Orhan SAĞLAMCAN

Orhan SAĞLAMCAN

Ne kötü bir hafta

Spor Toto Süper Lig’in 10. haftasında deplasman da Alanya spor ile karşı karşıya gelen temsilcimiz Gaziantepspor 3 gol attığı karşılaşmadan mağlup ayrıldı.

Haftalardır inişli çıkışlı bir grafik çizen ve ne zaman nasıl bir skor alacağı belli olmayan, kendisi gibi net istikrarı yakalamayan Alanyaspor ile deplasmanda karşı karşıya geldi. Deplasmanda 3 gol bulup mağlup olan ve bir o kadarda gol pozisyonuna giren ve atamayan cömertçe pozisyonları harcayınca rakip teknik direktörününde yerinde olumlu değişiklikleri maçı kayıp etmemize neden oldu.

Müsabakanın erken saatte olması ve iklim olarak biraz daha sıcak ve nemli bir havada oynanan maçta ne kadar olursa olsun olumsuz olarak etki yapmıştır. Yine de bu tür mazeretlerin arkasına sığınmak yanlış olacak.

Bu tür müsabakalarda hele de deplasman da goller bulmak o kadar da kaçırmak ve rakibe ise pozisyon vermek tabi birde üst üste gelen sakatlıklar da takım kurmakta ve takımı konsantre etmek de zorlaştırıyor. Umarım bu milli ara bize iyi gelir ve sakatlarda bir an evvel takıma katılırlar. Daha iyi sonuçlar alırız hem iç sahada hem de dış sahada çünkü çember daralıyor. Alacağın her puanın ayrı bir değeri var. Yoksa ilerleyen haftalarda sıkıntı daha da büyür .

 

FUTBOL DA İHANET BU KADAR OLUR

Yeni sezona çok büyük umutlarla başlayan ve ona göre önce teknik direktörünü belirleyen daha sonra bu ligleri bilen daha önce bu takımda başarılı bir döneme imza atan teknik direktörlük yapmış isimi sportif direktör yapan ve liglerde şampiyon olmuş takımlarda, takımlarında iyi futbol oynayan ve artık işi paraya dökmüş nasıl olsa garanti parası diye gelen sporculardan kurulu bir ekip oldu Büyükşehir Gaziantepspor.  İçeride sıkıntı olan çalışanlar, masöründen malzemecisine kadar sürekli değişiklikler yapılınca bazı zaman işler rayında gidiyormuş gibi lanse edilse de bir takım sıkıntılar vardı. Tabi ilk haftalarda alınan iyi sonuçlar bazı sıkıntıları ört bas ediyordu ki içeride gruplaşmalar, oynayan oynamayan artı Bülentçi, Ali Güneşçi sporcular oluşması… Tabii ki Bülent Hoca ile Ali Hocanın transferde başlayan fikir ayrıcalıkları ilerleyen haftalara sarkarak geldi ve güzel giden ve üst üstte alınan galibiyetler bir anda takımın ilk iki ve şampiyonluk potası içinde olması güzel bir hava yarattı. Daha sonra akabinde önce Denizli, arkasından Ziraat Türkiye kupası ve Boluspor deplasmanı mağlubiyetleri ve son olarak da kolay gibi gözüken ve her takıma ters gelen ve sahada skor ne olursa olsun iyi mücadele eden bir Altınordu takımı vardı. Tamamen futbol oynamayı düşünen ve bu hocayı nasıl yeriz diye düşünen bir sporcu topluluğu… Maalesef bu işler hep böyle geldi böyle gidiyor… Tüm başarısızlıkta ilk faturalar hep teknik sorumlulara kesilmiştir… Çok yanlış bir durum yıllar sonra iyi bir ekip kuruyorsunuz başına idealleri olan hedefi olan genç ne yaptığını bilen işini seven bu camialarda eşi benzeri az görünene bir kişiliğe sahip teknik sorumluyu gönderiyorsunuz. Şimdi içeride bulunan ve sezon başı nedense diplomasını kullanmayan sportif direktörü teknik sorumlu yapacaksınız ve ondan bu takımı yeniden hedefe ulaşmak için ondan başarı bekleyeceksiniz. Ne yazık ki bu tür teknik sorumluların kaderi 2,3 maç skorlar kötü gitti mi herkes bir yerden kendi hocasını kendi arkadaşını gündeme getiriyor. Rant sağlıyorlar… Yazık oluyor… Böyle düşünceler olunca ne hocalar çıkar ne nede başarı gelir…

Takıma zarar veren sporcular neden cezalandırılmıyor… Müsabaka içinde müsabaka dışında sorumsuzca mücadele eden sporcular neden cezalandırılmıyor… O kadar yüksek maliyetle bu takımın sporcusu olmuşsun ama bulunduğun yerin ve formanın hakkını vermeyeceksin… Daha sonra başarısızlıkta hoca gitsin ne kadar güzel ve basit… Yönetim hocayı göndereceğine sahada ne yaptığını bilmeyen oyuncularını tespit etsin. Sezon başından bu yana böyle mi oynuyorlardı? Hesap ince arkadaş… Olan Bülent Hoca gibi değerlere oluyor…

 

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz