Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Nerden nereye

Geçenlerde bir haber vardı.

Ciddi maaşlar verilmesine rağmen çoban bulunamıyormuş.
“Vay be nerden nereye gelmişiz” dedim kendi kendime.
Tarım ülkesinde çoban bulamıyoruz.

 


Binlerce köy var, memlekette işsizlik yüzde 10’un üzerinde ama çalıştıracak çoban yok.
Hem de ne maaşlarla

 


Asgari ücretin 3-4 katı, 3500 – 4000 TL maaşla çalışacak çoban bulunamıyor.
Durum böyle olunca geçtiğimiz yıllarda iş dünyasının sıkça gündeme getirdiği “iş beğenmeme” konusu da geliyor hemen akla.

 

Şehirdeki işsiz, masa başı iş arıyor.
Köydeki vatandaş çobanlığı beğenmiyor.
Peki ne oluyor?

 

Çobanlığı beğenmeyen vatandaş şehre göçüyor.
Asgari ücretle şehir yaşamına tutunmaya çalışıyor.
Tek oda bir ev, ne düzen var ne tertip, ne de bir sosyal yaşam.

 

Şehirde olan ise masa başı iş arıyor. 
Zaman geçiyor, müzmin işsiz oluyor.
Hakikaten ilginç değil mi?

 

Öğretmen, polis ve devlet dairesindeki bir memurdan fazla maaşla çalışacak çoban aranıyor.
Ve bulunamıyor.

 

İş o hale geliyor ki yurtdışından çoban getirmek için hazırlıklar başlıyor.
Nasıl bir algı, ya da sistem mi bizi bu noktaya getirdi anlamak mümkün değil.
80 milyonluk bir ülkede, onca şikayet, secehat varken köydeki ihtiyaç sahibi bir adamın çobanlık yapmamasını, şehirdeki ihtiyaç sahibi adamın da iş beğenmemesini anlamak mümkün değil.
Önceden biraz da irite ederek, burun kıvırarak “dağdaki çoban bile bilir” diyorlardı.


Şimdi dağdaki çobana memurdan fazla maaş veriyorlar.
Ama çobanlık yapacak insan bulunamıyor.
Devlet çaresiz ithal çoban için çalışma başlatıyor.

 

Ramazan bayramı bitti, önümüz kurban.
Daha çok çobana ihtiyaç var ama çoban yok.
İşte böyle, nerden nereye…

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz