Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Sanayicinin suçu ne?

Eğitim kötüyse,

sanayicinin suçu ne?

 

Para her şeyi çözmez!

 

Eğitimin güçlü kalemi Abbas Güçlü 10 Mart’ta Milliyet’teki köşesinin tamamını Gaziantep’ e ayırdı. Tespitler yerinde olsa da üslup oldukça sertti. Gaziantep’in kanayan yarasını bilmeyen yok;

Abbas Güçlü de YGS gibi seviye belirleme sınavlarının yaklaşıyor olmasından dolayı Gaziantep’in eğitim sorununa parmak basmış ve şehirdeki aydınların, bürokratların ve sivil toplum kuruluşlarının konunun üzerine yeterince eğilmedikleri noktasından hareketle eleştirilerde bulunmuş.

Öncelikle kalemine sağlık, Gaziantep’i hatırlaması ve şehrimizin müzmin sıkıntısını gündeme getirmesi oldukça önemli.

Gaziantep’te yaşayan insanlar olarak zaten bizler konuya vakıfız.

Konunun muhatabı olan kamu görevlileri ve bürokratlar görevleri gereği çalışmalarını sürdürüyor.

Sivil toplum kuruluşları projelerinin büyük bir kısmını eğitim üzerine yapıyor.

Gazeteler ise konuyla ilgili kamuoyunu bilgilendirme ve farkındalık oluşturma gayreti içerisinde…

Abbas Güçlü eğitim sorununun unutulduğunu söylüyor ama kanaatimce durum İstanbul’dan göründüğünden biraz daha farklı.

Bu şehirde herkes eğitimde ilk sıralarda olmak istiyor, üzerine düşen her ne varsa yapmaya çalışıyor ama görünen o ki Türkiye’de uygulanan eğitim sistemi maalesef Gaziantep’e uymuyor; mızrak çuvala sığmıyor.

Ancak ilginç de bir algı söz konusu:

Eğitim sorunun tüm kabahatlisi sanayici ya da işadamlarıymış gibi.

Neden mi?

Örneğin Abbas Güçlü’nün yazısı nasıl başlıyor:

“Marka kentler sıralamasında ilk 5 sayılsa, kesin Gaziantep de girer. Ekonomide de durum farklı değil. Mutfakta ise kesin ilk 3’ü, hatta liderliği zorlar. İnsanları için de durum farlı değil...”

Yani cümleler direk olarak eğitim sorunuyla başlamıyor.

Sonra nasıl devam ediyor:

“Fen ve anadolu liseleri gibi üniversite giriş sınavlarında da, son sıralardalar. Hatta bazı puan türlerinde, en son sıradalar...

Bunları daha önce de dile getirmiştim. Hop oturup hop kalktılar. Başkaları olsa niye yazdın diye kızardı ama onlar bırakın kızmayı teşekkür ettiler. Hatta bakanından, ticaret odasına, hemşeri derneklerinde, vatandaşına kadar tek tek arayıp, akıllarını başlarına toplamalarına vesile olduğum için ayrıca memnuniyetlerini de dile getirdiler...

Aradan aylar geçti, her şey yine unutuldu gitti…”

İllaki bir ekonomi ve sanayi vurgusu yapıldıktan sonra eğitime geçiliyor. Tabii bu sanayicimize bir sitayiş cümlesi olsa da;

“Ekonomide ilk 5 içinde olan Gaziantep, eğitimde sondan 5 içinde” denince, ihale de haliyle sanayiciye kalıyor.

Sanki öğrenciler okuldan çıkıp sanayide çalıştırılıyormuş,

Sanki Milli Eğitim, Sanayi Odasına bağlı bir birim olarak görev yapıyormuş gibi.

Ya da Gaziantep ekonomik anlamda büyümesinden dolayı eğitimde geri kalmış gibi bir ters orantı algısı oluşuyor…

Konunun realitesi ise şu:

Para her şeyi çözer mantığından hareketle,

“Sermayenin bu kadar büyük olduğu bir şehirde eğitim konusu neden çözülemiyor?” sorusu.

Cevap aslında çok basit:

Bu işler yalnız parayla olmuyor.

Sanayici eğitimci değil ki, kollarını sıvayıp eğitimi birebir kendisi çözsün.

Sanayiciden beklenen okul yapması, ekonomik destekte bulunması vb…

Sanayici okullarda derse giremeyeceğine ve eğitim sistemini yönetemeyeceğine göre yapabileceği tek şey ekonomik destekte bulunmak.

Bunu da ziyadesiyle yapmakta zaten.

Materyal yardımı yapan, derslik kuran, öğrenci yurdu yaptıran ve en önemlisi de okul yaptıran çok sayıda işadamımız var. Hatta en son gerçekleştirilen “Geleceğimize bir tuğla da sen koy” kampanyasında tek seferde işadamlarımızın 30’un üzerinde okul yapımı için harekete geçtiğini biliyoruz.

Kamuda ise,

Gaziantep Valisi Erdal Ata’nın eğitime olan hassasiyetini, İl Milli Eğitim Müdürü Ekrem Serin’in çabalarını ve tüm kesimleri bir araya getirmek için gösterdikleri özverili çalışmaları biliyoruz.

Ancak görünen o ki bu iş tuğlaları üst üste koymakla çözülecek gibi görünmüyor.

Aslında problem fiziksel gibi görünse de yeni bir sistem ve eğitim modeline ihtiyaç var gibi görünüyor.

Bunun kabahatlisi ne kişiler ne de kurumlar… (Kabahatlisi belki yıllar önce, en baştan bu tedbirleri almayanlar… Hal böyleyken, konuya Bakanlık nezdinde el atılıp Gaziantep’e özel yeni bir uygulama gerekiyor gibi bir tez çıkıyor ortaya)

Yaygın eğitim sistemiyle başarılı olmamız çok zor görünüyor.

 Özel bir formüle ihtiyacımız var.

İşadamları ise bu noktada daha fazla ne yapabiliriz diye çaba sarf ederken, “Eğitim kötüyse, sanayicinin suçu ne” diye sormak geliyor içimden. Ve soruyorum “Eğitim kötüyse, sanayicinin suçu ne?” Varsa bilen lütfen yazsın…

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz