Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

NATO ZİRVESİ VE TERCÜMAN

Dostlar! Dikkat ettiniz mi?  Ben ilk defa şahit oluyorum. NATO toplantısına katılan Cumhurbaşkanımız tercüman olarak başörtülü bir hanım kızımızı yanına almış. Bir zamanlar TBMM'ne sokulmayan ve kovulan 'başörtüsü' buraya nasıl geldi? Bu vaka ile kime ne mesaj vermiş olabilir? Basına yansıyan bu resmi nasıl okumak gerek? Fikrinizi alabilir miyim?

- Güzel bir mesajdı. O zamanki vekilimiz Merve Kavakcı’nin kızı imiş bu hanım kız…

- Basında yer alan görsel tek başına demokrasinin, insan ve kadın haklarına verilen önemin, özgürlüklerin, hatta laikliğin temsili mahiyetindedir.  Elbette gören gözler adına...

- O günün ‘İslam düşmanı’ yöneticilerinin, kirli Avrupa'ya ve dahi kefereye köle olmuş politikasından, bu günkü adil, halkına hizmetkâr ve dâhi Dîni Mübin’e hizmet edecek, Allah'ın dinini ayakta tutacak mücahit hizmetkârların varlığına mazhar olduğumuz güne geldiğimiz, böylelikle bize (Müslümanlara) yapılan zulümlerin karşılıksız kalmadığı ve kalmayacağının, gözlerine sokula sokulan verilmiş bir mesajıdır. Özgür Türkiye'nin ayak sesleri bu... Sizlerin ne düşündüğü değil, asıl olan millettir...

- Demek ki NATO laik değil! Nasıl yaşıyorlar acaba? Harika bir portre… İlk mesajı Amerikan büyük iti aldı.  Dedi ya “ben İslam’a karşı değilim”… İlk mesaj Bidon beslemelerine, sonrası tüm NATO ülkelerine… İslam, bir yaşam biçimi olarak tüm insanlığa tebliğ edildi.

- ‘Zulüm abad olamaz’ denmiştir. Daha en başından olması gereken buydu. Kılık kıyafetle çağdaş, demokrat olunmuyor. Allah reisten razı olsun, kapılardan az kovulmadık.

- Her kesime cevap güzel olmuş… İçeriye de, dışarıya da, artık biz buyuz!

- Mesaj başta Fransa ve Batılı ülke yönetimlerinin tümüne... Saadet partisine kapak olmalı bu foto… Başörtülülerin sadece İran'da, Arabistan'da değil Avrupa'da var olduğunu göstermiştir.

- İmana gelin imansızlar demek gibi ya da öyle olmaz böyle olur denmiş...

- Bu iç siyasetten ziyade, özellikle Avrupa'da artan İslam düşmanlığına bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Başörtüsünü Avrupa’ya taşıdı Reis buradaki başörtü düşmanlarına lânet olsun.Sizi ne yaparsanız yapın takmıyoruz. İslam geliyor gümbür gümbür… Osmanlı geri dönüyor.

- Küfür etmekten beter olmuş bu görüntü… Aslolan kafanın ‘dışı’ değil, ‘içi’ demek istemiş Reis bir bakıma! Kaldı ki başı açıkları da evlatları gibi gördü Reis… Hiç kimseyi ötekileştirmedi.

- Başörtüsünü takan daha önemli… Avrupa’yı o kadar ilgilendirmedi. Türkiye'deki solculara, “rejim elden gitti” yaygarası koparanlara NATO’dan bilardo vuruşu olmuş.

- Hacı Bayram Veli'nin sözü aklıma geldi, "Hak kulundan intikamın yine abdiyle alır Bilmeyen ilm-i ledünni onu kul yaptı sanır"

- İlâhî adalet bu olmalı… Sen milletvekili seçilmiş annesini ‘başörtülü’ diye meclisten kovarsan, Erdoğan o kovduğun insanın kızını tercüman olarak yanına alır ve ABD Başkanı’yla aynı masaya oturtur. Bu vaka da sizin içinize otursun.

- İşte Müslüman’ı canından bezdiren, onu adam yerine koymayan, zalimce zulüm edilen bu millet, sabırla bu günlere geldi... Bu günlere ‘nankörlük’ edenlere yazıklar olsun.

- Bu sabah, başörtülü bir gencin Amerikan Başkanı’na tercümanlık yaptığı bir Türkiye'ye uyandım... Bu ülke eskiden ''dürüst'' liderler de gördü, kendisi çalmadı ama orkestra şefi gibi etrafındaki herkese çaldırdı ve başörtülü kadınlara milletin meclisinde ‘had’ bildirmeye çalıştı. Sonra da şimdiki tablo oluştu... Mevla’m görelim daha neler, neler neyler...

- Bildiğim kadarıyla, normalde tercümanı erkekti. Ama konjonktür değişti ve şimdi üst perdeden geliyor. Tüm dünyaya İslam’ın sancaktarlığı ve "garantörlüğü bizdedir” mesajı verildi. Bu mesajı İslam Âlemi’nin iyi okumasını temenni ediyorum  (ne yazık ki İslam âlemi bölünmüşlükten dolayıdır ki, boyunlarına takılı tasmalarından dolayıdır ki, mesajı bırakın, önlerine konan kızartılmış deve budu ve bademli, üzümlü, pilavından başkasını göremiyor içeride… Allah Allah… Akdeniz’in sıcak sularına girince yallah yallah…"Kadın Hakları”na da, üst perdeden bir mesaj verilmiş, destekliyor ve onaylıyorum.

- Bir zamanlar, ‘dürüst siyasetçi’ Ecevit ve kuyruk-sallayan yalakaları tarafından, ‘başı kapalı’ diye mecliste linç edilen, Merve Kavakçı’nın kızı olması da çok ilginç... Sanki intikam alınmış gibi… Nereden nereye... Saadet ve Yeniden Refah’lılara, sesleniyorum. Dikkatlice okuyun, vicdanınıza sesleniyorum: Kendini Erbakancı ve Milli Görüşçü olarak ifade eden sizler, İ.H. Karadayı’yı affettiniz, Çevik Bir’i affettiniz, Kemal Gürüz’ü affettiniz, Nur Serter’i affettiniz, Uğur Dündar’ı affettiniz, Ruşen Çakır’ı affettiniz, Erbakan’a sin-kaflı küfreden Osman Özbek’i bile affettiniz. Erbakan’a omuz vuranları, aşağılayanları, hakaret edenleri affettiniz. Erbakan Hocaya hayatı dar eden ChP’yi, ChP’lileri affettiniz. Lakin parti kurdu, iktidar oldu, “Erbakan’a yapılanların hesabını tek tek sordu” diye R.T. Erdoğan’ı affetmediniz! Kızlarınızı, eşlerinizi saçlarından sürükleyenleri affettiniz, yurtlarınızı, Kur’ân Kurslarınızı basanları affettiniz. İmam Hatipleri kapatanları affettiniz. Dahası partinizi kapatanları affettiniz. Darbecileri, 28 Şubatçıları affettiniz. Darbeye alkış tutan gazetecileri, işadamlarını, akademisyenleri, sanatçıları affettiniz. Ama başörtüsü sorunu çözen, Kur'an Kursları’na özgürlük getiren, darbecilerin, 28 Şubatçıların yargılanmasını sağlayan, Erbakan düşmanlarına boyun büktüren R.T. Erdoğan'ı affetmediniz? Nedir bu adamın suçu? Ne yaptı size bu adam? Kindarların, zalimlerin, gözü kanlı emperyalistlerin niyetini biliyorum, onların derdini anlıyorum da size ne oldu? Bu kadar zıvanadan çıkmanıza sebep olan şey nedir? Erdoğan, hangi işinizi yarıda koydu? Hangi mevzunuzu yetim bıraktı? Hangi haksızlık ve yenilmişliğinizin hesabını sormadı? Konuşsanıza arkadaş, hani konuşsanıza… Ayasofya dedik açtı. Taksim’e cami dedik yaptı. Memura, askere namaz izni dedik, çözdü. İmam hatip dedik, Kuran Kursu dedik, köşe bucak İmam hatiplerle, kurslarla doldu taştı. Söyleyin yahu, ne yaptı size bu adam? Erdoğan’a karşı beslediğiniz bu kin, bu nefret, bu düşmanlık nedir? Muhalefet etmenin de bir adabı, edebi, haysiyeti ve onuru vardır. Kimi destekliyorsanız destekleyin. Kime oy veriyorsanız verin ve kiminle ittifak yapıyorsanız yapın. Lâkin edep ve hayâ duvarlarını yıkmayın, ne olur.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz