Çetin PEKMEZCİ

Çetin PEKMEZCİ

SEVİNÇ VE HÜZÜN

Her pazartesi akşamı, Kanal 27 Televizyonundan ekranlarınıza konuk olup, Gaziantepspor’un maçlarını yorumlarım. Takımın lige başladığı 1969 senesinden, bugüne taraftarı olduğum takımın maç sonuçlarını yorumlarken, hislerimin öne çıktığı bir gerçektir. Her Pazartesi akşamı, bir sonraki maçın skoru üzerine tahmin yapıp iddiaya girmeyi bu sezon itibarıyla hiç aksatmadık. Ben Salı akşamı, İnönü Stadyumunda, Beşiktaş ile oynadığımız maç için 2-1 Gaziantepspor kazanır tahmininde bulunmuştum. Arkadaşlarım beni iyimserlikle suçlamışlardı. Salı akşamı saat 20.30 da ekranın başına geçtim. Maçı izlemeye başladım. Esame listesine baktığımda, Karce'nin yokluğunda Mahmut kalede, savunmada Kerim, Elyasa, Dany, Şenol, orta alanda Sosa, Serdar, Sapara, Bekir, Popov ve ilerde tek santrafor olarak Cenk ile sahaya dizilmiştik. 4-5-1.Deplasmanda, rakibinden puan yada puanlar almak için, özelliklede galibiyete yönelik amaçla sahaya çıkışın bir göstergesi. Eğer hoca sadece tek puanı hedeflemiş olsaydı, 3-6-1 ile oyuna başlardı. Abdullah hocam, sahaya sürdüğü takımla, galibiyet istediğinin mesajını veriyordu. Karşılaşma başladığında, orta beşlimiz, Beşiktaş’ın boş alan bulmasını engelledi. Alan savunmasını iyi yaptı. Beşiktaş’a etkili ataklar geliştirme şansı vermedi. Oyunun, kontrolünü kısa sürede ele geçirdi. Fakat evdeki hesap, öncelikle KERİM'İN sakatlanıp, yerini ORHAN'A bırakmasıyla bozuldu. Savunma özelliği olmayan Orhan, orta sahaya geçerken, Serdar, sağ kanata geçti. Zorunlu bu değişiklik takımın balans ayarını bozdu. Edu’nun çerçeveyi bulmayan şutlarından sonra, devre sonuna doğru kullanılan köşe atışında, Sosa'nın ortasına kafayı vuran Elyasa takımı 1-0 öne geçirdi. Bu gol moralleri yükseltti. Arkasından Popov'un iki sert şutunu kaleci Cenk önledi. İlk yarı bu skorla bitti. Bir takım için en önemli avantaj, soyunma odasına önde girmektir. Bunu başardık. Fakat soyunma odasından, ikinci yarıya gereken motivasyonla çıkamadık. İnönü de oynadığımızı, taraftar baskısını ve hakemin maç atmosferinden etkilenebileceğinin hesabını yapmadan çıktık. İkinci yarıya Beşiktaş etkili başladı. Simao’nun getirip, kale alanına ortaladığı topu, Elyasa, Dany ve Mahmut seyir etti. Seyretmeyen Almeda vurdu. Skor eşitlendi. 1-1. Bu gol Beşiktaş’ın kenar yönetimine sinyal oldu. Gaziantepspor’un zayıf karnı sağ kanadıydı. Hoca, gibi hoca olan ve oyun için planı olan Carvalhal, hemen oyuna, Necip ve Pektemek'i aldı... Oyunun dengesini kurdu. Beraberlik golü ev sahibi takımı hareketlendirdi. Bu hataları da beraberinde getirdi. Sahada aslanlar gibi mücadele veren Cenk, kazandığı topla takımı atağa kaldırdı. Sapara-Bekir, destek oldular. Bekir'in şahane ara pasına harika vuran SOSA, Gaziantepspor’u yeniden öne geçirdi. 2-1. Öne geçmek, kazanmaya yetmiyor. İstanbul’da skor avantajını yakalamışsın. Rakibin üstüne gidip, işi bitirmek varken, geriye yaslanma alışkanlığımız başladı. Bu süreçte maçın kaderini etkileyen bir sakatlık oldu. DANY, sakatlanıp çıktı. Emre girdi. Gaziantep'in balans ayarı bir kez daha bozuldu. Sakatlıktan yeni çıkan Emre, istenen verimle oyuna katılamadı. Carvalhal, bunu da gördü. Ernst'in yerine Holosko'yu aldı. Hücum gücünü artırdı. Abdullah hoca ise inanılmazı yapıp, POPOV'U oyundan aldı. Yerine Turgut Şahin’i sahaya sürdü. SOSA'NIN gollük şutunu Cenk, kurtardı. Kabuğumuza çekildik. Bu süreçte kalecimiz Mahmut'un ayağı çekmeye başladı. Ancak 3 oyuncu değiştirme hakkını kullandığımız için, Mahmut, sekerek oyuna devam etti. 82.dakikaya kadar öndeydik. Maç sona doğru yaklaştığında, Beşiktaş, taraftarın da etkisiyle baskıyı artırdı. Mahmut’un sakat sakat oyuna devam etmesi de, iştahlarını artırdı. 85. dakikada soldan, kale alanına yapılan ortada, Emre, Elyasa, Şenol'un arasından sıyrılıp vurdu. Skora denge geldi. 2-2. Bu gol moralleri bozdu. Savunmada hatalar yapan takımımıza, Orhan ve Sapara’nın top kayıpları eklendi. Taraftar baskısı, futbolcularımızın sinirlerine hakim olamayışı, kaderimiz oldu. Bekir ve Turgut Şahin ikilisinin, hiç yoktan rakiplerine yaptıkları faule hakem, can simidi gibi sarıldı. Son dakikada Beşiktaş lehine serbest vuruş verdi. Bu atıştan, kale alanımıza gelen topu, OFSAYT pozisyonunda bulunan Toraman kafayla indirdi. Toraman, defans oyuncumuzu da künde ile indirdi. Gerilerden gelen Egemen tamamladı. Beşiktaş’ı 3-2 öne geçirdi. Film tamamlandı. Hem Beşiktaş taraftarlarının isteği olmuş, hemde hakem kurtulmuştu. Sonuçta sevinçle sonlanabilecek karşılaşma, Gaziantepspor için hüzne dönüşmüştü. Gaziantepspor’un bu maçtan çıkarması gereken birçok ders var Gaziantepspor’un attığı gollerdeki Abdullah hocamızın sevincine bakınız. Beşiktaş’ın 3.golü attığında Carvalhal'in, SEVİNÇ VE KUTLAMASINA BAKIN. Abdullah hocamın oyuncu değiştirmelerine bakın, Carvalhal'in oyuncu değiştirmelerine bakın. Abdullah hocam, kendini halen U17 yada U19 takımı çalıştırıyor zannediyor. Serdar, Emre, Dany ve Kaleci MAHMUT, değerlendirmeye alınması gereken futbolcularımız. Futbolda sakatlıklar, genel olarak iyi antrenman alamamaktan ve aşk hayatından kaynaklanır. Özellikle kasıklardaki çekme ve yırtılmanın ana nedeni, aşırı derecede aşka düşmeden kaynaklanır. Benim şahsi düşüncem futbolcularımızın profesyonelce yaşamamalarından kaynaklanmaktadır. Karce, Dany, Kerim, Mahmut, Emre'nin kasıkları çekiyormuş. Bundan ne anlarsınız? Kerim, transfer edilirken sağlık kontrolünden geçti mi. Bu sporcuya sağlam raporu verilmiş ise, raporun spor kamuoyuna açıklanmasını istiyorum. Bu arkadaşımız, takıma sakat sakat mı transfer edilmiştir? Mahmut kalede olduğu zamanlar iyiydi. Fakat kendisine ihtiyacımız olduğu Rize ve Beşiktaş maçında varlığı ile yokluğu arsında bir fark yok. Karce sakat eline İstanbul da Beşiktaş karşısında kaleyi devir alma fırsatı geçmiş. Arkadaş evlilik hastalığına tutulmuş. Kasığı çekiyor. Yönetimin yerinde olsam, Mahmut'u hemen satarım. Kulüp bulmasını isterim. Üçüncü kaleciyle devam etmek, Mahmut'tan hayırlı olur. Emre'nin sakat olduğu söyleniyor. Fakat pastanelerdeki hal ve davranışları, sakatlık terimiyle uyuşmuyor... Bu sakatlıklara defansın bel kemiği Dany de eklendi. Kaçınılmaz son geldi. Daha önemlisi takımdaki disiplinsizliğe bakın. Altı oyuncumuz kart sınırındaydı, hemen hemen hepsi kart gördü. Sivas maçında cezalı duruma düştüler. Patronlara istihdam hazırladıkları için saygı duyarım. Asgari ücret verdikleri işçinin burnundan getirirler. Patronlardan şikayet edilir. Profesyonel bir futbolcuya, ülkemizi yöneten Devlet Yetkililerinden daha çok para verilir. Ama her nedense, profesyonel futbolculardan ve Teknik adamlardan, hesap sorulmaz... Sahi, dokunulmazlıkları mı var...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz