Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

ORUÇ VE RAMAZAN AYININ FAZİLETİ

Yüce Yaratıcının, insanlığın başlangıcından itibaren gönderdiği bütün dinlerde, insanlara Rablerine karşı kulluk ve ibadet etme görevi yüklemiştir. İslâm dininin beş temes esası arasında yer alan ibadetlerden biri de oruçtur.  Oruç, Müslümanın, şafakta başlayan ve hemen hemen eylem halinde olduğu tüm günü kendini tutarak, sabrederek geçirmesi; başka bir anlatımla hayatı durdurmak değil onun içindeki kirli ve çirkin boyutu dudurması anlamını taşır. Oruç, ağzı, hem yemeye-içmeye,hem de kötü ve yalan söz söylemeye karşı tutmak¸eli, kaba kuvvete ve çalmaya çırpmaya karşı tutmak; gözü, beyni bulandıran ve kalbi arzulara yönlendiren görüntülere karşı tutmak; kulağı, haram kapsamına giren her türlü sese karşı tutmak; zihni, bütün çirkin düşüncelere karşı tutmaktır. Hasılı, sadece aç ve susuz kalmak değil, bütün organlara oruç tutturmak gerekir.Gerçekten organların tamamını oruca ortak edemeyen kimse, şeklen oruç tutmuşsa da onun özünü yakalayamamış demektir. İnsanın, cinayet,gasp, yalan söylemek, hırfsızlık ve zina yapmak gibi işlediği günahlar ve diliyle ve eliyle başkalarını kırması, öfkesine mağlup olması, kendisini tutamamasının bir sonucudur. İşte oruç tutmak; içgüdüleri, benliği, egoyu, şehveti, dürtüleri, arzuları kontrol altında tutmaktır ve bilinç altıyla bilincin bir mücadelesidir; insanın tutkularını dizginlemesinin evrensel yolu ve yöntemidir!(Dr.Erdinç Ahatlı,Oruç:İrade ve Sabır Eğitimi,İslâma Giriş, D.İ.B.,284-286)

Kur’an, “ Ey iman edenler! Sizden öncekilere olduğu gibisize de oruç tutmak farz kılınmıştır, umulur ki, bu sayede takvalı olursunuz.”(Bakara,2/183) buyruğuyla kendilerine peygamber gönderilen bütün kavimlerin oruç ibadetiyle yükümlü tutulduklarını bildirmektedir. Ancak, İslâmda oruç, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak olduğu halde, semavî veya değil, diğer dinlere bakıldığında oruç, aslî unsuru olan ibadet hüviyetinden çıkarılıp bir tür perhize dönüştürülmüştür.

Oruç, kötülüklerden, çirkin ,işlerden ve haramlardan korunma ve sakınmanın yoludur; ruhun giydiği bir zırhdır.

Nefsin arzuları ve alışkanlıkları insan için öldürücü birer zehir olduğundan, onun dizginlerini elde tutmak zorunludur.Çünkü nefis aşırı derecede kötülüğü emreder(Yusuf,12/53) ve verdikçe büyüyen büyüdükçe isteyen bir özelliğe sahiptir. Oruç, nefse vurulan bir gemdir. Oruç, irade ve sabır eğitimidir.! Oruçla sabretmeye alışan kişi, hayatının sıkıntılı dönemlerini oldukça kolay atlatır ve başarısının doruğuna ulaşır.

Diğer taraftan oruç ibadetinin insab sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, uzmanlar tarafından kesin olarak ifade edilmektedir: Yıl boyu hiç durmadan çalışan midenin bir ay süreyle dinlenmesini sağlar. Oruç tutarken, daha önce organizmada depolanmış olan, mesela deri altındaki yağlar, karaciğerdeki şeker gibi besin maddeleri harcanır, eritilir. Nitekim, “Oruç tutunuz, bu sayede sıhhat bulursunuz!” hadisi de(Heysemî,1402,III. 179) orucun insan sağlığı üzerindeki önemini ifade etmektedir.

Ayrıca, oruç tutan kişi, esas mükâfatını ebedî yurdu olan ahrette görecektir.Oruç, riya ve gösterişin en az karıştığı bir ibadet olduğundan Allah Tealâ, en fazla sevabı oruca vermiştir. Allah Resûlü, bir kudsî hadiste Rabbinden şöyle nakleder: “ Oruç hariç, âdemoğlunun her ameli kendisi içindir.Oruç benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim.”

Hz. Peygamber, Allah Tealâ’nın öbür ibadetler için on katından yediyüz katına kadar sevap verdiğini; ancak oruç ibadetinin sınırını çizmediğini (Müslim, Siyâm, 165); bundan dolayı Cennetin Reyyân isimli kapısından sadece oruçluların gireceğini “Buharî, Savm,4) bildirmiştir.

Resûlullah,(s.a.s.), vefat edinceye kadar dokuz yılda dokuz Ramazan orucu tutmuştur.

 İSLAM AKIL DİNİDİR.

Kur’anı kerim akla, akıl etmeye, ibret almaya, düşünüp tefekkür etmeye çok değer vermektedir.

Dünya üzerinde hayat var olduğundan beri hiç kesintisiz şekilde sürüp giden bu rahmet hakikatinin nereden kaynaklandığını, her canlının rızkının düzenli ve sürekli şekilde veriliş zincirinin  kim tarafından ayarlanıp, denge içinde sürdürüldüğünü düşünmemiz, bulmamız, idrak etmemiz ve O Yüce İlâh’a imân etmemiz gerekir.

İslâm Akıl dinidir:Hristiyanlık, sadece îmân etme dini olduğu halde İslâm dini, îmân etme ve akıl dinidir: Yukarıda belirtildiği üzere, İslâm, aklın, fikrin, idrakin yolundan gitme dinidir; düşünme, tefekkür etme dinidir. Cenab-ı Allah, Kur’anı kerimde 47 ayette, olayları, doğal oluşumları, gelişmeleri, davranışları, mucizeleri anlattıktan sonra çarpıcı bir şekilde sorular sorup insanoğlunu sarsmaktadır! Hatta bazı ayetlerde söz tutmadığı için insanı ağır şekilde azarlamaktadır:

  • Yaptığınızın çirkinliğini anlamıyor musunuz?”(Bakara,2/44)
  • “…(Bu kadarcık şeye) akıl erdiremiyor musunuz?”(Bakara,2/76)
  • “…Halâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”(Hûd,11/51)
  • “…İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” (Hûd, 11/78)
  • “…Halâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”(Yusuf,12/109)
  • “…(Bunu) Ancak akıl sahipleri anlar.”(R a’d,13/19)
  • “…Şu halde yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?”(Nahl,16/17)

       -   “…O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler!”(Bakara,2/221)

  • “…Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?”(Mâide,5/91)
  • “…De ki: ‘ Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”(En’âm,6/50)
  • “…De ki:…Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır.Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?”(En’âm, 6/80)
  • “…Rüzgârlar ağır bulutları yüklendiği vakit onları ölü belde için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz!”(A’râf,7/57)
  • “…Halbuki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için ahiret yurdu  daha hayırlıdır. Hiç düşünmüyor musunuz?”(A’râf, 7/169)
  • “…İşte O, rabbiniz Allah’tır. Halâ düşünmüyor musunuz?”(Yunus,10/3)
  • “…De ki: Hakka Allah iletir. Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha lâyıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”(Yunus, 10/35)
  • “…Halâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”(Hûd,11/51)
  • “…İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?” (Hûd, 11/78)
  • “…Halâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”(Yusuf,12/109)
  • “…(Bunu) Ancak akıl sahipleri anlar.”(R a’d,13/19)
  • “…Şu halde yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?”(Nahl,16/17)
  • “…İçyüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”(Kehf,18/68)
  • “…İnsan daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?”( Meryem,19/67)
  • “…O, diriltendir, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi de O’na aittir. Halâ aklınızı kullanmıyor musunuz?” (Mü’minûn,23/80)
  • “…Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” (Mü’minûn,23/85)
  • “…Halâ aklınızı kullanmıyor musunuz?”( Kasas,28/60)
  • “…Halâ görmeyecek misiniz?”(Kasas,28/72)
  • “…Halâ düşünüp ibret almayacak mısınız?”(Câsiye,45/23)
  • “…Var mı düşünüp öğüt alan?”(Kamer,54/32)
  • “…Rab’leri onlara, ‘Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi’ diye seslendi.”( A’râf,7/22).
  • “…De ki: ‘Şüphesiz Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”(A’râf,7/28)

Şu halde, bu ayetlerin gereği olarak İnsanoğlunun Allah Tealâ’nın verdiği akıl ile düşünmesi, tefekkür etmesi ve şu sorulara cevap vermesi gerekir: Ben nereden geldim, nereye gidiyorum? Beni yaratan, canlı-cansız tüm varlıkları, sistemleri yaratan kimdir? Yaratılışın esası ve sebebi nedir? insanoğlunun, ortalama 60-70 sene gibi kısacık bir hayat için dünyaya getirilmesinin, yaşatılmasının sebebi-hikmeti nedir? Yukarıdan beri anlattığımız ve her birisi hayranlık uyandıran mükemmel bir sistem olan yaşantıları; canlıların her birinin beynindeki ve duygu hayatındaki çip’e göre işleyen yaşamı, sistemi, duyguyu, düşünceyi, seçimi, iletişimi, beslenme zincirini son derecede ahenkli ve düzenli şekilde kuran ve milyonlarca yıldan beri hiç bozulmadan süren bir denge içinde yöneten Yüce Varlık kimdir?

Din olmasa bu sorulara nasıl cevap vereceğiz? Cenab-ı Allah’ın yardımı olmasa bu sorulara asla cevap verilemez. Allah Tealâ’nın yardımı da bize bir “din” vermek, din kurmak, din bahşetmek suretiyle olmuştur. Evet, “din” olmasa bu sorulara asla cevap bulamayız! İşte bu Yüce Varlığın Cenab-ı Allah olduğu sonucuna din sayesinde varmaktayız. Doğum, ölüm, yaşam, ahiret hayatı; sevap, günah, ahlâklı olmak, iyilik yapmak, umut etmek v.b. ancak din ile anlam kazanır!

KARINCA VE HZ. İBRAHİM KISSASI

Nemrud, ona karşı gelen Hz İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşmuşlar. O kadar büyük bir alevmiş ki bulutlara kadar yükselmiş. Bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış.  Nemrud, ne güçlü bir kral olduğunu herkes anlasın, görsün istemiş. Nemrud’un askerleri İbrahim peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış.

Bu sırada göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş.  Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:

 – Acele ile nereye gidiyorsun?

 Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:

– Haberin yok mu? Nemrud, İbrahim peygamberi ateşe atacakmış.  Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.

Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:

– Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?

Bir damla su taşıyan karınca:

– Olsun, hiç olmazsa hangi taraftan olduğum anlaşılır.

BİR HADİS.

Hz. Peygamber Efendimiz(s.a.s.): “Bir kimse, Allah’ım bütün işlerimizde akıbetimizi iyi eyle ve bizi dünya ile ahiretin rezilliğinden uzak eyle şeklinde dua ederse, o kişi herhangi bir musibete uğramadan bu dünyadan ayrılır!” buyurmuştur.(Ahmed, 4/181)

 BİR ZİKİR

Bir söz vardır ki, Allah’ın katında çok değerlidir, Rahman’ın katında çok ağırdır ve fakat dilde çok kolay ve hafiftir: Bu zikir, “Sübhanellahi ve bi hamdihî = Allah’ı hamd ile tespih ederim “ zikridir.

RAMAZAN AYI

On iki ay sultanı, özlenen zaman,

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

Gönüller şenlendi nurlandı Cihan,

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

 

Oruç tutan müminler yaşamaz keder,

İçten yapılan dualar Arşa gider,

Kalbi aşk ile yanan Rabbi zikreder,

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

 

Bu ayda saf saf teraviye durulur!

Yorgun gönüller kirden yunur arınır!

Cine-şeytana prangalar vurulur!

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

 

Can Muhammed Mustafa müjdesin verdi,

Kutsal Leyle-i Kadr’ın sırrını gördü,

Geceyi ihya eden murada erdi,

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

 

Ezan-sala: Yayılır ruhlara huzur,

Kalplerdeki nefreti yok eder, kazır,

Minareler ışıklı huşûya hazır,

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

 

OYTAN, gizemli Evrene bak ibret al,

Kur’an emrine uy, her zaman temiz kal,

Herkes biner bir gün, hazır dört kollu sal,

Yine geldi şükür mübarek Ramazan!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz