Halit Ziya Biçer

Halit Ziya Biçer

PANAROMA MÜZESİ ÜZERİNE

Bunca yıldır bir türlü açılamayan, boyuna savsaklanan, şu garip “panaroma” müzemiz üzerine,şahsen de bazı girişim ve sergilerim dolayısı ile, bu fikrin oluşmasındaki nazik davet ve icabetimiz ciheti ile –zaman kısa da olsa- işin  önem ve zaruriyetine binaen, birkaç söz hakkımız gereklidir diyerek tekrar yazıyorum.

Evela çok geç kalındığının idraki içinde olmak lazım gelmektedir. Bu ise –şimdiki seçimler mantığı ile- çabuk olsun benim olsun, veya ben yaptım oldu esprisine kurban edilmemelidir. Hemen şahsi görüşüm olarak, bütün resmi, gayri resmi çerçevelerce bir “kırmızı alarm” verilmelidir. Yeni yetme eskimiş, süregelen, hangi kurum, müessese varsa, onun kapısı –çalınmalı değil-tokmaklanmalıdır. Aymazlar, aydırılmalı, ”iş çevreleri” hiç değilse ,bu müzenin açılış –önümüzdeki kurtuluş bayramı- şenliğinde (eskiden olduğu gibi) tüm şehri kapsayan bir mobil sergi ,fuar,tanıtım kokteyline (yani sanayimiz gelişmesine atfen) sanki birer pavyon oluşturmalıdırlar.

Biliyorum kriz var diyeceksiniz. Canım kriz vardır diye hiç birimiz faraza yaş günümüzü veya düğünümüzü ,büyük protokol gösterilerimizi erteliyor veya pasifize geçiştiriyor muyuz?

Bu tanınmış adıyla “panaroma müzemiz” açılışı ve “Kurtuluş Bayramımız sadedinde herkes her kurum her etkinlik tanıtsın

Kendini tanıtabildiği kadar. İşte bir de o zaman “Antebe gelme zamanıdır” diyebilelim. Antep dışında yüz binlerce, yurt dışında on binlerce Anteplimizi bu bayrama veya bu özel turizm etkinliğine, çağıralım davet ve dahil edelim….. 

Panorama bir tersim veya resim sanatı teşhiri vizyonu olarak geçmekle beraber tam bir “Olay” ı bütün haşmet ve dehşeti ile gözlere sermek ve yaşatmak anlamı taşımaktadır. Sağ olsunlar, bilip bilemediğimiz ekipler veya görevliler bu güne kadar (hatta tenkit bile edilen) beton slüeti karşımıza koydular, binlerce teşekkür. Ancak şurada burada açılan Antep harbi müzeleri veya müzesi diye takdim edilen bu müzemsi yaratıkların mazisi ve serüvenini bilmeyenler takip etmeyenler buna da itiraz edebilirler. Ama restorasyonda bir yemek bekliyorsanız boş tabaklara bakarak-fazla bekleyemezsiniz.

Hastalığım dolayısıyle veya arkadaşlarımın bana zahmet olmasın diye bu konuda beni atlamaları hariç, Sn.Dursun Bak

Paşamızın, bu işin ilk besmelesini çekene kadar kendimi bu işin içinde hissettim. Onun için de, birisi de çıkıp sen de neredeydin diye etap etmesin diye,birkaç satır yazıp, kendimi de toplumu da tüm yöneticilere de ayıplayacağım. 

Bu serial müzemizin içeriği sadece panoramik büyük boy yağlı boya resimler mi olacak veya Genel Kurmaydan, askeri müzelerden devşirdiğimiz, Antep harbi ile akalı veya değil bir takım silah top veteçhizatlar mı olacak, veya bulabildiğimiz eski veya yeni silahlar ,müzemizi bir “silah müzesi” etmeden nasıl bir dizayn veya manzume içinde yer alacak.

Daha evvel geçirdiğimiz bu konuda açılan sözüm ona müzelerimiz, zamanlarını doldurmadan silindi gittiler.

Harpten çıkmış, bikes, çaresiz harabe Gaziantep kendisi canlı bir müze idi. Maalesef hiç birimiz bir semtimizi, bir sokağımızı veya üst üste bombalanıp yıkılan bir camimizi veya minaremizi koruyup müze veya canlı hatıra nevinden bugünlere saklayamadık, taş taş üzerine koyalım derken ,şehrimizi berbat ettik. O devrin ilk nesli yeni yetme mühendis ve yönetimlerinin vebali büyüktür. Ancak yeni yönetim ve imarcılarımızın da geçmişten pek ders aldıklarını söyleyemeyiz.

Ancak oyun tekrar sahneye konuyor. Bu Panaroma müzemiz geçmişin ve geleceğin bir vistavizyon  özetini dile getiriyor.

Düşünebiliyormusnuz, bu kadar müzelerimiz varken,Şahin Bey’in kılıç tüfeği ve  asa’sı bir eskicide belki elli senedir duruyor.Özel koleksiyon da olsa biz varken onun orda işi ne diyen hangi belediye ,hangi turizmci veya yetkin soruyor.

Gelemim Antebin “Şahi top”denilen, her atılışta yeri göğü birbirine katan, kendi kendisini de parçalayan,her sefer yeniden monte ve imal edilen, şu el yapımı topuna. Maalesef “bir ramazan topu” esprisinde bu tarihi top. Nedense acı bir sahipsizlik ve ilgisizlik içinde, Antep Harbinin ilk yazılı kitabında dahi açıkça zikredildiği halde üstelik şehri terk ederlerken Fransızların götürüp müzelerine koymalarına rağmen, bu güne kadar araştırılmamış, bir sembolik benzeri dahi yapılıp –mesela-sanayi odası veya bir teşhir pavyonuna konmamıştır. Bu konuda Fransızların o müzelerinin yanmasını müteakip bütün uyarılarımıza rağmen –tıpkı sonrana getirilen bazı belgeler gibi- büsbütün unutulmuştur. O müzeler bizim müzelerimize benzemese gerek. Mutlaka onlarda her şey çift kopyalı ve kayıtlıdır.

Aşağıda naçizane bu konuda adı geçen bilgi ve belgeleri vereceğim.

Top yapmışız kardeşim, top. Kafası almayanlar beni ziyaret etsinler bu konuda işitip, o ekipten olanlardan duyduğum söz ve bilgileri ,eğer o ustalardan biri kaldı ise- bir benzerini yaptırayım.

Siz demiyor musunuz? Antep çok çetin bir savaş verdi, imalatı Harbiyeyi kurdu. İşte bu topun da kısmı azamı bu sivil atölyemizin mahsuludur.

Onun için bu topumuz temsili bir şekilde veya bir benzeri yapılarak mutlaka bu müzemizde yer almalı ve hatta ilk nizamiye kapısında yer almalıdır.  

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz