Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

Prof. Dr. Salih ŞİMŞEK

NAMUSSUZUN NAMUSSUZA VERDİĞİ PLÂKET

İnsan boş kalınca ne yapacağını şaşırıyor. Geçtiğimiz günlerde bir Pazar günü “sokağa çıkma yasağı” esnasında evde sıkıldım. Arşiv taramasını da canım istemedi. Bir fıkra aklıma geldi: Bir zat bir zamanlar, bir hükümdarı ziyarete gitmiş. Epeyce sohbet etmişler ve konuşacak konu kalmamış. Araya bir sessizlik hâkim olmuş. Yeni bir mevzu açılsın diye o zat hükümdara ‘horozunun yumurtlayıp yumurtlamadığını’sormuş. Hükümdar kızmış tabi… “Yahu horozunuz yumurtladığı nerede görülmüş? Sen ne dediğini biliyor musun?’ diye çıkışmış. Soruyu soran da,efendim hani laf olsun, mevzu ortaya çıksın diye öyle dedim’ demiş…  

Ben de öyle yaptım. Sosyal medyadaki arkadaşlarıma “ lâf olsun diye sorulmuş bir soru’ sordum. Dedim ki: Bir 'namussuz', bir başka ‘namussuz’a bir 'plaket' verirse, verilen plaket de 'namussuz' olur mu?

Sanal dünya dostlarım da benim sorumu bekliyorlarmışgibi döktürdüler. Ben de onların döktürdüklerinin bir kısmını sizin için seçtim. İşte onlardan bazıları:

- Namussuzlukları tescillenmiş olur. Yani ‘bal gibi olur’diyecem de, bu soruya bal uymuyor. Kabak gibi olur. Belki de ‘murdar’ olur.

- Bir berber bir berbere ‘gel beraber bir dükkân açalım’ demiş gibi, bir namussuz bir namussuza ‘gel beraber... plâketliyelim’…

- Bir hırsız, çaldığı malı başka bir hırsıza verirse, o mal helâl olur mu?

- Bir namussuzun diğer bir namussuza plâket vermesi, iki namussuzun ortaya çıkmasına vesile olur ancak, plâketin aklı ve iradesi olmadığından suçlanamaz.

- Bir kasetçi bir başka kasetçiye gel beraber bir kaset çekelim’ dese, koltuğu kapmış olur mu? Yani iki eksi, bir artı edermiş: Şöyle  (-) + (-)  = (+)… Onlar artık kaliteli olmuştur.

- Bu arada plâket de arada kaynar gider. Bir or.spunun bir or.spuya madalya vermesi gibi…

- Herkese plâket almak nasip olmaz ama bazılarına özellikle nasip olur. Plâket karın doyurur mu?

- Hem de karesi; olur tescilli… Olur, olur… Tam namussuz olur. Yani katmerlisi olur.

- Belki de plâketin adı değişir ve adı ‘şerefsiz plâket’ olur gibi geliyor bana…

- El cevap: olur… Hemi de ‘namussuzun namussuzu’ olur.

- Hatırladığım kadarıyla Efendimiz bir elbise aldığında yıkamadan giymez imiş. Sebebi sorulunca,  “o kişinin huyu, elbiseye, oradan da size siner” demiş.  

- Yapma yaaa hocam… Plâket, cansız bir varlıktır! Belki şöyle diyebiliriz: ‘Namussuzun plâketi’

- Plâketi namussuz yapımcısından almışsa kesin bulaşmıştır.Çünkü gül tutan elde gülün kokusu kalırmış. Namussuzun vermek için tuttuğu plâkette de kendisinden bir şeyler kalır.

- Plâketin kaderi, çok kötüymüş, derim. Bir de, uluslararası ödüller genellikle hep böyledir.

- Kibarca söylersek plâketin namusu kalmaz. Belki de o bir yukarı makama yükselir, şerefsiz olur. Bir başka açıdan bakılırsa, o plâketin doğuşu da mendeburdur.

- Hatta karesi olur! Yani olur, olur; bal gibi olur. İki namussuzun elinden geçen nasıl namuslu kalır ki?

- Olmaz efendim. Çünkü plâketin namussuzları olmaz,ruhları da yoktur. Namussuzların da bunu anlayacak kadar yetileri yoktur.

- Hiçbir plâket namustan daha değerli olamayacağına göre. Paketler de plâketciler gibidir.

- Henry Fielding demiş ki: “sahte bir namus, sahte bir şerefle gölgesiymiş gibi birlikte bulunur.”  Dolayısıyla namussuzdan, namussuza yapılan taltifin her türlüsü, namuslu olana göre itibar görmez!

- O plâketin ‘aklı’ varsa eğer, tabii ki olur... Hem de ‘tam namussuz’ olur.

- Etmeyin eylemin yahu! Plâketin günahı yok hocam, böyle zor sorular sormayın.

- Bilirsiniz meşhur pzvnk Manukyan’a yıllarca İstanbul'un Vergi Rekortmeni Plâketi vermişlerdi yıllarca… “Demirel'in elinden almak istiyorum plaketi” demişti bir seferde… Manukyan’a tam verecekti ama Demirel son anda, “millet bana pzevenk der” diye vaz geçmişti. Demek ki plâket hem ‘namussuz’ hem de ‘pzevenk’ oluyormuş. Verenin ve alanın kimlikleri plâketin taşıdığı değeri belirler.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz