Tülay SÖZERİ

Tülay SÖZERİ

SEN SUÇLU DEĞİLSİN ANNE!

Çalışan her anne gibi, çocuğumla ilgili evham yaparım. Karakterindeki aksaklıklarda, okuldaki başarısızlığında, ilişkilerindeki yetersizlikte sürekli olarak kendimi suçlarım. Onunla yeteri kadar ilgilenemediğim, ona zaman ayıramadığım için vicdan muhasebem gece gündüz faaliyettedir. Bu ses hiç susmaz, devamlı olarak beni yargılar, zavallı ruhumu duvardan duvara çarpar, kâbus olup gecelerime yüklenir. Bu muhasebenin şiddeti zaman zaman azalsa da asla yok olmaz.

Geçen gün kızımla balkonda sohbet ederken, ona,” Canım, ileride yetişkin bir kadın olduğunda, beni en çok ne ile suçlayacaksın çok merak ediyorum” diye sordum. Bu sorum üzerine kızım afalladı. Uzun uzun yüzüme baktı ve bana. “Hayır anne! Dedi. Yanılıyorsun. Her şeyi sana yükleyecek kadar zalim değilim. Benim de hatalarım çok fazla. Neden eksikliklerimden dolayı sadece seni suçlayayım ki. Bu haksızlık olmaz mı ?” dedi.

Haydi, buyurun bakalım! 12 yaşındaki bu bilge hatunun cevabı karşısında ne yapılabilir ki? Ya gülünüp geçilir ya da “Vay be! nasıl bir çocuk yetiştirmişim, hayatın içinde un ufak olmuş, küçük bedeninde barındırdığı o yüce ruhun vakurluğuyla, annesine hayat dersi veriyor” der, şerefli bir ezilmişlikle masadaki bardak ve çanakları toplayarak, kucağınıza gülle gibi düşen bu ağırlıkla baş etmeye çalışırsınız.

Ben elbette ki ikinci seçeneği seçerek, dolan gözlerimi saklama telaşıyla mutfağa jet hızıyla bir geçiş yaptım. Tabak çanak gürültülerine boğularak, hayatımın temel sorununa cevap bulan bir kız çocuğuna sahip olduğum için Allah’a şükrettim.

Evet! genel sorunumuz bu aslında. Mutsuzluklarımız, başarısızlıklarımız, eksikliklerimiz için hep birilerini suçlamak, hatayı kendimizde değil başkalarında aramak. Hayatımızdaki eksiklikler için daima bir mazeretimiz vardır. Bitiremediğimiz okulların, başarısız işlerimizin, sonu hüsranla biten evliliklerimizin sorumlusu başkalarıdır.

Bir kusursuzluk abidesiyken, karşımıza çıkan yanlış birisinin suratımıza çaktığı tokatın acısını bir ömür taşımayı marifet biliriz. Bu tokatı yemek için verdiğimiz tavizleri düşünmek yerine, kendimizi kader kurbanı olarak görmek en büyük hatamızdır.

Başarıya ulaşmada en büyük engelin kendimiz olduğumuzu kabullenemiyoruz. Hatalı davranışlarımızın ardında yatan sebebin, korku olduğunun idrakine kolay kolay varamadığımızdan, bir yangından diğerine atlamakta bir sakınca görmüyoruz. Bilinçaltımıza yerleşmiş hatalı komutların, hayatımızı alt üst ettiğini ise ancak ağır bedeller ödedikten sonra fark edebiliyoruz.

Başımıza gelenler için başkalarını suçlamak, sorumluluktan kaçmaktır. İnsani duygularımızı yadsımak, içtenliğimizi kapı dışarı etmektir. Kim ne derse dersin, kendimize sahip çıkamamaktır. Kendimizi bu kadar güçsüz duruma düşürmek, haliyle başarısızlığı da beraberinde getirecektir.

Kendi kazdıkları başarısızlık kuyusuna düşmeyenler, geçmişinin hesabını kapatan, hatalarının sorumluluğunu alan kişilerdir. Onlar geleceğe odaklanırlar, anı yaşamaktan korkmazlar. Başarı kadar başarısızlığı da aynı olgunlukla kucaklamaktan kaçınmazlar.

Kendinizi, başkalarını, sistemi suçlamak çok kolaydır. Zor olan ise, hatalarınızı kabullenip, yolunuza samimiyetle devam etmektir. Her ne kadar değişim çok zor olsa da, şu an yaşadığınız sorun her ne ise, bu konudaki sorumluluğunuzu kabul etmek, sorunun çözümünü de beraberinde getirecektir.



Günün Sözü: İnsan ancak kendi hatasını büyüten, başkalarınınkini de küçülten aynada görebilirse, her iki hata hakkında da, haklı bir fikir yürütmeye gücü yetebilir.
Mahatma Gandhi

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz