Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

SÖMÜRÜ DÜZENİ VE SEÇİM

Seçim konuşmaları, siyasal partilerin ideolojik yapılanmasını, her seçimde olduğundan daha açık bir biçimde ortaya koyuyor. Bütün sorun, vatandaşın bu durumu yeterince anlayabilmesinde.

 

Aslında bu durum, çağdaş etik değerlere ilişkin temel kavramlarda kendini gösteriyor:

-         Kim sömürüden yana, kim değil?…

Çünkü siyasiler söylemlerinde ideolojilerine ilişkin ipuçlarını ele verirken, bu sorunun açık yanıtını net biçimde söylüyorlar; ortada saklı gizli bir şey yok.

Önemli olan, vatandaşın ne kadarının, sömürü ortamının kendileri için iyi veya kötü olacağına ilişkin nihai yargısı…

Yoksa herkes biliyor ortadaki oyunun niteliğini; kiminin işine geliyor “sömürü ortamı”, kimini ise oyunun dışında kalmaya itiyor.

Hani vardır ya, liberalizmin sloganı, “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”, kimilerinin, - giderek bıraksanız da “yapamayan ve de geçemeyen” kimilerinin bile-, öylesine işlerine geliyor ki, en azından “komşuda pişer, bize de düşer” umudu, birçok kişiyi bu ortamın destekçisi durumuna getirebiliyor.

Etik” sözcüğü, çoğunca anlaşılamayabilir, tam olarak karşılamasa bile, ahlaktır etik sözcüğünün anlamı.

Soruyorum şimdi, sömürmek ne denli ahlakidir?

Çağdaş uygarlık değerleri bağlamında, sömürüyü etik değerler arasında kabullenebilir miyiz hiç?

Siyasal anlamda başkaca hiçbir denetim mekanizması oluşturmadan,  hesabı yalnızca dört veya beş senede bir seçim sandıklarında vermeyi öngören anlayışları öylesine kanıksadık ki, ”fahiş kazanç” larla sömürü düzeni sürdürmeyi amaçlayan yönetim anlayışlarını değil yargılamak, sorgulamayı bile aklımıza getiremez olduk..  

 “Sömürmek” yasalarca da suç olmaktan çıkartılmış ve de Vicdani kazanç oranları ile iş, üretim ya da ticaret yapmak unutulmuş gibidir neredeyse.

Hatta giderek kim daha çok sömürürse o daha makbul kabul edilir ve de seçim sandıklarında ödüllendirilir durumdadır..

O nedenle; “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler”, nasıl olsa cezası da yok sömürü düzeninin.

Toplumun, seçim sandığından başka bir denetim aracı, bir denetim mekanizması da yok nasıl olsa. Ve de nasıl olsa herkesin kesesine kar kalıyor yaptıkları.

“O halde ben neden katılmayım bu kervana” diyen bir kısım sıradan seçmenin bile tercihi haline gelebiliyor, sizin “etik” olarak yanlış bulduğunuz “sömürü düzeni” kavramı.

Dileriz açıklık, şeffaflık, katılımcılık gibi kavramlar gerçekten içtenlikle ortaya konulur, bu kavramlara bağlı Toplumsal denetim mekanizmaları ivedilikle oluşturulur da, seçim sandıklarını göstermelik hesap sorma aracı olmaktan kurtarırız.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz