Murat Dağ

Murat Dağ

SİVAS KONGRESİ’NİN AYINTAB’TA KARŞILIĞI

Türk Milletinin, ümitlerini ve geleceğini birleştiren Sivas Kongresi’nin 100. Yılını kutlamaktayız.

Trakya ve Anadolu’da kurulan Redd-i İlhak ve Müdafaa-ı Hukûk ismini taşıyan milli kuruluşlar, komutanlar, kimi mülki amirler ve halkın her kesiminden vatansever kişilerin temsilci gönderdiği Sivas Kongresi, doğu ve batı vilayetlerinin, Trakya’nın yani bütün bir vatanın birliğinin, dirliğinin konuşulduğu bir kongre olmuş, manda ve himaye kesin bir dille reddedilmiştir.

4 Eylül 1919’da Mustafa Kemal Paşa başkanlığında toplanan kongrenin ana tartışma konusu, henüz bağımsız yaşama yeteneğine sahip olmayan devletlerin, bu yeteneğine erişene kadar Cemiyet-i Ahvam (Milletler Cemiyeti) tarafından belirlenecek bir devlet tarafından yönetilmesi anlamına gelen “mandacılık” olmuştu. Bu tartışma, Amerikan mandası isteyen bir takım sözde aydınlara karşı, Amerikan Senatosuna yazılan manda karşıtı mektupla son bulmuştur. Erzurum Kongresi beyannamesinin esas alındığı Sivas Kongresi, 11 Eylül’de çalışmalarını tamamlamıştır.

100.Yılını kutladığımız ve yurdun kurtuluş reçetesi olan Sivas Kongresi, tüm yurtta olduğu gibi Gaziantep’te de büyük bir ümit ve heyecan yaratmıştır. Anteplileri saran bu heyecan ve ümit, Türk Ocağı adına çekilen telgrafa: Sivas’ta Müdafaa-i Hukuk’u Milliye Mümessili umumisi mücahid-i şehir Mustafa Kemal Paşa hazretlerine, Türklüğü bir hizmeti bulunan Ayıntab gençliği muvaffakiyetler diler ve Memleket-i Osmaniyenin bir hayr-ı gayret feki olan Ayıntab’ın daimi ve ilelebet Türk kalmasını muavenet (yardım) ve mazhariyet-i ileyhimanenizde (onlara nail olmayı) iştiyak (hasret) ve heyecanla bekleriz büyük kumandan. Sözleriyle yansımıştır.

Sivas Kongresi’nin toplandığı günlerde İngiliz işgali altında bulunan Antep’i, Kara Vasıf ve Hafız Şahin Efendi (Hafız Mehmet Şahin Efendi Gaziantepli olup, I. II. III. IV. V.VI. VII ve VIII. Dönemlerde de Gaziantep’i temsilen milletvekili seçilerek parlamentodaki yerini 14 Mayıs 1950’ye kadar korumuştur.)kongrede temsil etmiştir.

Heyet-i Temsiliye An­tep’in henüz Fransızlar tarafından işgal edilmediği bir süreçte bölge ve işgallerle yakından ilgilenmiş, Antep’in içinde bulunduğu durum kongrede geniş yer bulmuştur. Heyet-i Temsiliye’nin 22 Eylül 1919 tarihli genelgesi de Antep halkının yalnız olmadığını gösterirken umutların da iyice artmasına neden olmuştur. Genelgede yer alan; “Ateşkes sonrasında hükümetimiz Adana ili ile Antep, Maraş, Urfa sancaklarını bırakma güçsüzlüğünde bulunması, bu yörede Fransız ve İngiliz koruyuculuğu altında Ermeni işgalini ve örgütlenmesini kesinleştirmiş ve bunlar o il ve sancakları Ermenileştirmek amacıyla bir yıla yakın süre çalışma göstermiş ve çok üzücü ki, büyük çoğunluğu kendilerinde olmasına karşın, şimdiye dek örgütten yoksun bulunan Türklerin bireysel özverililikleri verimli olmamış ve her gün saldıran Ermeniler, çalışmalarını amaçları doğrultusunda yürütmüşlerdir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, ülkemizde üzerinde bulunan bütün İslamları bir amaç çevresinde toplamış ve Ateşkesin onaylandığı gün işgalimiz altında kalan sınırlar içinde hiç bir yurt parçasının düşmana verilmemesini kararlaştırmış bulunduğundan, yabancı işgali altında çağdışı işkencelere tutulan Adana ili ile Maraş, Antep, Urfa sancaklarının karşı karşıya kaldıkları durumlara ilgisiz kalınamayacağı kesinlikle bilinmelidir. Bu nedenle, Hıristiyan ve yabancı halkın şimdiye dek yapmış oldukları saldırıları hızla durdurmak ve belirtilen yörede bulunan büyük çoğunluğu oluşturan Müslümanlarla, her uygar ulus gibi, onları anayurttan uzaklaştırmak ve kovmak için 20, 13, 3,12. kolordularla sınırlı bulunan ulusal örgütün olağanüstü yardımlarına dayanarak adı geçen il ve sancakların güçlü biçimde örgütlenmelerini hızla oluşturmaya ve düşmanların saldırılarını önlemeye karar vermiştir.” İfadeleri, Antep’te umutları yeşertmiş, teşkilatlanma çalışmalarını da hızlandırmıştır.

Fakat Mustafa Kemal Paşa’nın gönderdiği genelgeler, müttefiklerin iyi niyetine inanan ve direnilmez emirleri yerine getirilirse yarı sömürge olarak da milli varlığımıza riayet edileceği kanaatinde bulunan Mutasarrıf Celal Bey tarafından saklanmış ve kimseye gösterilmemiştir. Ekim 1919 tarihinde Antep Mutasarrıf Vekili Sabri Bey Sivas’ta bulunan Heyet-i Temsiliye’den Cemiyetin maksadının tamamıyla anlamak ve teşkilata ona göre başvurmak için esaslarını ihtiva eden bir programın suretle gönderilmesini ister. Bu arada mutasarrıf gibi düşünmeyen Tahrirat Müdürü Ragıp Bey, Mutasarrıflığa gelen genelgeleri arkadaşlarına gösterir ve cemiyetin Antep şubesini kurmak için çalışmalar başlatılır. Böylece, Sivas kongresinde teşkil edilen ve Mustafa Kemal Paşa’yı temsil heyetinin başkanı seçen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti’nin, bütün il ve ilçelerde şubeler açılmasını ve Misak-i Milli’nin gerçekleştirilmesi için valilere, mutasarrıflara gönderdiği genelge üzerine, Antep’te heyeti merkeziye oluşturulmuştur.

Cemiyetin kurulduğu haberi 23 Ekim 1919’da Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya, gayet acele olarak çekilen telgrafla haber verilmiştir. Telgrafta;

“Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Ayıntab Merkezi bugün teşekkül etti. İngiliz kuvveti 3-5 güne kadar buradan çekilecektir. Teşrinisani’ye (Kasım ayı) kadar Fransızların geleceği muhakkaktır. Vatanın şu parçasını, bu geleceklerden mahfuz (korumak) bulundurulmak su-i cevaba azade arzdır. Bu bab’da heyet-i muhteremenizde yapılacak tedabirin (tedbirler) iş’arı (bildirmek) ve nizamnamenin irsali sür’atle muhtazır ve müsterhamdır. Teşkilat hakkında tafsilat (açıklamalar) posta ile takdim edilmiştir.” deniliyordu.

Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa’da, 25 Ekim 1919’da Amasya’dan çektiği cevabi telgrafta;

Teşekkül eden Heyet-i Merkeziyeniz için muvaffakiyetlerinizi temenni ederiz. Sevgili Ayıntab’a Vuku’u melhuz (akla gelen) her türlü tecavüze karşı yegâne çare-i müdafaa, teşkilat-ı Milliyenin sürat-i mümküne ile tevsi(genişletme) ettirilerek yekpare bir kitle-i azim haline gelmektir. Nizamnamenin mühim esasatı telgrafla bildirilecek ve nizamname ve beyannamelerden kafi miktarı posta ile gönderilecektir. Mahfuziyetimiz (korumak) için Heyet-i Temsiliye her türlü siyasi tedabiri (tedbirler) tevessut (bulmak) etmiştir. Neticesi gariben bildirilecektir. Vasiyetiniz ve istihsal (elde etmek) eyleyeceğiniz malumat-ı cedide (yeni bilgi) hakkında Heyet-i Temsiliyeyi sık sık haberdar eyleminiz ricasıyla takdim-i ihtimarat (saygı, hürmet) olunur efendim.” demiştir.

Bununla birlikte, Antep Heyet-i Merkeziyesi: Tahrirat müdürü Ragıp Bey, Jandarma yüzbaşısı Esat Bey, Doktor Hamit Bey, Ahmet Muhtar Bey, alay kâtibi Maraşlı Avni Bey, meclis idare başkâtibi Eşref Efendi, Maraşlı Hoca Hamdi Efendi, Kepkepzade Abdürrezzak Efendi, Marakzade Şerif Ağa, Körükçüzade Ahmet Efendi’den oluşmaktaydı. Heyet-i Merkeziye’nin faaliyetlerine yardımcı olmak amacıyla da, bu teşkilata bağlı olarak Antep’in ileri gelenlerinden Pazarbaşı Nuri Bey başkanlığında heyet-i idare oluşturularak üyeliklerine: Hocazade Ferit Bey, Hacı Ömerzade, Muhammed Ali Bey, Kilisli komiser Halil Efendi, İncozade Hüseyin Efendi, Mahmut Bildirici Efendi getirilmiştir. Sivas Kongresi sonrasında kurulan ve Antep savunmasını sonuna kadar yöneten Antep Heyet-i Merkeziyesi, yaptığı teşkilatlanmalar ile namüsait şartlarda gösterdiği olağanüstü başarı ile 25 Aralık 1921’de şehri düşman işgalinden kurtarmıştır.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz