Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Seçimlerimiz ve biz

Ülke gündeminde seçimler söz konusu olunca, hepimizin hayatına az çok karışır. Geçtiğimiz ay da böyleydi. Dost toplantılarında, sosyal medyada bolca tartıştık, konuştuk. Neticede duyarlı  vatandaşlar olarak ülkemizin kim tarafından yönetileceği ve seçilen kim olursa sonuçlarının bizi nasıl etkileyeceği hakkında düşünüp fikirlerimizi paylaşmak ciddi bulduğumuz bir konuydu.

 

 

 

Böylesi büyük ve çok sayıda insanı etkileyen seçimler yanında, kendi hayatımızda yaptığımız bazı seçimler de bizim için önemli ve üzerinde düşünülmeye değerdir: Örneğin evleneceğiniz insanı , gireceğiniz işi, çocuğunuzun okulunu, tatil için nereye gideceğinizi ve hangi evde oturacağınızı seçmek önemlidir. Hatta bazen özel bir toplantıda ne giyeceğinizi seçmek bile önemli bir karar haline gelebilir. Bunlar için hep birilerine danışırız. Öte yandan, günlük hayatımızda çevremizdekilerle iletişim kurarken seçtiğimiz kelimeler, hayatımızı en az bu sayılan kararlar kadar ve hatta çok daha fazla etkilediği halde bunlar üzerine çok az kafa yorarız. İletişim biçimlerinin bizim seçimlerimiz, tercihlerimiz üzerinde şekillendiğini hiç düşünmez ve bu seçimlerin bizim ve çevremizdekilerin hayatını nasıl etkilediğini çoğu zaman farketmeyiz. Bir çok insan bunun bir seçim olduğunun farkında bile değildir. Biraz sorgulasanız, “Canım, ben böyleyim işte. Böyle konuşuyor, böyle davranıyorum. Özel olarak böyle davranmayı seçmiyorum. Hem istesem bile değişemem ki..” diye cevap verir. Oysa insan, değişir. Değişebilir. Çünkü iradesi vardır.

 

 

 

Kızgınlık anları, yapılan seçimlerin hayatımızı en çok etkilediği anlardandır. Şimdi, kızgınken verilebilecek üç değişik tepkiyi inceleyelim ve böyle bir anda yapacağınız seçimlerin sonuçlarını görelim:

 

 

  1. Bağırıp çağırdınız, öfkeniz biraz boşaldı.. Siz söylediniz, o söyledi; sizin sözleriniz onu kışkırtırken, onun sözleri de sizin öfkenizi körükledi. Derken, haddini aşan bir yığın söz sarf ettiniz ve işittiniz. Yakın bir dostunuzla veya eşiniz, iş ortağınızla aranız açıldı. Öfke anında duyduklarınız hala kulaklarınızda tekrar tekrar yankılanıyor; araba kullanırken, yemek yerken, televizyon seyrederken hep aklınızda. Peki tartışmaya neden başladığınızı hatırlıyor musunuz?
  2. Kızgınsınız, ama içinize attınız. Siz, öyle çabuk parlayan, hemen her şeyi devirip döken biri değilsiniz. Aksine sakin, yavaş kızanlardansınız. Fakat gerçekten ne kadar kızgın olduğunuzu fark ettiğinizde söylenecek sözlerin söylenmesi için artık çok geç oluyor çoğu zaman. Bu sözler içinizde büyüyor, bazen boğazınızda bir düğüm veya göğsünüzde bir ağırlık oluyor ve içinizde büyüdükçe büyüyorlar. Enerjiniz tükeniyor, elinizi attığınız hiçbir işe kendinizi veremiyorsunuz. Bitmemiş kavgalarınız zihninizde devam ederken bazen beklenmedik bir yerde beklenmedik bir tepki veriyor, bunu hak etmemiş olan sevdiklerinizi de kırıyorsunuz.
  3. Şimdi uygun bir zaman değil, kızgınlığınızı ertelediniz. Kızdığınız kişi de çok kızgın, siz de öyle.. Kendinizi yokladınız, fiziksel olarak ne kadar gergin olduğunuzu hemen fark ettiniz. Gergin ve kızgınken insanların çok iyi düşünemediklerini biliyorsunuz. Olayları daha iyi analiz edebilmek için zamana ihtiyaç var. “Bence bekleyelim ve sonra konuşalım.” dediniz ve bir bahane ile ortamdan ayrıldınız. Ertesi sabah konuyu değerlendirmek için randevulaştınız. Tartışmayı erken kapattığınız için birbirinize çok kırıcı sözler söyleyecek bir ortam doğmadı. Bu yüzden de tekrar bir araya geldiğinizde duygusal olarak büyük bir birikiminiz yok. Karşınızdaki kişiden çok, üzerinde anlaşılamayan konuya odaklanacak enerjiniz ve zihinsel kapasiteniz var. Meseleyi tartışarak çözüme ulaştırdınız.

 

 

 

Kolayca fark ettiğiniz gibi ilk iki seçenek kişinin kendisi ve çevresi açısından olumsuz sonuçlar doğururken, sonuncu seçenek çok daha makul ve istendik sonuçları getiriyor beraberinde. Eğer böyle davranmanın sizin için çok zor, hatta imkânsız olduğunu düşünüyorsanız, bu önemli bir yanılgıdır. Her şey gibi, belli iletişim becerileri ve davranış kalıpları da rahatlıkla öğrenilip hayata uygulanabilir. Psikoloji bilimi hepimiz için var..

 


Seçimlerinizin size hep mutluluk getirmesi dileğiyle.
                                                                                   
                                                                                                   

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz