Emre GÜVEN

Emre GÜVEN

SİGARA KALDIRILSIN

Sigaraya karşı yürütülen kampanya bünyesinde gösterilen reklam ve resimlerin caydırıcı olduğu gibi insan bilincinde, gelişiminde ve gelecek hayallerinde göz ardı edilemeyecek olumsuz etkiler uyandırdığını düşünüyorum. Sadece sigara kullananların değil gören herkesin geleceğinde olumsuz etki uyandırıyor. Bu etki çeşitliliği düşünülerek mi uygulanıyor, bilmiyorum. Ancak büyüklerimizin, çocuklarımızın ve geleceğimizin çok olumsuz etkilendiğini, böyle devam ederse bu olumsuz etkilerin çok daha vahim sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum.
İnsan, bilinci ve bilgisi ışığında oluşturur hayatını. Bilgisi dahilindedir zaman ve yaşam. Bilmediğimizin hayalini kuramayız, kuramıyoruz. Ancak öğrendiğimiz, edindiğimiz bilgiyle kurabiliriz geleceğimizi. Tüm o konu olan görselleri gerçekten görmek, bilmek zorunda mıyız? Hayır.
Sağlık. Can damarı, esas konu. Sorunları ortada. Çözüm önerileri, her ne sebep gösterilirse gösterilsin negatif en ufak bir bilinç ve bilgi uyandıracak içerik barındırmamalıdır. İnsan, bildiği hayatı düşünebilir, barındırabilir, karşılaşabilir ve yaşayabilir. Bilmek zorunda olmadığı kötü haller ve hayaller gerçekler olarak gözünün önüne getiriliyor. Olumsuz halleri, olumsuz geleceği düşünmek zorunda bırakılıyor insan. Peki bunları daha ne kadar görmek zorundayız? Anlaşılıyor ki, tüm iletişim araçlarında karşılaştığımız örnek olumsuz hallerin resimleri ancak sorunun kaynağı tamamen ortadan kalkakana kadar malesef devam edecek. Peki ne zamana kadar?
Dedelerimiz, atalarımız sigara kullanıyor muydu? Ya da yerine ne vardı? Tütün bu kadar yaygın mıydı? Tütün tüketicileri, gelecekle ilgili hayallerinde; kanser olan, kolu-bacağı kesilen, bağımlı, sağlıklı düşünemeyen, zamanla eksilen ve olgun insan olarak görülmeyen bir insan profilini düşünebilir miydi? Peki düşünmeli mi? Tüm bunları bilmek, görmek, karşılaşmak, kaygılanmak, düşünmek, zikretmek ve sırf acizliğinden onu terketmeyerek bile bile hastalıklı ölümü ihtimal etmek zorunda mı? Hayır.

Mutlu bir insan olarak yaşadım. 30 yaşında, 175 cm boyunda, 52 kg ağırlığındayım. Allah'a şükür, kolay kolay hastalanmam, sağlığımla ilgili tek isteğim kilo alabilmek. Ailem sigara kullandığımı biliyor. Dert ettiğim kilo sorunumun kaynağı olarak da sigarayı gösteriyor. Doğrudur yada artık etkilenen bilincim tarafından doğrulandı. Şimdi sorunumu ve sorunumun kaynağını daha net belirledim, diyelim. Peki çözümü? Çözüm gerçekten yürütülen kampanyalarla insanları caydıracağı düşünülen görsellerin, insanların bilinçlerini kirleterek gelecek hayallerini alt üst etmesinde mi? Tedavisi gün geçtikçe zorlaşan etkiler bırakmak mı? Tekrarlamakta fayda var, kullanılan bu görseller caydırıcı olabilir ancak devamlılığı durumunda telafisi mümkün olmayan olumsuz sonuçlara neden olabilir.
Sigarayı önce babamın elinde gördüm sonra dedemin ve tüm büyüklerimin. Erkekliğe adımın bir sembolü, bir imajıydı o. Onu içmek, içebilmek büyüdüğünün, bildiğinin ve bile bileceklerinin göstergesi, kanıtıydı. Onu taşımak gurur kaynağı, içebilmek marifetti. Daha 8,9 yaşlarındayken balkon altlarında biriken izmaritleri yakarak başladı oyun. Sonra ele geçen ilk bayramlıkla paket almak mühim marifet oldu. Yakalanınca azarlandık, kızardık, bozulduk. Ama bizi azarlayanın, kızanın elinde - ağzında sigara vardı. Madem kötü bu, bana bağıran çağıran ne diye içiyor bu illeti. 15 yaşındayken sigara içtiğimi gören annem, kapıyı göstererek beni evden kovdu. Henüz yeni tanıştığım bir şehirde 5 saat turladıktan ve üşüdükten sonra eve geri dönmüştüm. Sigara içmenin de vakti vardı. Tıpkı araba kullanmak için gereken ehliyetin alınacağı yaş gibi. Sigara, olmazsa olmazlardan büyük işi, ergen işi, bilen adamın işiydi. Ne oldu?
Kırmızısı,mavisi ve sarısı geldi. Az bulunur, enderdi, kıymetliydi. Sonra topladılar tezgah altına indi. Kaçak, yasadışı oldu. Ama tutku olmaya devam etti. Reklam, bana göre soykırım devam etti. Farklı cazibe nedenleri de oluşturuldu. Kullanmak marifetti, engellendi. Ona ulaşabilmek marifet oldu. Görünürde taleple baş edilemedi, ciddi bir kaynak olduğu değerlendirildi, hızla alternatifler üretildi. Bizim de kırmızımız, mavimiz, sarımız, beyazımız oldu. Ne ara, nasıl oldu bilmiyorum. Sağlıklı olmamıza, lafın özü insan olmamıza kocaman bir engel giriyor hayatımıza, biz de onu bir işletme, bir gelir ve çalışma alanı olarak geliştiriyoruz. Ne büyük ayıptır bu. Bir nesnenin yada düşüncenin hayır mı - şer mi olduğuna neden, nereden ve kimden geldiğine bakarak karar verebiliriz diye düşünüyorum. Dün 3 çeşidi vardı; kırmızı, mavi, sarı. Bugün 3000 çeşidi var rengarenk.
Bizde saf tütün vardı. Her an, her yerde içemezdin. Çok kolay değildi barındırmak, sarmak, tüketmek. Zaman alırdı onu yapmak. Bu kadar sık içilmezdi, içilemezdi. Müsait olamazdı insan, işine bakmak zoruda kalırdı. Vakit ayıramazdı. Kahvenin yanına keyif, yemeğin sonuna hazım kolaylaştırsın, hakiki derdi olduğunda da onu sakinleştirerek sağlıklı düşünmesine sebep olsun niyetine tüketilirdi. Niyet temizdi! İnsan, kanser olsa da kanser olacağı hayalini kurmuyordu. Hastane odalarında yoğun bakım hali, hayali kurmuyordu insanlar. Oldu, onlar gerçek var ki bu resimler gözümüzün önünde. Bu gerçeği ortadan kaldırmak için düşüncesini, düşünmeye sebep olan her şeyini ve kaynağını tamamen ortadan kaldırmak gerçeğinin gerekliliğini fark edebiliriz.
Okyanusun ardından gelen bu abi! Örnek oldu, bilinçlere kazındı. Dün örnek modeldi. Bugün hain, düşman oldu. Ama hala hayatta. Yanı başımızda her an, her yerde yine var.
Gazetedeki, dergideki, dizideki, sinema perdesindeki adam ve ağzındaki, onu o yapan sigara; reklam değil miydi? O örnek, karizmatik, olgun, pişmiş, ermiş, baba adam, delikanlıya ne oldu? Öldü mü? Onu izledik, onu izlettiler, gösterdiler bize. Kim gösterdi onu bize, kim öldürmek istedi bizi, kim bizim o ölümleri görmemize, yaşamamıza hizmet ediyorsa, şikayetçiyim arkadaş etme, diyemiyor muyuz? Engel olamıyor muyuz? Merak ediyorum. Vakti gelmedi mi? Onu öldüremiyor muyuz?
Bizim bir paçamız, arkadaşımız oldu o. Sonra anlaşıldı kötü adam olduğu. Haindi, sahte dosttu. Derman değil derdin özü, kendisiydi. Tüm bunlar anlaşıldı da o niye hala hayatta. Hala var, hala alabiliyoruz, tüketebiliyoruz. Bu hain adam hala niye hayatımızda? Neden gözümüzün önünde? Ulaşabileceğimiz, edinebileceğimiz her yerde. Ona bağımlı hale geldiğimizi, onu kolay kolay bırakamayacağımızı da anlattılar bize, tamam. Hepsini gördük, anladık. Peki hala hayatımızda neden var? Onunla mücadelede kaynak harcanıyor. Ama raflarda satış devam ediyor. Ne demek bu? Buyur istersen böyle ölebilirsin, sakat kalabilirsin, iktidarsız yarım olabilirsin, çocuğun, neslin, soyun sağlık nedir bilmez olabilir vatandaş. Neye sebep olursa olsun sen bu hakka sahipsin arkadaş. Özünde iyi niyeti olan birinden duyabilir misiniz bunları? Bir intihar iskelesi düşünün şehir meydanlarında kurulan. İsteyen çıkıp oradan atlayarak ölebilir, sakat kalabilir. Kendisinin ve çevresindeki insanların geleceğini mahvedebilir. Ayrım gözetmeksizin bunu herkes yapabilir. Elimizi uzattığımız her yerde ulaşabileceğimiz sigara satışının, şehir meydanlarında kurulan intihar iskelelerinden ne farkı var?
Ülkemizin sigaraya uyguladığı vergi kaynak kalemi nedir?
Ülkemizin sigarayla mücadeleye ayırdığı kaynak kalemi nedir?
Ülkemizin sigaranın sonuçlarına harcadığı ve harcamak zorunda kalacağı öngörülen kaynak kalemi nedir?
Sigara trafiğinden gelir sağlayan; çalışan, işletme sahibinin gelir ve gereksinimleri nedir?
Akla gelen çok soru var ancak konuyu biraz toparlayıp kaynağa dönmekte ve yinelemekte fayda var. Kahvaltı masasında, çalışma masasında, cepte, evde, gördüğümüz açık alanlarda, iletişimin her aracında, her an, her yerde gösterilen bu resimlerin bilinç altında bırakabileceği hasar neden önemsenmiyor?
Bu resimlerin caydırıcılığı elbette kullanımını düşündürebilir, uygulanabilir, başlangıç olarak değerlendirilebilir ancak sonuçta başarıya ulaşılabilmesi için görevini tamamlaması ve sonuca ulaştıracak eylemin hayata gerçirilmesi gerekliliği ortadadır.
Başarsın artık yeter. "Kaş yapacağım derken göz çıkarma." der büyüklerimiz.

Gördüğüm bu gerçekler geleceğimiz olmasın. Olmaması için doğruyu, gerçeği ve yapılması gerekeni ülkeye soralım mı?
Sigara (Hazır sarılı tütün. İçinde zifir, nikotin ve karbonmonoksit vb. zehir bulunduran illet.)Dün insana faydalı görünürken bugün en büyük acılarımızın kaynağı, sebebi olarak görüyorsak;
Ülke sınırları içinde, hazır sarılı paket içinde sigara üretimi, satışı ve bulundurulması kaldırılsın.
Sigara raftan kalksın.

Ne olur? "Tekrar tezgah altı olur." Cezalandırılır. Ne kadar devam edebilir? Ne ile mücadele edilir?
"Kayıtsız ve yasa dışı trafik, kaçakçılık patlar." Cezalandırılır. Ne kadar devam edebilir? Zararı ne olur?
Boyut ve sonuçları ne olursa olsun hali hazırda karşılaşabileceğimizi öngördüğümüz sonuçlar düşünüldüğünde arada hiç mi fark yok? Memlekette yasak olan yerde kullanıldığında yakalayıp ceza uygulayabiliyoruz. Bunu üretene, satana, alana, barındırana neden ceza uygulamıyoruz? Bu nasıl mücadeledir anlamıyorum.
O haini ortadan kaldırmak bizim elimizde.
"Allah'ın yarattığı diyorum aklıyorum." Ne büyük yanılgı ne büyük ihanet aslında bu.
Allah, tütünü hayır olsun, şifa olsun diye yarattı niyetimi koruyabilirim. Ancak sigara adıyla rafta satılan, ülke içinde üretilen ve bulundurulması yasal olarak korunan bir hainle nasıl mücadele edilebilir? Farkında mısınız, tarihteki soykırımları günlerce gündemde tutabiliyoruz. Ancak hali hazırda devam eden soykırımı, katliamı göz ardı ediyoruz.
"Olmaz bırakamam arkadaş çok asabi adamım ben. Dedem de içerdi bunu babam da."
Çocuğun da mı içsin? Deden, saf tütünü ince küçük kağıda sarardı. Ne onu yaparken ne de tüketirken kendisine zarar vereceğini düşünmezdi. Niyeti zehir değil şifa edinmekti.
Niyetin şifa olsun içtiğin su sana şifadır. Niyetin zehir olursa içtiğin su sana zehir olur.
Aksini savunanın niyetinden şüphe ederim. Durum böyle olunca bildik ki sigara kullanan bizler, gösterilen sorunlarla karşı kaşıyayız. Yetişkin, erişkin insanlarız, geleceğimize bilgimiz ve etkimiz dahilinde biz karar veririz. Peki çocuklarımız? Onlar gördükçe, öğrendikçe, deneyimledikçe ne karar verecekler? Onlar da bizim gibi acizlik gösterip bile bile zehir mi tüketmek isteyecekler. Bu alternatif var oldukça aynı sonuçlar neden olmasın?
Ülkede tütün yetiştirmek zarar değil. Zarar, onu kolay ulaşılabilir yapmakta. Hızlı ve devamlı tüketime hazır halde kolaylıkla sağlamakta. Bunun zararı var, faydası yok, ne diye kolayda bu illet anlamadım.
Bir dedem 72 yaşında Allah'ın rahmetine kavuştu. Gönül isterdi ki ölüm sebebi, sadece vaktinin gelmiş olması, olsaydı. Ancak ölmeden önce son ve tek dileği "Allah bana, bir sefer olsun rahat ve derin bir nefes alabileyim nasip etsin" di. Olmadı! Tütün içerdi, sonra kolayı var diye sigara paketi almaya başlamış ancak doktorlar; "katiyen yasak, içtiği an ölür demiş" bunun üzerine istese de eline sigara geçmemiş ve içememişti. O hain; onu bırakmadı, onun aramızdan ağrılı ve sancılı bir şekilde ayrılmasına sebep oldu. Allah dedemi cennet sakinlerinden kılar inşallah.
Bir dedem de 85 yaşlarında, yanımızda çok şükür. Yaklaşık 60 yıl tütün kullanmış. Beslenmesine, giyimine, temizliğine inanılmaz intizam gösterir. 11 evladı, 70 torun olan dedem, bugün tütün saramadığı için benden sigara ister. Dedem hala sigara dahil ne tüketirse tüketsin, şifa niyetini dile getirir. Allah'tan şifa diler. Zikrinde, fikrinde niyeti şifadır, temizdir. Yatağından sadece temel ihtiyaçları için kalkar. Bugün dedemin dert ettiği; sakallarının uzayınca kaşıntı yapması ki haftalık rutin berbere ardından hamama gideriz; sigara paketinin boşalması ki günde 1 paket sigara bitirir; ve çakmağının bitmesi ki sürekli elindedir ara ara yakar, bakar. Onun sıkıntı etmediği ancak bizim sıkıntı olarak gördüğümüz tek sorunu öksürüğü. O da olmasaydı, ne güzel olurdu. Allah dedeme şifa verir inşallah.
Sonuçta; niyetimizi, zikrimizi, fikrimizi, geleceğimizi olumsuz etkileyen bu resimleri hiç bir yerde görmek istemiyorum. Markette, büfede sigara satışını görmek istemiyorum. Her istediğimde hazır sarılı 20 adet zehiri edinebilmek istemiyorum. Gerekirse geçiş süreci diye adlandırılan zamanda saf tütün kullanırım. "Aynı halt, ne farkı var." dediğinizi duyar gibiyim. Fark şu, sigara kolay edinilir. Çıkın sokağa ilk büfede görürsünüz, bir miktar para ödersiniz, size içinde 20 tane olan ki bu sayı; sizin bir günlük ortalama tüketiminizi hedef alır, edinebilirsiniz. Kolay, hazır, her elini uzattığında al, iç, öl, öldür. Tütün, sigara gibi hazır değildir. Onu hazır etmek için vakit ayırmanız gerekir. Zahmetsiz ve kolay değildir. Sadece kullanım sıklığı bile değerlendirilse aynı sonuçlarla mı karşılaşırız? Üzerinde iğrenç resimler göremezsiniz; zifir ve nikotin gibi zehirlerden bahsetmez. Hazırlarken veya tüketirken besleyeceğiniz niyet size kalmıştır. Sonucuna siz etki edersiniz, başkaları değil. Altını çizmekte fayda var; sigara kaldırılsın, millet onun yerine tütüne yönelsin değil niyetim, sözüm. "Geçiş süreci sert olur bunu millet kaldıramaz." der bilmişler. Sen hele bir kaldır. Ondan sonra konuşalım doğan sorunları, hiç biri hali hazırda devam eden ve oluşan sorunlardan daha vahim olamaz. Bahanemiz, mazeretimiz kalmasın. Kaldıralım, yok edelim o haini. Geleceğimiz, çocuklarımız hiç bilmesin, görmesin, tanışmasın onunla, olmaz mı?
Sigara edinememe hakkı talep ediyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz