Murat Dağ

Murat Dağ

ŞEKER BAYRAMI-RAMAZAN BAYRAMI MESELESİ

Mübarek Ramazan ayı sonrası, huzurla geçirdiğimiz bir dini bayramı daha geride bıraktık, ananelerimize göre bayram ziyaretleri, ikramlıkları ve tebrikleri gerçekleştirdik. Ziyaret ve ikramlar nerde o eski bayramlar klişesinin dışına çıkmasa da, tebrik mesajlarının toplumu ayrıştırır vaziyete geldiğini gördüm. Özellikle cep telefonları mesajları ve de sosyal medya hesaplarından atılan bayram tebrik mesajları, neredeyse toplumu ikiye bölmüş, tahammül sınırlarını aşmış vaziyette. Bir taraftan “Şeker Bayramınız Kutlu Olsun” mesajları, öte yandan bu mesajın altına yazılan –Hayır efendim! Şeker Bayramı diye bir şey yok! Ramazan Bayramı O, Ramazan Bayramı! Şeklindeki öfke patlamaları… Bende, bu iki tebrik mesajı arasındaki ihtilafları merak edip, bayram boyunca konuyu araştırmaya karar verdim.

Bayram sonrasına sarkan araştırmalarıma göre; Ramazan ya da Şeker Bayramının asıl adı Iydu’l-fıtr ya da Iyd-i fıtr’dır. Fıtır ya da fitre denilen sadakayı, Ramazan bayramının birinci günü sabahı, tan yeri ağarırken vermek vacip olduğu için bu bayrama isim olmuş. Öte yandan asıl meselemiz olan Şeker Bayramı tabirini de yabana atmamak gerekir. Bilindiği üzere,son zamanlarda Şeker Bayramı tabirinin, aslında Şükür Bayramı olduğu, Osmanlı Türkçesi’ndeki, “Şın, Kef, (شكر) harflerinin çevrilirken Şükür yerine Şeker olarak çevrildiği gibi ifadeler, kamuoyunda sıkça söylenmektedir.Şayet bu kelime, basit bir çeviri hatası olacak olsaydı, 1930’lu yıllara ait, yani harf inkılâbından iki yıl sonraki resmi belgelerde, “Şeker Bayramı” ifadesinin yazıldığı görülmezdi. Cumhuriyet’in ilk yılları ve harf inkılâbının sonrasına ait belgeler, Osmanlı Devleti zamanından doğan kişiler tarafından kaleme alındığına göre, çeviri hatası demek oldukça komik bir iddiadır.

Gerçeği yansıtmayan bu çeviri hataları söylemleri bir yana, Osmanlı Devlet arşivlerine bakıldığında, “Şeker Bayramı” ifadelerinin geçtiği onlarca belgeye rastlamak mümkündür. H.1210 tarihli bir belgede; “Şeker bayramı namazının edası için Bab-ı Hümayun'dan SultanahmedCamii'ne kadar olan güzergâhPadişahî’ye dökülecek kumun subaşı ve mavnacılar kethüdası marifetiyle tedarik ve nakli için iktiza eden masarıfın itası.” ifadeleriyle, Şeker Bayramı için yapılan hazırlıklardan bahsedilmektedir. Buna benzer birçok belgede, Şeker Bayramı ifadesi geçmektedir. Bununla birlikte, ilk Osmanlıca sözlükler olan Lehçe-i Osmanî (1876) ve Kâmus-ı Türkî (1899)  ile Osmanlıca-İngilizce sözlük Redhouse (1890)’da da bu bayram, “Şeker Bayramı” olarak geçmektedir.

Öte yandan, Osmanlı Devleti’nde Şeker Bayramı ifadesinin kullanılması da oldukça manidardır. İslamiyet’te, bayram namazından önce şekerli bir şey veya hurma yemeksünnettir. Bu sünnet bayrama “Şeker” ismini eklemiş, bayram boyunca Osmanlı’da, akide şekerinden, hurmaya ve baklavaya varıncaya kadar onlarca şekerli gıda adet üzerene ikram edilmiştir.

Bununla birlikte, Ramazan ayının ardından geldiği için, Ramazan Bayramı ifadesi de yine belgeler de sıkça geçmektedir. Yani özetle; Şeker Bayramı ve Ramazan Bayramı ifadeleri tarih boyunca birlikte kullanılmıştır. Osmanlı âlimleri bu iki ismin birlikte kullanılmasına dair herhangi bir fetva yayınlamaz iken, günümüzde toplumun klavye başında bu kadar gerilmesi bayramın tadını ziyadesiyle kaçırmaktadır.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz