Tülay SÖZERİ

Tülay SÖZERİ

TEK BAŞINA KARANLIKLAR

Sabahın erken saatleri. Gözlerim kapalı. Gözkapaklarımın ardındaki karanlık bir çukurun içinde şekil değiştiren renkleri bir çocuk heyecanı ile izliyorum. Bilincimle, bilinçsizliğim arasına bir perde gibi çekilen bu karanlıkla mücadele etmek, sessizlik ile kargaşanın neresinde duracağımı bilememek beni tedirgin ediyor.

Saklan diyor sanki saklan karanlıklardan, gün yüzü görmemiş yalnızlıklardan, sevginin sıcaklığına sığınamamış aşklardan, bir gün bile gözyaşlarıyla yıkanmamış yüzlerden. Bakamıyorsan yüzlere, dokunamıyorsan yüreklere ne anlamı var aydınlıkların, bir ucundan tutamıyorsan çileli yaşamının ne anlamı var yaşamanın? Karanlıksam eğer, doğrulamıyorsam eğer, istesen de istemesen de burnunun ucunda bitebiliyorsam eğer bu senin içindir.

Ağlayıp durman boşuna, çırpınman beyhude, ne yaparsan yap beni istediğin gibi şekillendiremez, istediğin gibi zincirlerine alamazsın. Dağların zirvesinde sertçe esen azılı bir rüzgâra, görülemeyen sert bir yumruğa benzerim ben. Hiç ummadığın bir anda suratının orta yerine indirdiğim bu yumruk kendim için değil senin içindir a benim güzel kızım. Hazırlıklı ol diye yarınlara, savrulup gitme diye boş sokaklara, korkmadan bak diye açılmayan kapılara, koşup geliyorum yanına.

Hayat bu geçmez öyle balla, peynirle. Tokluğu da bileceksin, yeri geldiğin de yoksun sofraları da. Onuru da bileceksin onursuzluğu da. Şen kalabalıkların içinde attığın kahkahalar kadar, ıssız sabahlarda gizlice akıttığın gözyaşlarını da bileceksin. Ne yaşarsan yaşa, ancak anladığın kadar olacaktır yaşamın, hissettiğin kadar olacaktır aşkların, gönül gözün kadar olacaktır mutluluğun, sessizliğin kadar olacaktır yarınların.

Bak bana, umurumda mı karanlık boşluğumun içinde kaybolan aydınlıklar, umurumda mı kara kara odalara aceleyle tıktığım yaşamlar, her gün kapıma kadar tıpış tıpış gelen insanlar. Ben bunun için varım a benim güzel kızım, besleyin beni ruhlarınızla diye, karşımda tir tir titrerken aydınlığınızın kıymetini bilin diye, ne olursa olsun ayakta dimdik durun diye varım.

Güçlü olmak senin işin, bu gücü sınamakta benim işim. İster yıkılır, ister yıkıldığın yerden kalkıp parçalarını toplar yoluna devam edersin. İster kaybolur, ister yeniden görünmenin yollarını ararsın Ama bil ki, benim umurumda olduğun kadar dünya seni umursamayacaktır. Seni düşündüğüm kadar kimse seni düşünmeyecek, senin için endişelendiğim kadar kimse endişelenmeyecektir.

O yüzden suçlama beni asla. Kapatma kapılarını sıkı sıkıya. Tüm yaşamın boyunca ne kadar koşturursan koştur elde edemeyeceğin gerçekler var orada, Tanrının sana sunmak istediği tüm nimetlerle bekliyorum karşınızda.

Sepetine zehirli bir elma saklayan çirkin bir cadı gibi de gelebilirim yanına, sepetini çiçeklerle donatmış dünya güzeli bir peri kızı gibi de. Hangi sepetin kapağının sana açılacağı, hangi sepetin içinden sana elimi uzanacağını bilemezsiniz. Bir işim de bu aslında. Önyargılarınla, zaaflarınla, seni karşı karşıya bırakmak, sonra karşıya geçip mücadeleni izlemek. Nasıl çok zalimce değil mi?

Ama güzelim biliyorsun ki, bedelsiz bir şey yok bu hayatta. Kazasız belasız elde ettiğin bir aydınlıkta. Boşuna kaçma benden, kaçma kendinden. Ne yaparsan yap, insan olmanın bedelini ödeyeceksin her anında. Omuzlarına yüklenen tonlarca ağırlığın altında kıvranıp duracak, sana zalimce gelen bu oyunu kurallarına göre oynamayı öğreneceksin. Öğrenmesen de sen bilirsin. Ben buradayım nasıl olsa.

Günün Sözü: Yaşamın gayesi, hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil, hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir. F.W Foerster

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz