Güney YILMAZ

Güney YILMAZ

Slogansız 'ekmek'

Son dönemlerde Cumhurbaşkanlığı için siyasi malzeme haline de getirilen ekmek ve yemek (gıda) sektörü Gaziantep’te gelişiyor.

 

Lüks restoranların, esnaf lokantalarının, dürümcülerin, dönercilerin, pidecilerin, ekmek fırınlarının, tatlıcıların sayısı her geçen gün artıyor.

 

Hatta Suriyeliler bile bu sektörde oldukça aktif konumda.
Tabi ki ‘Yemek başkenti’ olan bir şehirde nüfus artışı ile birlikte gıda sektöründe gelişme yaşanması da gayet normal.  

 

Benim dikkat çekmek istediğim esas nokta sağlığımız için çok önemli olan gıda sektöründeki hijyen durumu.

 

Hakkıyla işini yapanlara sözüm kesinlikle yok fakat hijyen konusunda Gaziantep’in durumunun hiç de iç açıcı olduğunu düşünmüyorum.

Farklı fikri olan varsa saygı duyarım.

Özellikle ekmek ve pide fırınlarına gittiğinizde temel gıda ürünü yapan bu yerlerin hijyenden yoksun olduğunu görüyor ve şaşırıyorum. 

 

Lokantaları dürümcüleri saymıyorum bile.
Bu kadar başıboşluğu anlamış değilim.

 

Denetimler tabi ki yapılıyordur fakat bunun yeterli olduğunu sanmıyorum. 
Belediye başkanlarının bizzat tebdili kıyafet ile bu sektörün durumunu bizzat görmelerini isterim.

 

***

 


Bir diğer nokta da gıda sektöründe çalışanlar için belli dönemlerde yapılması gereken portör (mikrop taşıyıcılığı) taramasının zorunluluğudur.


Fakat bu zorunluluk nasıl yerine getiriliyor, bu tarama yapılıyor mu orası muamma.
“Bu kural bu sektörler için geçerli mi” sorusunu yetkili makamlara ben sorayım bari! 
Kayıt dışılığın yoğun olduğu kentimizde, gıda sektöründe çalışanların hepsinin ne kadar zorunlu olsa da muayeneden geçirildiği fikri komik geliyor. 

 

Aslında bu durum işletme mantığına ters.
 Ben gıda sektörü ile uğraşsam direk önceliğim hijyen olurdu.
Belki “İnsanlar talep gösteriyor, demek ki sorun yok” düşüncesinde olabilirsiniz fakat zaten bizler

 

her şeyi oluruna bıraktığımız için bu durum bu seviyeye geliyor.
 Vatandaş olarak en azından gıda ve ekmeği hijyenik yemeye hakkımız olduğunu düşünüyorum.
Gelişmiş ülkelerde hijyene ne kadar önem verildiğini ifade etmek için küçük bir örnek vermek istiyorum.

 

 

Türkiye’den Almanya’ya göç eden bir arkadaşımın başından geçen bir olay bu.
Almanya’nın Ravensburg kentinde yaşamaya başlayan bu arkadaşım, bir hastanede sağlık kontrolünden geçiyor.

 

Vücudunda insan gelişimine engel olan bir bakteriye rastlanıyor.
Ve kendisini direk karantinaya alıyorlar. 8 haftalık bir ilaç tedavisinin ardından, 4 ay müddetle gıda satan yerlere girmesi ve o yerlerde çalışması yasaklanıyor.

 

Arkadaşım haliyle şok yaşıyor ancak sağlığı açısından yasaklara uymak zorunda kalıyor.
Doktorlar sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde veya ülkelerde (Türkiye, İran, Ukrayna vb.)  yaşayan insanlarda bu bakterinin görülme olasılığının normal olduğunu söylüyorlar.  
Gelişmiş ülkelerin neden gelişmiş sayıldığını ben de bu örnekle daha iyi anlamış oluyorum.  Umarım siz de anlamışsınızdır.

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz