SOKRANTES...

SOKRANTES...

''NARH''

İlk önce geçen hafta yazamadığım için özür dilerim.

İşler güçler işte..
18 Haziran’da ramazan başlıyor.

 

Gelsin iftar sofraları, gelsin meyan şerbetleri, gelsin sahurlar, ibadetler, hayır hasenatlar.
Gelsin gelmesine de ramazan gelir gelmez gelen bazı şeyler de var.

 

Hiç olmadık bir anda gelen zamlar.
Ne olduğunu anlamadığımız, neden olduğunu anlamadığımız zamlar.
Her zaman da bunu yaşarız.

 

 

Temel gıda maddeleri anlamsız bir şekilde zamlanır.
Ne dolar artmıştır, ne de maliyetler, ne de dünya da kriz vardır.
Ne üretim maliyeti artmıştır, ne de hammadde maliyeti…
Sadece ve sadece ramazan gelmiştir.

 

 

Et, süt, tavuk, yumurta, bakliyatlar, sebzeler, meyveler bir anda zamlanır.
Kime göre, neye göre belli değil.

 

Herkes bu konu da suçu biri birine atmaktadır.
Burada bu işi sahiplenecek birileri var, onlar da bizi yönetenler.
Bu iş için o koltuklarda oturanlar.

 

Tüketicinin hakkını koruyacak olanlar, çözümü de bulmak zorundalar.
Ama bugün bir de çözüm sunacağım, pek adetim değildir amma.
Zamanından beri bu sorun hep varmış.

 

Onun için Osmanlı zamanın da “narh” sistemini geliştirmiştir.
Narh ,yiyecek ve diğer tüketim mallarına konulan fiyat sınırı, sınırlandırma ve fiyatı sabit tutmadır. Esnaf ve zanaatkârların kâr oranlarını devlet ve Lonca Teşkilatı birlikte tespit etmesi, Buna narh vermek denirdi.

 

(Lonca, aynı bölgede yaşayan esnaf ve zanaatkarların örgütlenerek kurduğu meslek organizasyonuna verilen isimdir)

 

 

Bu sistem klâsik dönem Osmanlı ekonomisinde fiyat politikasına temel teşkil etmiştir.
Mal kalitesinin bozulmasını engellemek için, aynı mallardan kaliteli olana kalite hakkı tanımıştır.
Osmanlı üretici ve tüketiciye de icabında narha başvurmak hakkı tanımıştır. Burada amaç esnaf ve tüccar arasındaki doğabilecek haksız rekabeti önlemekti.

 

Aynı Lonca’ya bağlı esnaflar arasındaki rekabeti önlemek amacıyla taban fiyatlar tespit edilir ve uygulanırdı. Bazı ürün ve malzemelerde mevsimine göre narh uygulanırdı.
Meselâ odun ve kömüre yaz ve kış ayrı ayrı narh uygulanırdı.

 

Esnaf Loncalarının dışında devlette narh tespiti yapabilirdi.

 

Ramazan ayı öncesinde de fiyatların artma ihtimalinden dolayı yeniden fiyat tespiti yapılırdı.
Haaa yav bu taaa Osmanlı dönemine ait diyorsanız, bunu günümüzde belediyeler ekmek, ulaşım su için uyguluyor. Ayrıca OPEC de petrol fiyatları için uyguluyor.

 

Yani anlayacağınız belediyelerimiz, ticaret borsası, ticaret odamız, sanayi odamız, esnaf odalarımız ne kadar odamız varsa bu işe acilen el atması lazım. Bu konuyu millet konuşuyor, ama kimse kılını kıpırdatmıyor.

 

Onlar konuşur, Sokrantes yazar…
Şimdi markette, bakkalda, pazarda dolaşırken elinize kalemi defteri alın ve fiyatları yazın.
Bir de ramazan da yazın bu fiyatları ve karşılaştırın.
Aradaki fark yediğiniz kazıktır. Afiyet olsun.
Buna göz yumanlarda suçludur.

 

 

Şimdi millet seçim derdinde, 7 Haziran’dan sonra normal hayata dönüp geçim derdine düşersiniz…
Hazır ramazandan söz açılmışken, gıda yardımı yapıyoruz ya ona değineyim bir iki satırda.
Sırf yardım yapmak için içinde olduğu belirsiz, kalitesiz mallara ucuz diye para vermeyelim.
Sonuçta onu da bizim insanımız tüketecek.

 

 

Verdiğimiz gıda yardımı paketlerini kontrol edelim. Ne vermişler, ne koymuşlar diye.
Son kullanma tarihi bitmeye yakın ürünler filan koyanlar oluyor.

 

Dikkat etmek lazım.

 

Neyse bu fiyat artışlarına arz talep meselesi diye es geçenlere bu konuyu ARZ EDERİM..

 

 

SOKRANTES DER Kİ: Kalite, doğru ürün ya da hizmeti, müşterinin eline doğru zamanda ve doğru fiyatla koymaktır.

 

 

 

OTOPARK

 

Havaalanımız da sıkıntılar bir türlü bitmek bilmiyor.
Her gün ayrı bir şikayet, her gün ayrı bir dert.
Gaziantep havaalanındaki sıkıntı daha havaalanına varmadan başlıyor.
Ulaşımı zaten dert.

 


Biraz belediye otobüsü biraz HAVAŞ, onlar da yavaş..
Taksiler pahalı…

 

Çözüm özel arabalarımız..
Onda da sıkıntı havaalanındaki otoparkta yaşanıyor.
Yetersiz, hem de çok yetersiz.
Arabanızı park edecek yer bulduysanız elinizi öpün başınıza koyun.

 

Hele birde arabayı otoparkta bırakıp, uçacak iseniz ve otoparkta yer yoksa arabanızı Allah umuduna teslim etmek zorundasınız.

 

Hadi onu da geçtik eliniz de valizle veya çocuk arabası ile havaalanına girişe gitmeye çalışıyorsanız yandınız.

 

Çünkü rampa önlerine de park etmişler, geçmek imkansız.
Otopark yetkilisine durum arz edilse de polislere bildirdik demekle yetiniyor.
Yerinden bile kalkmadan…

 

 

Marka şehrin marka havaalanının marka otoparkı.
Fuarlar ve konferanslar şehri.
Daha havaalanının adam gibi otoparkı yok.

 

Ne markası…
Haa nasılsa milletin seçtikleri milletinin bu çektiklerini görmüyor ve yaşamıyor.
Ah bi yaşasalar var ya çözüm anında gelir.
Onlar VIP gelmiş VIP gidiyorlar ….

 

 

4.YILDIZ

 

2014- 2015 sezonunun şampiyonu belli oldu.
Galatasaray.


Memleketimize hayırlı ve uğurlu olsun.
Futbol kalitesinin her geçen sene daha da düştüğü ülkemizde küme düşenler haftalar önce belli olmuştu.

 

Biraz üst taraf hareketliydi.
O da yıllardır alıştığımız gibi.
Kör döğüşü…

 

 

Her zaman aynı.
Yok sana penaltı verildi, yok kart verilmedi, yok şu oldu, yok bu oldu.
Burada hep mağdur olan Anadolu takımı ama tek sesleri çıkamayan da onlar.
Yok Gençler’in kalecisi elini çekti, (asıl futboldan ellerini çekmesi gerekenler hala duruyor amma neyse), yok bilmem kim golü atmadı.

 

Bunların bu çığırtkanlıklarından bıktık usandık valla.
Hep şerefli ikincilik ,üçüncülük şampiyon olan hep şikeci..
Nasıl olsa parsellemişsiniz Türk futbolunu, bugün sen, bir gün o bir gün şu.
Ne farkınız var.

 

Taraftarlarının kanlarına o kadar çok giriyorlar ki, taraftarlar taraftarlıktan çıkıp holiganlaşıyorlar.
Adamlar mağlup olduklarında işlerine gitmiyorlar, telefonlarını bile kapatıyorlar.
Bu 3 büyük takım o kadar pohpohlanıyor ki yeni nesil kendi şehrinin takımlarını bile tutmuyor.
Eskiden İstanbul’da konuk takıma ayrılan yeri İstanbul’da yaşayan Gaziantepliler ve buradan maça gidenler doldururken, şimdi Gaziantepliler  derneği olarak tuttukları takımın kombinelerini alıyorlar.
Ha bunda direk onları da suçlamak sorunu çözmez. Gaziantepspor yöneticilerinin de bir şeyler yapması lazım.

 

Velhasıl kelam kısır geçen bir sezonun daha sonuna geldik.

 

2014-2015 futbol işkencesi kupa finali hariç bitti.

 

Yeni işkenceler de buluşmak dileğiyle..

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz