Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Ne kültür, Ne sanat

Lafı eveleyip gevelemeye gerek yok.

Maalesef sosyal yaşamın, sanatın, kültürün olmadığı bir şehirde yaşıyoruz.
Bırakın sanatı, kültürü; şehrin merkezinde yürüyüş yapabileceğiniz ne bir cadde, ne de oturup çay içebileceğiniz bir çay bahçesi var.
2 milyonluk şehirde tüm kesimleri bir araya getirecek ortak bir alan dahi oluşturulamamış maalesef.
Olanını da piknik alanı olmak dışında değerlendiremiyoruz zaten.
Tesisleşmek gerçekten bu kadar mı zor?
“İhtiyaç var”, yok değil!
Örneğin harika bir hayvanat bahçemiz var ama tesis yok.
Orada büfelere, restoranlara, çay bahçelerine, kitapçıya, kokoreççiye, köfteciye, dondurmacıya kadar tüm ihtiyaçlara cevap verebilecek sosyal bir atmosfere “ihtiyaç var”.
Yine harika bir biyolojik göletimiz, Şahinler parkımız var ama tesis yok.
Sözün özü, sanayimiz, iş gücümüz, girişimcimiz var ama sanata, kültüre ve sosyal yaşama dair bir toplumsal yapımız ve yönelişimiz yok maalesef.
Koskoca şehirde bir tane sanat galerisi var. Bir tane de kendi yağıyla kavrulmaya, çalışan tiyatro gurubu… Hepsi bu…

Peki olanlar neler?
AVM, mağaza ve dürümcüler.
Ha unutmadan, bunların dışında çok özel mekanlarımız da var tabii!
Çoğu insanın gitmediği/gidemediği.
Kapısından geçmeye, kahve içmeye korkulan mekanlar.

Kültür, sanatla başladık ama hazır konuya girmişken uzun zamandır fiyatlar konusuyla ilgili ciddi şikayetler ve yazmam konusunda talepler vardı. Bir örnekle bu konuyu da dile getirmiş olayım.
Bir arkadaşım şöyle bir serzenişte bulunmuştu:
Üniversitenin karşısındaki bir cafede eşiyle birlikte Türk kahvesi ve çay içmişler. (Unutmadan ikisi de kamuda çalışıyor.)  Hesap geldiğinde çok şaşırmışlar. Kahvenin fiyatının 8 TL olduğunu görünce hayret etmiş. Arada içilen çaylarla falan epeyce de bir hesap ödemiş.
Sonrasını kendi ağzından aktarayım: “Tamam biz iki kişi çalışıyoruz. İyi kötü burada kahve içecek imkanımızda var. Gelir içerim de, ama sokağa atılacak param yok. Benim anlamadığım, bulunduğu bölge itibarıyla ağırlıklı olarak öğrenciye hitap eden bu tür bir yere öğrenci nasıl gelebiliyor? Bırakın burayı bir kahvenin maliyeti ne kadarki 8 TL’ye satılıyor. Gaziantep konut fiyatından, kahve fiyatına kadar artık çok kasıyor ” diyor.
Ben de anlamıyorum, gerçekten çok kasıyor ama demek ki satıyor …

Peki ya işin diğer boyutuna bakacak olursak…
Bu kadar cafenin, restoranın olduğu üniversite civarında; resim sergisi, sanat galerisi, kitabevi var mı, diye hiç düşündünüz mü?
Açıkçası ben görmedim, sanırım da yok…
Bu kadar öğrencinin olduğu, ilimle bilimin harmanlandığı bir yerde, bir dünya cafe ve benzeri yer varken, görünürlerde kitabevi olmaması da ilginç değil mi?
Demek ki şehrin kültür ve sanata bakışı hemen hemen aynı.
Okuyanı da, okumayanı da:
Ne kültür, ne sanat,
hep kebap hep kebap!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz