Hüseyin KÜPELİ

Hüseyin KÜPELİ

Oyun kurucu olamıyorsak, oyun bozucu olmalıyız

Şu sıralar ağır işsizlik, kur riski, daralma ve belirsizlik yaratan ekonomik politikaları konuşmanın sırası değil. Ekonomik krize mahkum olmak ve güven ortamının kaybolmasını da bir kenara bırakalım. Onları konuşmanın da sırası gelir elbet.

Türk halkının yüreğini cayır cayır kavuran daha önemli bir sorunu var. Suriye meselesi…

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın “Bir gece ansızın gelebiliriz. İdlib harekatı an meselesidir” sözüyle başlayan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarıyla devam eden süreçte, şu sıralar farklı bir dönemece girmiş durumdayız. Farklı kelimesinden kastım, önceki operasyonlarda karşımızda doğrudan bir süper güç bulunmuyordu. Bu kez durum daha farklı, Esed askerlerimize saldırdıktan sonra, karşımıza abisi Rusya’yı koymuş durumda…

Bu kadar yakın olduğumuz, üst düzey görüşmeler yaptığımız, ekonomik anlamda kasalarına para akıttığımız, uğruna Avrupa ve ABD’yi dışladığımız Rusya’dan bahsediyorum. Daha düne kadar bölgede gıkı çıkmayan Esed bugün bize karşı birazcık diklendiyse, o gücü kimden aldığını hepimiz biliyoruz artık.

Kim ne derse desin, işimiz, öyle kolay değil… Bölgede herkesin bir hesabı var. Karşımıza bir mevsim  ADB destekli PYD-YPG unsurları çıkıyor, bir müddet sonra Rusya destekli rejim güçleri. Ülkemize karşı oynanan oyunu iyi analiz etmek durumundayız.

İç politikadaki söylemlere bakacak olursak, çok daha zor bir yolun en başındayız.

Bu cehennemden kurtulabilmek için, Türkiye’nin bölgede artık oyun bozucu bir aktör olma dönemi gelmiştir. Her konuda konuşarak, tartışarak hevesimizi almış olsak da verimsiz tartışmaları bir kenara bırakıp, politikalarımızı bize karşı oynanan oyunları bozmaya odaklamalıyız.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz