Esin KORKUTAN

Esin KORKUTAN

Öğrenmeyi sevdirmek lazım

Evet başlığımızda da belirttiğim gibi öğrenmeyi sevdirmek lazım.

Okullar açıldı açılıyor derken 2017-2018 eğitim öğretim yılını açtık.

Fakat daha yolun başında veliler ve çocuklar ders çilesine tutuştu.

Sayfalarca verilen ev ödevleri çocuklarımızı ilk haftada okuldan soğutmaya yetti.

Ev ödevi verilmesin demiyorum.
Elbette…

Fakat aşırıya kaçılmaması lazım.
Ben dersin derste öğrenilebilineceği kanaatinde olan biriyim.

Eğer bir çocuk defterler dolusu ödev yapmak zorunda kalıyorsa elbette sıkılıp okuldan daha ilk haftada soğuyacaktır.

Çocuklarımızın başarılı birer birey olmasını istiyorsak önce eğitimi sevdirmek gerek.

Hatta eğlenceli hale getirmek gerek ki o çocuk okulu sevsin,eğitimi sevsin, okumayı sevsin.yani sözüm ona çocuklara çok fazla ev ödevi vererek başarı çitasını yükseltemeyiz.

Öte yandan baktığımızda Gaziantep eğitim seviyesinde imajımızı zedeleyecek kadar kötü söylemlere maruz kaldı.

Gaziantep’te eğitim denilince ilk akla gelen cümle;
Eğitim seviyesi çok düşük bunu elbette ki ben söylemiyorum fakat haber kanallarında sağda solda kulağıma geliyor.

Öğretmenler derste elbette ki ders işliyor fakat yetersiz ve yetersiz olduğu için ev ödevlerine kaynak kitaplara yükleniliyor çaresiz.

Kim suçlu peki?
Milli eğitim bakanlığının müfredatımı?
Verilen kitapların bilgi ve eğitim anlamında yeterli olmaması mı?
Çocuklara ev ödevleri çok fazla verilip te öğrenmeye sıkılıp ilgi duymaması mı?

Okullarda ki Derslik sayısının yetersiz olması mı?
Yoksa öğretmen açığı mı?
Velilerimiz çocuklarına yeterli ilgiyi göstermiyor da diyebilir miyiz?

Ya da eğitim sistemindeki çarpıklıklar mı?
Ama benim için başarısızlıktaki en önemli faktör, öğretmenlerimizin çok yetersiz kalmasıdır.

Hemen öğretmenleri niye suçluyorsunuz diyebilirsiniz.
Yeterli şartlar sağlanmıyor da diyebilirsiniz.

Belki doğrudur.
Ama bu ülkede herkes “Benim maaşım az. Şartlarım iyi değil” diye işini aksatırsa, vay halimize.

Dediğim gibi donanımlı ve bilgili öğretmenleri yeteri kadar yetiştiremiyoruz.

Donanımlı olup da bir türlü atanamayanları da unutmamak lazım.
Yetişenler de siyasetin cilvesine kapılıp gidiyor.

Yeterli seviyede öğretmen yetiştiremiyoruz da diyebiliriz.

Ben konuyla ilgili kendi mesleğimden ve kendi okul yıllarımdan örnek vermek istiyorum.

Benim ilkokul, ortaokul ve lise yıllarımda 60 kişilik sınıflardan aşağı bir sınıfta okuduğumu hatırlamıyorum.

Sıralarda üçer kişi otururduk.
Şartlar çok kötü idi.
Ama öyle öğretmenler vardı ki, adeta zehir gibi çocuklar yetişirdi.

Dersi sevdirir okulu sevdirirdi öyle kaynak kitaplardan sayfalar dolusu ödev vermezdi.

Dersi derste öğrenmemizi sağlar evde de tekrar yaptırır o şekilde eğitirdi.
Belki bir belki iki sayfa olurdu ev ödevimiz.

Başarı ortalamaları çok yüksekti.
Öğretmenler mesleklerini icra etmeyi sevdikleri için, öğrencilerine de sevdirirlerdi.

Belki öğretmenler bana kızacaklardır.
Ama kendileri de biliyordur ki, çok kaliteli ve özverili öğretmenler kadar başarısız ve yetersizleri de çok fazla.

Kurunun yanında yaş da yanıyor işte.
Umarım Devletimiz de öğretmenlerin sıkıntılarını biran evvel giderir ve özverili çalışmalarını sağlar artık.

Ne atanamamalarla, ne siyasi kadrolaşmalarla, ne de maddi imkansızlıklarla yormaz onları.

Saygılarımla

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz