Nergiz Karakuş

Nergiz Karakuş

SANAL OYUNLARIN TEHLİKELERİ

Gelişen Teknolojik gelişimin bize sağladığı kolaylıkların yanı sıra kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı biz yetişkinlerde, ergen gençlerde ve çocuklarda bağımlılık yapmaktadır. Özellikle sanal oyunlar, tabletler, bilgisayar oyunları ve televizyon üzerinden oynanan oyunlar, çocukların ve ergen gençlerin gelişimini olumsuz etkilemekle birlikte, bu oyunlara bağımlılıkları hastalık derecesine ulaşabilmektedir. İlk zamanlarda zararsız gibi görünen sanal oyunların zaman içerisinde bağımlılık yaptığı ve hatta bu bağımlılığın tedavi gerektiren vahim bir hal aldığı görülmektedir. İlk başlarda tehlike çanlarının farkına varamayan aileler daha sonrasında acı gerçeklerle ve büyük sorunlarla karşılaşmaktadırlar.

Çocukların sanal oyunlara düşkünlüğü, onların okul yaşamlarını, derslerini, sosyal yaşamlarını, fiziksel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz etkilemektedir. Çocuklarda ve genç ergenlerde anaokuluna ve okula karşı soğumalar, isteksizlik, gitmemek için bahaneler uydurmalar, kaytarmalar, notlarda kötüleşmeler, arkadaş ve sosyal ilişkilerinin bozulma, uyum bozukluğu, uykusuz kalma, derslerden sıkılma, saldırgan tutumlar, dengesiz beslenme ve kilo problemleri görülmektedir. Dolayısıyla bütün bunların ciddi fiziki gelişim ve sağlık problemlerine sebep olduğu gözlenmiştir.

Yapılan araştırmalarda, çok fazla bilgisayar oyunu oynayan çocukların hayata karşı duyarsızlaştıkları, oyun kahramanlarının hayatlarıyla gerçek hayat arasındaki farkları anlamakta zorlandıkları, arkadaşlık, dostluk, paylaşım gibi duygulardan uzak yaşadıkları; uzun süre odaya kapanıp bilgisayar başında vakit geçirdikleri için aile tecrübesi, problem çözme gücü, gerçek hayatın problemlerini idrak etme gibi hususlardan mahrum kaldıkları görülmüştür. Bilgisayar başında sadece parmaklarını ve gözlerini kullandıkları için, çocukların vücut gelişimlerinin aksadığı, enerjilerini atamayıp, sinirli ve gergin bir yapıya büründükleri gözlemlenmiştir. Sanal oyun bağımlılığı çocuklar üzerinde uzun yıllar sürebilecek olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu olumsuz etkiler özellikle onların dikkat ve konsantrasyon gibi zihinsel gelişimlerine de büyük zarar vermektedir.

Teknolojik gelişim çocukların oyun dünyasına hâkim olmaya hızla başladı. Televizyon ve sanal oyunlar başında saatlerce kontrolsüz oturmaları, gerçek yaşamdan daha çekici olmaya başladı. Gerçek yaşamla neredeyse bağlarını koparma noktasına geldi. Aileler “Aman beni rahat bıraksın ya da oyalansın ben de şu işimi yapayım” diyerek çocuklarını saatlerce bu sanal oyunlarla baş başa bırakıyorlar.

Çocuklarının bilgisayar kullanımını sınırlamayan aileler, çocuklarını sanal dünyanın esiri haline getirdikten sonra, bu oyunları birden yasaklama yoluna giderek işi daha da zorlaştırmaktalar. Yasaklama yerine çocuğunuzun ‘kontrollü bir şekilde’ oyun oynamasına izin verebilirsiniz. Birden yasaklamak yerine belli saatlerde oyun oynamasını ve zamanla bu sanal oyun saatlerinin azaltmasını sağlayabilirsiniz. Çocuğunuzun oynaması için eğitici oyunlar seçerken yaş gruplarını da göz önünde bulundurmalısınız. 18 yaş grubu ergenlerin oyununu okul öncesi çocuklara oynatırsak kapasitelerinin alamayacağı bir sanal oyunla zihinsel ve ruhsal gelişimlerine büyük zararlar vermiş oluruz.  Özellikle savaş, kavga ve kanlı bilgisayar oyunlarını tercih etmemekte fayda vardır. Bu oyunlarda gördüklerini, çocuklar gerçek yaşamada uygulamaya başlayabiliyorlar. Toplam günlük süre okul öncesi çocuklarda 45 dakika, ilköğretim çocuklarında 1,5 saatle sınırlanmalıdır.

Gerçek hayat, yaşam, yardımlaşma ve fedakarlık üzerine kurulu olmasına rağmen, maalesef sanal oyunların birçoğu çocuklarımıza bu değerlerin tam tersini aşılamaktadır. Vurma, kırma ve öldürme gibi şiddetin her türlüsü, çocuğumuzun gerçek hayatta şiddeti normal karşılar hale gelmesine sebep olmaktadır. İlk dönemlerde masum gibi görünen bu sanal oyunlar ilerleyen zaman içerisinde bağımlılık yaparak da günümüzün en tehlikeli hastalığı haline gelmiştir. Ailelerin çocuklarını sanal oyunların başına saatlerce bırakmaları bağımlılık riskini arttırmaktadır. ‘Bağımlılık‘ ise kişinin iradesinin devre dışı kalarak, zarar verici herhangi bir uyaranı tüm zararlarına rağmen kullanmaya devam etmesi, bırakamaması ya da bıraktığı anda tekrar kullanma eğiliminde olması durumudur.

Bu tehlike çanlarını çalan sanal oyunlardan kendimizi ve çocuklarımızı koruyabilmek adına bilinçlenelim. Çocuklarımıza daha fazla zaman ayırarak, onlarla sosyal ve beceri geliştirecek gerçek oyunlara yönelelim. Doğada daha fazla zaman geçirerek, çocuklar için oyun parklarını tercih edelim. Yaşamımızı biz şekillendirir ve güzelleştiririz; o halde bilgisayar oyunlarını aza indirgeyelim. Günlük yaşamımızı çocuklarımızla çekici hale getirirsek ve kendimiz de bilgisayar ve sanal oyunlardan uzak kalırsak aile ilişkilerimizi dengede tutmuş oluruz.

Savaşsız ve kavgasız bir dünya istiyorsak, küçük yaşta bu tarz oyunlardan çocuklarımızı uzak tutalım. Sevgi ve barış dolu bir dünya içinde 365 günümüze ışık tutalım.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz