Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psikoloji, mitoloji ve hayatımız..

Son zamanlarda hep insanın iradesini bilinçli olarak kullanması ve akıllıca seçimler yapması üzerine yazdım. Bu hafta yine aynı konuya devam edeceğim. Asıl sorumuz galiba şu: İrade nerede başlıyor ve nerede bitiyor? Yazıyı okumaya başlayan hemen herkesin bu sorunun cevabını az çok tahmin ettiğini biliyorum. Ama cevabı mitolojik bir öykü söylesin bize: 

 

 

 


Öyküye göre eski Yunan’da iki tanrı varmış. Bunlardan birinin çok güzel, atletik yapılı bir vücudu varmış ama yüzü çok çirkinmiş. Çok emek verip sporla bedenini güzel bir şekle sokmuş ama yüzünü değiştirememiş. (Tabii o zamanlar estetik cerrahi bu günkü kadar gelişmemiş!) Öte yandan bir de çok güzel bir yüze sahip ama şişman ve hantal bir tanrı varmış.  Bunlar yakın arkadaşlarmış. Bir gün aralarında konuşurken “birimizin yüzünü, diğerimizin bedeniyle birleştirip neden ikimiz tek bir tanrı olmuyoruz ki?” demişler. Ve muhteşem bir yüzün muhteşem bir bedenle birleştiği muhteşem bir tanrı ortaya çıkmış. Peki sonra ne mi olmuş? Bu tanrı da bir süre sonra şişmanlamaya başlamış. Çünkü her şey kafada başlıyormuş.

 

 

 


İrade gerçekten zihinde başlıyor. Kararlılık birinci adım. Bu kadar kararlı olabilmeniz için de gerçekten belli bir davranışın önemine inanmanız gerek. Kısa bir analiz yapalım: Kararınızı verdiniz ve diyete başladınız. Fazla kilolarınızdan kurtulmanız gerek. Uzunca bir süre sürüncemede kaldıktan sonra nihayet bir diyetisyene gittiniz ve artık zayıflamak için size özel bir reçeteniz var: Mutlaka yenilmesi gerekenler ve uzak duracaklarınız, yürüyüş, günlük plan, vs..  İlk günler alışkanlıklarınızı değiştirmek biraz zor oldu ama güzel görünmek, ince, hoş bir hanım veya daha sağlıklı, hoş görünümlü bir beyefendi olmak sizin için gerçekten önemli. Bu işi başaracaksınız! Heyecanınız ve kararlılığınız alışkanlıklarla kalıplanmış bedeninizin isteklerinin önüne dikilerek göz açtırmıyor. Ancak günler geçtikçe işler biraz daha zorlaşmaya başladı sanki. Öf ya, ne çok şey var yapacağınız. Ev ahalisi mis gibi yemekler yerken, siz sebzelere talim ediyorsunuz. Ara öğünler için küçük de olsa hazırlıklar lazım. İş temposu içinde unutup gidiyorsunuz veya günlük telaşlar arasında artık biraz zor gelmeye başladı. Hele günlük yürüyüşler! Tamam, güneşli havalarda yürümek güzel de, şu kışın yağmurlu, puslu havalarında insanın evden dışarı çıkmaya canı istemiyor.  Çalışıyorsanız yorgun argın öğle tatillerinizde arkadaşlarınızla sohbet edip atıştırmak varken yalnız yürümek canınızı sıkmaya başladı artık. İlk günler çevrenizdekilere heyecanla yeni bir diyete başladığınızı söyleyip gezmek güzeldi de gittikçe bu iş sıkıcı olmaya başladı galiba. Bir de, bedeniniz sizin bunca çabanıza karşılık ağır adımlarla kiloları kaybediyor. Kilo vermek gittikçe zorlaşmaya başladı. Artık biraz bıkmış gibisiniz. Gerçi daha başlayalı bir ay oldu ama artık “Boş veeer..” diyorsunuz, “Hem eşim beni böyle de seviyor!”.

 

 

 

 


Sahi ne oldu size? Diyete ilk başladığınızdan bu güne değişen nedir? İşyerinizdeki veya evinizdeki şartlar, aile ilişkileriniz, gündelik hayatınızın telaşları, hep aynı aslında. Peki değişen ne? Sizin isteğinizin ve heyecanınızın azalmasına, artık bu diyet fikrinden soğumaya başlamanıza neden olan nedir?

 

 

 


Bir ipucu vereyim: Hani her şey kafada başlardı.. Haftaya kadar biraz düşünün lütfen. Belki diyet yapmıyorsunuz, ama sizin de böyle kendinizle mücadele ettiğiniz zamanlar olmadı mı? Başlayıp da bitiremediğiniz işler?

 

 


Bir ipucu daha vereyim: Çocukluğunuzu da düşünün. Hani şu şekerler vardı ya…

 

 

Şeker tadında bir hafta diliyorum efendim.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz