Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psk. Dr. Kevser Korkmaz

Psikoloji, mitoloji ve hayatımız-2

Bugün sizlerle biraz daha analiz yapacağız. Gecen hafta sorduğum sorular üzerine düşündünüz mü? Biraz dikkat ettiyseniz, aslında cevap hâlihazırda yazının satırları arasındaydı. Ama biraz daha genişletmek lazım belki.

 

Size biraz zor gelen birçok işe başladığınızda kararlılığınız üst düzeydedir. Kendinize olan inancınız ve güveniniz tamdır. Ancak üzerinde çalıştığınız iş kısa sürede sonuçlanmıyor, zaman alıyorsa bir süre sonra ilk günlerdeki heyecanınızı ve kararlılığınızı kaybetmeye başlarsınız. Kararlılık ve heyecan ise her işte, ama özellikle de sizin için zor olabilecek bir süreçte harcayacağınız çaba miktarını etkileyen birincil faktördür. Anadolu’da bir söz vardır: “Çobanın gönlü dilerse, tekeden teleme çalar.” derler.

 

Hiç tatmadım ama “teleme” keçi sütünden mayalanarak hazırlanan bir katıkmış. Teke de bildiğiniz gibi erkek keçidir. Erkek keçinin sütü olmaz, dolayısıyla tekeden teleme çalma ihtimali yoktur. Bu söz, bir insanın canı isterse olmazı bile başarabileceğini ifade eder. Demek ki istemek, ama gerçekten istemek ve kararlı olmak bir işteki başarımızda en önemli faktördür. Peki kararlılığı etkileyen, heyecanı azaltan etkenler nelerdir? Her şey zihninizde başlar demiştik ya, sizden şunu analiz etmenizi istiyorum: Başlayıp da bitiremediğiniz bir işin ilk günlerinde iş hakkında ve kendiniz hakkında ne düşünüyordunuz ve sonraki günlerde bu düşünceleriniz nasıl değişti?

 

Acaba işe başlarken kendiniz ve işin doğası ile ilgili gerçekçi beklentiler içinde miydiniz? Sözgelimi, diyete başlarken hedeflediğiniz kiloya ulaşmanızın ne kadar zaman alacağını düşünüyordunuz? Bu güne kadar yaşadığınız deneyimleri gözden geçirdiğinizde hedefinize ulaşmada ne tür zorluklar yaşayabileceğinizi hiç düşünmüş müydünüz? Bu olası zorluklarla baş edebilmek için kendinize stratejiler belirlemiş miydiniz? Kısacası, bu sürece kendinizi gerçekçi bir şekilde hazırlamış mıydınız? Eğer çabuk pes edenlerdenseniz, büyük ihtimalle hayır.

 


Bu başarısızlıkta en önemli eksiklik, plan program yapılmamış olmasıdır. Bizim kültürümüzde, yazık ki bu alışkanlık pek oluşmamıştır. Bu yüzden caddelerimiz yıl içerisinde defalarca kazılır; önce kanalizasyon, sonra su, sonra elektrik, sonra da kim bilir hangi nedenle. Bu güne kadar gezdiğim hiçbir şehirde bunun istisnasına rastlamadım. Bunun nedeni ilgili birimleri yönetenlerin sistemli bir şekilde işleri planlamıyor olmalarıdır. Aynı düzensizliği kendi hayatımızda görmek de mümkündür. Bir işe başlarken öyle uzun uzadıya düşünüp süreci yönetecek bir plan hazırlamayız. Aklımıza o an ne geliyorsa başlarız yapmaya. Ama tıpkı şehirler gibi beynimiz de olası durumlara hazırlıklı olmalıdır. Aksi durumda şehir halkı gibi o da şikayete ve isyana başlar. Bir gün çok sevdiğiniz bir kıyafete sığamayıp canınız sıkılır, ertesi gün diyet yapmaya başlarsınız; derken beklenmedik zorluklar sizi yıldırır ve bir bakarsınız ki bir sabah da diyetten vazgeçivermişsiniz.

 

 

Oysa bu işi başarabilmede gerekli kararlılığı koruyabilmeniz için zihinsel olarak hazırlıklı olmanız gerekirdi.

 

Hayatımızda  bu başarısızlıkları yaşamamızın nedenlerinden biri de çocukluktan başlayarak kendimizi ve hayatımızı yönetebilme becerilerini kazanmamış olmamızdır. Önceki yazılarımda bahsettiğim marshmallow şekerlemelerini hatırlayın; işte şekerlemeler önümüzdeyken direnebilmenin yollarından biri bu duruma önceden hazırlıklı olmaktır. Plan yaparak beyninizi yönlendirebilir ve onu zorlayan durumlarda direncini arttırabilirsiniz. Eğer süreci tek başınıza planlayamıyorsanız, hem kendinizi tanımak, hem de yaşayacağınız süreci etkili bir şekilde planlayabilmek için bir profesyonele danışabilirsiniz.

 


Sonuç olarak, bence mitolojide de psikologlara ihtiyaç varmış; yazık olmuş tanrılara..
Güzel bir hafta diliyorum efendim.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz