Avukat Gülsen Tutoğlu

Avukat Gülsen Tutoğlu

TENKİS DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE NEDİR?

Miras bırakan, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilmektedir. Bu hususta miras bırakan , mal varlığının kimlere hangi oranda paylaştırılacağını  yapacağı vasiyetname ile kendisi belirleyebilmektedir. Tenkis davası ise bu süreçte miras bırakanın yapacağı bir vasiyetname ile mirastaki saklı pay oranınıza müdahalede bulunması halinde açacağınız dava türü olmaktadır. Saklı pay, miras bırakanın üzerinde tasarruf edemediği miras hissesi demek olup, bu pay miras bırakanın yaptığı tasarruflara karşı belirli oranlarda korunmaktadır. Yani miras bırakan , gerek sağlığında (hibe, bağış..) gerekse vasiyetname ile başkasına devredilmesi mümkün olmayan  miras malı üzerindeki bu saklı payda dilediği gibi tasarrufta bulunamamaktadır.

Miras hukukunda saklı pay, yasal miras payı üzerinden hesaplanmaktadır. Medeni Kanunda saklı pay sahibi mirasçılar; miras bırakanın anne ve babası, eşi ve varsa altsoyu olarak belirtilmiştir. Bunlar içerisinde miras bırakanın altsoyunun saklı payı kanuni miras payının ½’si olup, miras bırakanın anne ve babasının saklı payı ise yasal miras payının ¼’ü olmaktadır. Dava sürecinde tenkis davasını saklı payları ihlal edilen mirasçılar olarak miras bırakanın alt soyu, anne ve babası , evli ise sağ kalan eşi tek başına veya birlikte açabilmektedirler. Dava sürecinde dosya tenkis hesabı için bilirkişiye gönderilmekte olup  bu bilirkişi raporunda davacının saklı payının ne kadar olduğu ve saklı payına yapılan ihlalin ne olduğu  belirtilmektedir.

Hak düşürücü süre açısından tenkis davasının miras payı üzerindeki saklı payınızın başkalarına bırakıldığını öğrendiğiniz andan itibaren bir yıl ve  her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl içerisinde açılması  gerekmektedir. Bu hususta tenkis davası miras bırakanın vefatı halinde açılabilen bir dava olup, miras bırakanın vefatından önce bu davanın açılması mümkün değildir. Bu durumdan ötürü saklı payınızın ihlal edildiğini, miras bırakanının vefatından önce öğrenmeniz durumunda dahi süre işlemeye başlamayacaktır. Aynı şekilde vasiyetnameler açısından da vasiyetname açılmadan bu süre işlemeyecektir. Tüm bu süreçte mirasın açılması  yani miras bırakanın vefatı ile birlikte geride bıraktığı mal varlığının paylaşılabilir duruma gelmesi gerekmektedir. Ortada bir vasiyetname varsa önce vasiyetnamenin açılması gereklidir. Bu süreçte vasiyetnamenin açılması davası, vasiyetçinin ölmeden önceki son yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülmektedir. Daha sonrasında mirasçılar vasiyetnamenin iptal edilmesi yoluna gidebileceği gibi tenkis davası açarak miras payı üzerinde zedelenen saklı paylarını da mahkemeden talep edebilmektedirler. Belirtmek gerekir ki miras bırakan hayatta iken vasiyetnamesini bizzat kendisi bozabilir veya bundan dönebilmektedir. Mirasçılar ise  vasiyetnameyi ancak miras bırakanın vefatının ardından iptal ettirebilmektedir. Bu hususta yapılan vasiyetnamede kanunda sayılan iptal sebepleri bulunmuyorsa yani yalnızca saklı payın ihlal edilmesi durumu varsa bu durum vasiyetnamenin iptal sebebi değildir. Saklı payın ihlal edilmesi durumu mevcutsa vasiyetname, tenkis davasına konu olabilmektedir. Vasiyetname ancak kanunda sayılan sebeplerden birinin varlığı halinde iptal edilebilmektedir. Bu sebeplerden ilk sırada  miras bırakan kişinin tasarruf ehliyetinin yokluğu yani ayırt etme gücünün olmadığı anda vasiyetnameyi yapmış olması hali yer almaktadır. İkinci iptal sebebi,  vasiyetnamenin şekil şartlarına uyulmadan düzenlenmesidir. Kanunda sayılan üçüncü iptal sebebi ise vasiyetnamenin içeriğinin ahlak ve adaba aykırı olması halidir.  Kanunda sayılan dördüncü iptal sebebi  ise vasiyetnamenin  yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılması yani miras bırakan kişinin  iradesinin sakatlanmış olması halidir. Bu durumda vasiyetçinin son yerleşim yeri olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde vasiyetnamenin iptali davası açılması gerekmektedir. Şayet, vasiyetnamede kanunda belirtilmiş olan iptal sebebinin bulunmasıyla birlikte saklı payınız da ihlal edilmişse açtığınız davada vasiyetnamenin iptaline bu olmadığı takdirde vasiyetin tenkisine şeklinde talep etmeniz daha uygun olacaktır. Kanunda iptal davası açma hakkı ile ilgili olarak vasiyetnamenin iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçıların;  öğrenme tarihinden itibaren bir yıl, her durumda iyi niyetli davalılara karşı on yıl ve iyi niyetli olmayan davalılara karşı için yirmi yıl içinde davalarını açmaları gerektiğine ilişkin hüküm bulunmaktadır. Bu hususta kötü niyet ile kastedilen vasiyet alacaklısı tarafından iptal sebeplerinin bilinmesidir.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz