Emre GÜVEN

Emre GÜVEN

Neden Mutsuzuz

Neden; mutluluğu, yanında olmayı istediğimiz kimselerin ve yerlerin dışında sağlayamıyoruz? Bu nasıl bir problemdir çözülmüyor arkadaş. O kadar matematik öğrendik şu problemi nasıl çözemeyiz. Sebebi; sonuçta sıfır ararsak çözülmüyor. Sonuç sıfır değil sonuç 1, bütün. Temel olarak sunulan mutluluk pramidi; buna ister dolarda, ister mısırda bulunan, ister üstte olmanın getirdiği tatmin, ister beden doruğu, ister bencillik, ister gayrılık deyi verin, problemi doğuran, bu. Ne alakası var şimdi bunun bizim mutsuzluğumuzla. Anlatalım; biz için ailede değil okulda başladı problem(ayrılık, farklılık). Ana okulunda arkadaşlar ediniyoruz, paylaşmayı, dünyada yalnız olmadığımızı, çok çocuğun var olduğunu, onların da anne, babalarının olduğunu ve onlarında ve onlarında; böyle sıra geldiğini, öğreniyoruz. Her hafta birinin doğum günü var, her hafta pasta, kek yiyoruz. Her gün süt, fındık yediriyorlardı bize. Büyüyelim de baba okuluna bizi alsınlar diye. Siyah önlük, büyüdüğünün göstergesiydi, giydiriliyordu bize. Büyümek, taklit ettiriliyor, şartlandırılıyordu. Sonra ilk okul; kalem, kağıt, tahta, tebeşir var. Erkek öğretmenler var, korkuyosun. Disiplin var, geç kalırsan kulağını çekerler, zil var zil. Fabrikalara hazırlık süreciydi kanaatimce geçmişte bu süreç. Bu fabrikasyon ürünlerin önüne ancak 2006 yılında yapılan "Eğitim Düzenlemesi" ile son verebildik; teoride, pratikte biraz zamana ihtiyaç var. Şahsi düşüncem; ezberci eğitim (para odaklı sistem anlayışı) yerini keşfe dayalı eğitime (insan odaklı sistem anlayışı) bıraktı. Çok önemli, dev bir adımdı bu. Ayağa kalktığımızın açık ifadesiydi.

Okulda ilk iş, defteri " I "böyle doldur. Bu ne "düz çizgi". Siz buna ister düz çizgi, ister 1, ister çizgi, ister "Elif" deyin, ilk gün yaptığımız iş bu, tüm problemlerimizin de çözümü. Sonra çözdüğümüz onca problem! O kadar problemi boşuna mı çözdük? Ya onlar da geçmişin uydurduklarıysa. Uydurma tarih olur mu! Yazılan gerçek ancak kimin gerçeği. "Kime göre, neye göre", bu sözle hemen hemen her doğru şaşıyor tek doğru sabit o da ilk yaptığımız iş, "I".
Kendi kendimize de problem edinmiyoruz, hali hazırda sunulan problemleri taklit ediyoruz. Birikimimiz her neye müsaitse. Onun sonucununda da "problem var abi" deyip kendimizi mutsuzlaştırıyoruz ve bundan da beslenir hale gelmişiz. Ap açık öyle programlanıyoruz. Bilgisayardan farkımız kalmadı farkında mısınız. Uyulan, takip ve taklit edilen, sorgulanmayan, sorgulanamayanın sonucu bu. Görüldüğü üzere var olmak değil ayrı olmak, farklı olmak yapışmış gönlümüze oradan oraya savruluyoruz. Bunun sonucunda şu dillere geliyor; çok parası var, çok şeye sahip olabiliyor, çok mutlu. Benim de param olsa ben de mutlu olurum. Para kazanmalıyım, çok param olmalı. Para, para, para! Hayır değil geçmişin yapıştırdığı at gözlüğü o, çıkar onu ondan sonra bak hayata. "Aklı gitmiş bunun git oyalama bizi" diyenler var. Bize gösterilen kurgudan ibaret ve iletişimin her kanalıyla istisnasız her an şartlandırılıyoruz. Neye? istenilene, söylenene, yargılara, önyargılara, geçmiş tüm şartlanmalarla yenilerini oluşturmaya. Başkalarının tasarladığı geleceğe, onların kurduk sandıkları hayata.
Modern kabul edilen bilimin tüm temellerinin bizim topraklarımızda doğduğunu yeni öğreniyoruz. Batıdaki bilim ve ilim, doğudan gidip kiliseyle ve ailelerle bastırılmaya çalışılırken ve özden başka bir yaşam uydurulurken, biz de uydurulanları taklit ettik onca zaman, buna zorlandık. Kimilerimiz devam da ediyor. Sonunda ailelerin kontrol edemediği bilimin sonucu da evrensel sonuca ulaştı. Müjde. Madde bildiğin, ayrı gördüğün, yani kendinden ayrı bildiğin her ne varsa, bir bütün. Bilim diyorki; 5 duyunla duyumsadığın her ne varsa bildiğin, düşündüğün hepsi, bir bütün. Yaklaşık 4000 yıl önce dile geldi bu, bilim MS. 2012'de ulaştı çok şükür. Duymayan, görmeyen, öğrenemeyenler için yineleyelim. Neden mi; her doğan yeni günün yeni bir başlangıç olduğunu, öncekine benzemeyebileceğini hatırlatmak için. Her duyulanın, görülenin sorgulanması gerekliliğini yinelemek için. Ayrılığın, farklılıkların, üstünlük yada aşağılık düşüncelerinin geçmişin, bir takım beşerin birilerinin çıkarlarını gözetmek üzere uydurması olduğunu tekrarlamak için. Tek gözü değil iki gözümüzü hakkıyla kullanmamızı talep ediyorum.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz