hattındaki seferlerin “Kara düzen” yürütüldüğü, her sabah kılavuz trenin hattını kapatan görevlilerin makas değiştirmeyi ihmal etmesi nedeniyle kazanın meydana geldiği anlaşıldı. Kılavuz trenin her zamanki yerinde olduğu, makas değişikliği yapılmaması nedeniyle yüksek hızlı trenin bu hatta girdiği belirtilirken, sinyalizasyon sisteminin bulunması durumunda kazanın kesin olarak engellenmesinin mümkün olduğu bildirildi. Sinyalizasyon sisteminin gece yarısından sonra elektrikler kesilerek raylara ve merkeze döşenmesine devam edildiği, güç şartlarda ve sınırlı sürelerde çalışan işçilerin bu yüzden öngörülen sürelerde çalışmalarını tamamlayamadıkları öğrenildi.

Peki burada yine tüm suçu zincirin en altındaki kişilere yıkıp kurumsal bir aklanma yolu mu izlenecek ? TCDD ve dolayısıyla devlet bu ihmaller sonucu ortaya çıkan felaketin sorumluluğunu ne kadar alacak ve bu olaydan ne kadar ders çıkartacak? Daha önce yaşanan kazadan sonra ailelerin maddi ve manevi zararlarının giderilmediğine dair haberler yapıldı, yazılıp çizildi. Peki Ankara' da yaşanan kazada yakınlarını kaybedenlerin zararları kim tarafından nasıl karşılanacak ? Ya da daha gerçekçi bir yaklaşımla, söz konusu zararlar karşılanacak mı?

Demir yolu/tren taşımacılığı, ülkemizde TCDD eliyle devletin tekelinde olarak yapılmaktadır. TCDD ise faaliyetlerinde ve sebep olduğu maddi hasarlı ve ölümlü kazalarda ‘’özel hukuk hükümlerine tabi bir kuruluş ve bir tacir sıfatıyla sorumlu” olmaktadır.

Ölümlü tren kazalarında, yada diğer ismi ile demiryolu kazaları devletin/TCDD'nin yolculara karşı sorumluluğu yönünden, 6102 sayılı TTK'nin 914.maddesine göre: "Yolcuların sağlıklı, rahat ve güvenli bir yolculuk yapmalarını sağlayacak her türlü önlemleri almakla ve onları gidecekleri yere sağ ve sağlıklı olarak ulaştırmakla yükümlü olup, taşıtın kalkış noktasından varış noktasına kadar taşıt içinde veya duraklama yerlerinde yolcuların uğrayacakları her türlü zararlardan sorumludurlar.” denilmektedir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise: ‘’Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak zararı tazmin eder. Yolcunun kaza sonucunda ölmesi halinde, onun yardımından yoksun kalanlar uğradıkları zararın tazminini taşıyıcıdan isteyebilirler.’’ denilmekte ve açık bir biçimde, tren kazalarında meydana gelen ölümlerde, ölenin desteklediği, yani sağlığında maddi ve manevi olarak yanında bulunduğu kimselerin, tazminat hakkı sahibi olduğunu, taşımacılığı yapan kurumun ise doğrudan sorumlu olduğuna işaret edilmektedir.

  TCDD, tren kazalarında tazminat hakkı için bir sigorta şirketiyle çalışmak yerine kendi bünyesinde bulunan Dahili Sigorta Fonundan yararlanır. Bu fon, tren kazası sonucunda yaralanan ya da vefat eden kişilerin tedavi masrafları ile birlikte tazminat haklarını da öder. Ancak bu fonda ödenek olamamasından kaynaklı, herhangi bir tazmin söz konusu olamamaktadır.

Bu aşamada öncelikle denetimin arttırılarak ,bir kazaya daha mahal verilmeden gerekli tüm sistemlerin tamamlanması gerekmektedir. Önemli bir diğer husus da devletin, sorumluluğu üstlenerek mağdur ailelerin zararları TCDD bünyesinden değil kendisi adına gidermesi olacaktır. Yapılacak hiç bir tazmin giden hayatların boşluğunu dolduramayacak olsa da vatandaşların devlete olan güveninin sağlanması noktasında önemli bir husus da devletin kusursuz sorumluluğu ilkesine uygun davranması olacaktır.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz