Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Sizin şekeriniz ne renk?

1960’larda ve 70’lerin başında Dr. Mischel tarafından yapılan Marshmallow deneyleri çok meşhurdur. Bu deneyde 4-6 yaş arası çocukların hoşlandıkları bir durumu erteleyebilme becerileri ölçülür. Deneyde hoşnutluk veren şey çocukların çok sevdiği marshmallow şekerlemeleridir.  Bir araştırmacı gelerek çocuğa yalnız olarak bulunduğu bir odada tepsi içinde şekerlemeyi bırakır. Çocuğa “ben odadan 15 dakikalığına ayrılacağım, eğer ben gelene kadar bu tepsideki şekerlemeyi yemezsen sana bir tane daha vereceğim.” der.

 

 

Sonrasında çocukların davranışları kameralarla gözlenir. Bu araştırmaya katılan çocukların yaklaşık 3’te biri 15 dakika sabretmeyi başarırlar. Çok azı araştırmacı odayı terk eder etmez şekerlemeyi yer, ama çocukların çoğu araştırmacı odaya dönene kadar bekleyemez ve bir noktada şekerlemeyi yerler.  Araştırmanın sonunda daha uzun sabretmekle yaş arasında çok anlamlı bir ilişki çıkar. Yani çocukların yaşı büyüdükçe daha uzun sabredebilmektedirler. Ama asıl çarpıcı sonuçlar, araştırma kapsamında yapılan takip çalışmalarında ortaya çıkar: Yapılan deneyde başarılı olup 15 dakika bekleyebilen çocuklar yıllar içinde 15 dakika dayanamayıp şekerlemeyi yiyen diğerlerine gore daha başarılı öğrenciler ve daha yeterli bireyler olurlar. Eğitimde yapılan standart testlerde daha yüksek puanlar alır, anne babaları tarafından daha yeterli bireyler oldukları söylenir ve hayatta iyi yerlere gelirler.

 

 

 

Biraz düşünecek olursanız, bu deneyin sonuçlarının çok anlamlı olduğunu ve yetişkinlerin yaşamında da doğrudan yansımaları olduğunun fark edersiniz. Şurası kesindir ki, belli bir amaç için kendimize hakim olup bazı şeylerden fedakarlık ettiğimizde daha başarılıyız. Yukarıda bu durumun yaşla ilgisi olduğunu söylemiştim. Gerçekten de davranışı kontrol etmede rolü olduğunu bildiğimiz beynin ön lobu zamanla olgunlaşır ve kendimizi daha iyi control ederiz. Ama doğrusu ya, çevreme baktığımda hala kontrol mekanizması yeterince çalışmayan bir çok insan görmekteyim.  Sözgelimi kırmızı ışığı bekleyemeyip geçenler, sırasını bekleyemeyip kaynak yapanlar ilk aklıma gelenler. Bu tür davranışlar kamusal alanda gerçekleştiğinden hepimizin dikkatini çeker.  

 

 

 

Öte yandan, daha kişisel alanda gerçekleşen ve bireylerin duygularına ve isteklerine söz geçiremedikleri çok alan vardır. Örneğin kendine hakim olamayıp diyetini bozan, sağlığını yitirme pahasına içki sigara içip “atın ölümü arpadan olsun” diyenler, acilen yetiştirmesi gereken bir iş olduğu halde patrondan azar işitmeyi göze alıp dostlarla sohbeti bırakıp gidemeyen ve önceliklerini uygun şekilde belirleyemeyip maddi ve manevi kayba uğrayan çok sayıda insan vardır çevremizde.

 

 

 

Bütün bu insanlar hayattaki başarısızlıklarının ve işlerin tam olarak nerede ters gitmeye başladığının çoğunlukla farkında değildirler. Bu durum, dayanamayıp şekeri yiyen 5 yaşındaki bir çocuğun yaşadıklarıyla neredeyse aynı kategoridedir. Anlaşılan bazıları için bu olgunlaşma hiç gerçekleşmiyor, bazıları için de yeterince gerçekleşmiyor. Şeker hep o şeker de, rengi veya şekli değişiyor, o kadar. Bir sonraki gün zor bir sınav varken, en sevdiğiniz dizinin finalini seyretmek veya öfke doluyken karşımızdakine verip veriştirmek ve içinizdeki bütün öfkeyi boşaltmak ne kadar da çekici, ve şeker tadındadır değil mi? Kendilerini bir control edebilseler, yaşamlarındaki pek çok problem çözülüverecek. Peki ama nasıl?

 

 

Haftaya konuşalım efendim.

 

 

Güzel bir hafta dileğiyle..

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz