M. Ulaş İNBAŞI

M. Ulaş İNBAŞI

Sessizliği bozan ''düttt'' sesleri

Tribünler boş, zemin kötü, futbolcular isteksiz, hakem felaket ve sonuç sessiz gece. 

Gaziantepspor evindeki ikinci karşılaşmada da Passolig destekli dolu(?) tribünlere oynadı.
Bir avuç kırmızı-siyah sevdalısı için boşa harcanmış iki saatlik bir zaman dilimi.
Maç neredeyse başladığı gibi bitti. 90 dakikaya serpiştirilmiş hakem düdükleri.
Baştan söyleyeyim, Abdullah Yılmaz 1000 yıl geçse de hakemliği öğrenemez.
Nasıl hakem oldu onu da bilmiyorum. Futbolu bilmeyenden hakem olmaz. Her ah diyene düdüğüyle koştu. Hemen her hava topuna faul çaldı. Birine de çalma be kardeşim.
Tribünler zaten boş, futbol desen kötü bir de hakem kötü olunca çekilmiyor. Bu arada hakem hatası falan yok, hakem futbolu bilmiyor. Üstüne basa basa söylüyorum, Abdullah Yılmaz futbolu bilmiyor.


İşin garip tarafı bilmediğini de bilmiyor. (Vedat Diri destekli bir cümle). Daha da garibi; TFF de Abdullah Yılmaz’ın futbolu bilmediğini ve bunu da bilmediğini bilmiyor.
Oynanan oyuna gelirsek; gelmesek daha iyi.
Gaziantepspor hala 11’ini bulamadı. Problem orta sahada diye bas bas bağırıyor. Her hafta farklı bir isim kadroda.
Ne yapsan ne etsen olmuyor.
Dün de olmadı.


Keyifsiz bir maç sonrası yazı yazmak da gelmiyor içimden.
Maç boyunca Camara’nın ara pasına Muhammet’in vuruşu Gaziantepspor’un tek pozisyonu.
Gaziantepspor için böyle de Başakşehir için farklı mı? Onlar için de aynı.
Futbolcular pazartesi sendromu yaşayan memur misali sahada gezindi maç boyunca. Onlar gezindikçe biz sıkıldık, biz sıkıldıkça onlar biraz daha gezindi.
Bu maçı şöyle oynandı, böyle oynandı diye yazmanın anlamı yok.
Hakem düdük çaldı başladı, aralarda yine hakem düdükleri, devre oldu. Hakem düdük çaldı ikinci yarı başladı, aralarda bolca hakem düdükleri ve maç bitti. Başka da yazacak bir şey yok.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz