İbrahim Halil Yavuz

İbrahim Halil Yavuz

SAYILI NEFES, SAYISIZ HEVES

İnsanoğlu öğrenmeye açık bir varlıktır. Gezer öğrenir, görür öğrenir, duyar öğrenir, okur öğrenir. Yeter ki içinde öğrenmeye dair bir istek olsun. Öğrenmeye istek oldukça kişi nerede olursa olsun, hangi konumda olursa olsun bilgi onun önünde eğilir. İnsan bilmediklerinin kölesidir ama bilmediklerini öğrenirse, öğrendiklerinin efendisi olur. Bilgi başarıyı da tetikler. Bilen insan her zaman bir adım öndedir. Bilmekten ziyade bildikerini aktarmakta oldukça önemli bir husus. Çünkü karşımızdaki bizim bildiklerimizi değil ona anlatabildiklerimiz kadar bilgi sahibi olur.

Kişinin söylediği şeye aslında biraz da nasıl söylediği şekil verir. Kaba saba istenen veya söylenen şeyin daha kibarca ve nazikçe belirtilmesi arasında dağlarca fark olduğuna inananlar arasındayım. O yüzden üslubun, yemek içmek, temel ihtiyaçları temin etmek hatta nefes almak kadar gerekli olduğunu savunmaya devam etmeliyiz. Ancak karşıdaki insanı kırmadan bunu yapmak tabiki de daha bir anlamı olacaktır. Karşıya bildiğini anlatmak okumakla mümkündür. Çünkü okuyan bir insanla okumayan bir insanı kıyaslarsak burdan elde edeceğimiz sonuç bize bu farkı apaçık ortaya koyar.

Okuyan bir insanın bir sorun karşısında neler yapabileceğini kestirmek zordur. Çünkü karşısına çıkan zorluğu nerde, hangi kitapta, hangi bakış açısıyla okuduğunu bilemezsiniz. O bir yerde kendi içinde o sorunla yüzleşmiştir zaten. Sadece bu dünya için değil ahiret sınavı için de okumak gerekir. Dünya insana imtihandır, bu imtihanı geçmek için yapılacak olan ahiret sınavını kazanmak gerekir. Ama bu sınavı diğer sınavlardan farkı şu ki: sınavda kitabı açıp bakmak serbest. Böylesine bir yardımla bu sınavda başarı elde edememek oldukça elemdir.

İnsan, yaratılışı gereği hata yapmaya müsait bir canlıdır. Hata yapılabilir, önemli olan hatayı anlayıp, hatanın bir hata olduğunu idrak edip, o hataya tekrar düşmemektir. İnsanı diğer canlılardan ayıran bir diğer ayrım ise konuşarak anlaşabilmesidir. Ki böyle bir özellikten dolayı kutsal kitaplar insanlara indirilmiştir. Buradan hareketle insanın araştırmak, okumak, bilgi sahibi olmaya yönelmek gibi sorumlulukları olduğu söylenebilir.

Uzun lafın kısası, sayılı nefesimiz olan şu fâni dünyaya sayısız heves harcamak yerine düşünerek, okuyarak, kalp kırmamaya özen gösterek, -hata yapılabilir ama- yapılan hatayı telafi ederek yaşamak umarım hepimize nasip olur. Hoşça kalın.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz