SOKRANTES...

SOKRANTES...

RANDEVUNUZ VAR MI????....

Her konumuz da belirtiyoruz, şehrimiz hızla büyüyen bir şehir.

Her konuda.
Ama maalesef bu büyüme biraz sıkıntılı geçiyor.
Şehrin ergenliği zor geçiyor yani…
Büyüme hızımızın karşısında sorunlara çözüm üretmekte de zorlanıyoruz.

 

Bu haftaki ana konumuz araç muayenesi.
Yani TÜVTÜRK…

 

Araç sayımızın hızla arttığını ve çoğu araçlarında muayene süresinin 1 yıl ve 2 yıl olduğunu anlatırsak konu az çok kendini belli ediyor.
TÜVTÜRK Gaziantep’te yetersiz kalıyor.

 

Ve bu yetersizliğin ceremesini yine biz vatandaşlar çekiyoruz.
İlk aksaklık randevu sisteminde.
Araç muayenenin bitiş tarihinden 15 gün önce randevu alamıyorsun.
Yani aklınıza aracınızın muayenesinin yaklaştığı geldi.

 

 

İnternete girdiniz randevu alacaksınız.
Ama daha 20 gün var o gün randevu alamıyorsunuz.
Hayat, yaşam mücadelesinden, taşgalasından randevu almaya geciktiniz.
Ama daha araç muayenesinin son gününe 5 gün var.

 

 

Sisteme giriyorsunuz.
Günler hep çarpı işareti dolu.
Sabah sekizden akşamın altısına kadar full..
Atıyorum tarihi 4 Haziran’da bitecek olan araç muayeneniz için yer olmadığından dolayı 6 Haziran’a alıyorsunuz.

İşte film burada kopuyor.
Araç muayene ücretini ödemek için vezneye gittiğinizde 2 günlük gecikme için ve sizden kaynaklanmayan bir gecikme için aylık uygulanan %5’in hepsi alınıyor.
Yani 181.72 yerine 9.09 daha ödeyerek 190.81 ödemiş oluyorsunuz.
Araç muayenenizin son gününden önce randevu almak istemiş mi vatandaş?
Evet.

 


Eeee bu gecikme zammı ne.
Pardon gecikme ek ücreti, zam yazmıyor fatura da…
Hem de 2 güne 30 gün tarifesi.
Gaziantep büyüyen bir şehir dedik.
Araç sayımız da hızla artmakta haliyle.
Yetmiyorsa ki yetmiyor belli.
Bazı çözümler üretilmesi gerek.
Ya mesai saatini uzat.

 

Ya yeni bir yer açın.
Ya da vardiyalı çalışın.
Ne biliyim bir şeyler yapın.
Ama maalesef bizler daima halkımızın üzerine yüklenmeyi severiz.

 

Nasıl olsa her araç muayene olacak mecbur…
Amaaan nasılsa 9 TL deyip geçmeyin.
Yahu sonuç ta bizler birer müşteriyiz orada.
Ha bir de nakit olacak para, kredi kartı geçmiyor.
Para peşin kırmızı meşin.

 

 

Hadi bunları ödedik.
El mahkum ödeyeceğiz.
Bekliyoruz aracımızın sırasını gelmesini…
Sıra geldi ve kontrol edecek elemanın emirlerine maruz kalıyorsunuz.
Kaputu aç, bagajı aç, binanın yanından arka tarafa uygun adım marş… Karşıda bekle..

 

 

Takribi 10 dakika sonra aracınıza kavuşuyorsunuz.
Elinde raporla geliyor arkadaş.
KPSS sınavının sonucunu bekler gibi bekliyorsunuz.
Sıcağın veya yağmurun altında bekliyorsunuz.
Sen hiç müşterini yağmurda sıcakta bekletin mi ?..
Amaannnn boşveeerrrr çark dönüyor nasıl olsa.

 

 

SOKRANTES DER Kİ: Müşteri; bilanço tablosunda yer almamasına karşın, şirketin sahip olduğu en önemli varlıktır.

 

 

BURASI MALİYE BURADAN ÇIKIŞ YOK…

 

Yok yok maç yazısı filan değil bu.
Maliye ile de bir konu yok.
Konu yeni maliye binasının yolu.
Yola giriyorsun ama çıkamıyorsun.
4 tarafı iş merkezleri ile çevrili bir alan düşünün aracınızla gidemediğiniz, gitseniz bile dönemediğiniz.

 

Dönseniz bile park edemediğiniz, park etsen de yürüyemediğiniz…
Son derece modern bir binaya sahip oldu maliyemiz.
Ama maalesef her şeyi eksik yaptığımız gibi gelen vatandaşları düşünmedik.
Arabası ile gelen vatandaşların araçlarını park edecek yer yok.
Park edecek yeri geçtik, hasbel kader yola girdiniz ama çıkış yok. Yol kapalı.
Yürüyerek geleceksiniz, ama bu sefer de kaldırımlara park etmiş arabalar yüzünden yürüyemiyorsunuz bile…

 

4 tarafı da iş merkezleri ile çevrili olduğu içinde yollar dar ve yoğun.
Yolun biraz kısmı da polis arabaları için demir barikatlarla çevrili.
Sonuç olarak plansız yapılaşmanın ceremesini çekiyoruz.
Tıpkı hastanelerin ve otellerin olduğu cadde gibi.
Onunda girişi var ama çıkışı yok…

 

Haa Şehitkamil belediyesinin az ileri de otoparkı var vatandaş biraz yürüsün diyorsanız, olabilir.
Olabilir olmasına da otopark öylesine park içine  ile kamuflaj edilmiş ki, bulabilene aşk olsun.
Sanki savaş zamanı ve lojistik bölge…

 

Şehrimiz de müthiş bir otopark sıkıntısı var haberiniz ola…

 

 

GAZİMUHTAR DİLENCİLERİ….

 

Gazimuhtar yeni çehresine kavuştu.
Çok da güzel oldu.

 


Esnaf da memnun.
Hatta esnaf daha da etkinlikler olmasını istiyor.
Gece daha da güzel oluyor ışıklar yanınca.
İşte bu güzelliği bozan tek şey dilenciler.
Genelde baklavacıların olduğu bölge de dolaşan bu dilenciler gelen yerli yabancı turistleri rahatsız ediyorlar.

 


Baklavanın tadına bakmak isteyen veya masasında oturmuş kahvesini, çayını yudumlayan insanların vicdanları ile oynuyorlar.
Dilenci operasyonları düzenlense de bitmek bilmiyorlar.
Çünkü kanun yetersiz kalıyor.

 


Daha geçen gün emniyet şehir de bir dilenci operasyonu yapmış.
Okumuşuzdur.

 

Ama buna rağmen azalma olmuyor, tam aksine daha da çoğalıyorlar.
Haberde 10 tane çocuk dilencinin ailesine teslim edildiği yazıyordu.
Eee bu çocukları dilendirenler o aile büyükleri değil mi?

 

Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü  "Lütfen çocuklardan alışveriş yaparak onları sokağa mahkum etmeyelim" uyarısında bulundu.

 

Emniyetin açıklamasında, "Çocukları her türlü istismardan korumak amacıyla yürütmekte olduğumuz hizmetlerin yanı sıra vatandaşlarımızdan da bu çocuklardan hizmet almamalarını özellikle belirtiyor ve diyoruz ki lütfen çocuklardan alışveriş yaparak onları sokağa mahkum etmeyelim. Sokakta çalışan, dilenen çocuklara verdiğiniz her paranın sokağa çalışan, dilenen yeni bir çocuğun çıkmasını teşvik edeceği unutulmamalıdır. Küçük yaşta çocukların sokak ve kavşaklarda dilendirilmesi konusu Emniyet Müdürlüğümüzce sürekli takip edilmekte olup, vatandaşlarımızın bu konudaki şikayet ve müracaatlarını 155 Polis İmdat ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı’nın 153 Zabıta hattına bildirmeleri halinde gerekli işlemler derhal yapılacaktır” denildi.


Hele bir de ramazan geliyor zaten sayıları daha da artacaktır.

 

Çünkü bir yaptırım yok…

 

 

 

HAVAALANI OTOPARK

 

Geçen hafta havaalanındaki otopark konusunu ele almıştık.

 


Okuyucularımız da sayın Bülent Teymur, konuya ek olarak havaalanında toplu taşıma araçlarının ve Rent-a-car araçlarının da park ihlali yaptığı, onların da yaya geçitlerine veya yollara park ederek trafiği aksattığını, bunların çekiciler ile çekilmesi gerektiğini yazmış. Teşekkürler Bülent Bey ilginiz için…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz