SOKRANTES...

SOKRANTES...

MUZIR NEŞRİYAT

Hayatımıza 80 yılların 6.senesinde girmiş bu muzır neşriyat.

Asıl amacı 18 yaşından küçükleri zararlı yayınlardan korumak..

Bunun için kanun bile çıkardılar.

Ve kanunda der ki:“Bir aydan az süreli mevkuteler ile sinema ve her türlü film afişleri, ilanlar, fotoğraflar, kabartma ve her türlü posterler, kartpostallar, takvimler hariç olmak üzere kurulca tetkik edilerek küçükler için muzır olduğuna karar verilmiş basılmış eserlerin sahiplerine, sorumlu müdürlerine ve telif hakkı sahiplerine, basılmış eserlerin küçüklerin maneviyatına muzır olduğu kurulca tebliğ edilir. Tebligat, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.

 

Kurul bu kararı ilgililere derhal duyurmak için gerekli tedbirleri alır.Tebligat üzerine eser sahipleri, telif hakkı sahipleri ve sorumlu müdürler, ellerinde mevcut eserlerin ön kapaklarına "Küçüklere zararlıdır" damga veya işaretini basmak zorundadırlar

 

"Küçüklere zararlıdır" ibaresinin herkesin kolayca görüp okuyabileceği şekil ve büyüklükte yazılması zorunludur

 

Bu suretle damgalanan eserler

a) Açık sergilerde ve seyyar müvezziler tarafından satılamaz.
b) Dükkanlarda, cemakanlarda ve benzeri yerlerde teşhir edilemez.
c) Bir yerden bir yere teşhir maksadıyla açık bir surette nakledilemez ve müvezziler tarafından bunlar için sipariş kabul olunamaz.
d) Gazeteler, mecmualar, duvar ve el ilanları, radyo ve TV ile veya diğer suretlerle ilan edilemez, satışı için reklam ve propaganda yapılamaz.
e) Para mukabili veya parasız küçüklere gösterilemez, verilemez ve hiçbir suretle okul ve benzeri yerlere sokulamaz.

Bu tür eserler, ancak 18 yaşından büyük olanlara içi görülmeyen zarf veya poşet içinde satılabilir. Bu zarf ve poşetlerin üzerinde eserin ismi ile "Küçüklere zararlıdır" ibaresinden başka hiç bir yazı ve resim bulunamaz.”

Bu kadar uzun kanun metnini yazdıktan sonra gelelim konumuza.

Bu konuda inanın belki tüm aileler muzdariptir.
Akıllı telefonların, tabletlerin bilgisayarların hayatımıza girmesi ile birlikte çoluğumuz çocuğumuz hepimiz bağımlısı olduk.


5 dk bir ara bulsak hemen telefonlarımıza sarılıp ya oyun oynuyoruz ya da sosyal medya da takılıyoruz.


Ama çocuklarımıza zararlı o kadar oyun var ki; hepsi o oyunların esiri olmuş vaziyetteler.
Ders çalışmayı bırakın yemek bile yemez olmaya başladılar. Ve de agresif.
Hele bir oyun var GTA diye…


Oyunun kahramanın görevi araba çalma, polis öldürme ,banka soyma gibi.
Maincraft diye bir oyun var tüm çocuklarda yaygın olan çocuğun tamamen psikolojisini bozuyor.

 

Zombiler mombiler..

Online strateji oyunları var hep savaş ağırlıklı.
Oynanan oyunlara bakıyorum eğitici hiçbir etkisi yok.
Ve hepsi de ellerinin altında bir tık uzaklığında.
Bu oyunlarla büyüyen bir nesil yetiştiriyoruz.

Ne kadar kendi çapımızda yasaklasak da tam olarak mücadele edemiyoruz.
O gün tv de çizgi film izleyen oğluma “bunlar ne eçiş bücüş hep “ diye kızdığımda kumandayı bana getirdi ve “düzgün bir çizgi film bulursan bakalım baba “ dedi.


Elimiz de olan kanalları tek tek dolaştık maalesef çocuk haklı.

Şimdi biz bu gençlerimizi bu teknolojik muzır neşriyatlar nasıl koruyacağız.
Poşete de konulmaz ki bunlar..
Yine görev bizlere düşüyor.

Çocuklarımızı bu muzır neşriyatlardan elimizden geldi kadar koruyalım.
Kanun var maalesef o da teknolojiye yenik düşmüş vaziyette..

 

SOKRANTES DER Kİ: Dünyada insanın en önemli işi, yüzünü ağartacak çocuklar yetiştirmektir.(Bertrand Russell)

 

 

300 YATAKLI MI DERE YATAKLI MI?..

 

Perilikaya da bir arkadaşımın yanında oturmuş çayımızı yudumluyoruz.
Konu hizmetler.

Laf döndü dolaştı 300 yataklı şehir hastanesi inşaatına geldi.
O zamana kadar hiçbir söz söylemeyen bir amca kendi kendine “ sel basar orayı , dere yatağı orası “ dedi.
“Nasıl yani” dedik.
Ve devam etti
“hepimiz bu mahalleyi biliyoruz demi. Nisan mayıs aylarında yağan doluları yağmurları da biliyoruz. Buradaki selleri de biliyoruz. Her yağmur sonrası caddenin sularla kaplandığını ,dükkanlarımızı ve evlerimizi sellerden nasıl koruduğumuzu hepiniz biliyorsunuz. Bu sel suları nereye doğru gidiyor. Hastanenin olduğu yere doğru. Hastane olmadan önce oranın nasıl sular altında kaldığını hepimiz biliriz. Sonra gazeteler hastaneyi sel bastı diye yazacak demedi demeyin. Sokrantes kardeş yaz bunu valla bir uyarı olur belki.”

Bende “o kadar mühendis var hesaplamışlardır. Önlemini almışlardır. Sonuçta inşaat sektörü çok gelişti. Tamam oraları hep sel basıyor amma bu kadar hata yapacaklarını zannetmiyorum “dedim.
Güldü.

“Burası Türkiye toerik ile pratik arasında fark var. Bak perilikaya kavşağına teorikte süper, ama pratikte kullananlar açısından berbat değil mi?. Sonuçta her yağmurda sel basan tünelleri de mühendisler yapmadı mı?. Yeşil vadinin de en büyük problemi yağmur sonrası sel değil mi?. Bunları da mühendisler yapmadı mı?.” Dedi

Ve söyleyecek söz bulamadım ve bana da bu konuyu yazmak düşer dedim ve yazdım.

 

UNVAN..

 

Büyükşehir Belediyenin namağlup unvanı bu hafta son buldu.
Son saniyelerde yenilen golle bu unvan gitti.

Unvan gitmesin diye Urfa maçında korkarak oynadığımızı düşünürsek yenilmemizin hayırlı olduğunu düşünenlerdenim.

Ha zirveye giderken alınan yara olarak bakarsak kötü oldu.
Ayrıca Alanyasporu da zirve potasına girdirdiğimizi de göz önüne alırsak bu sonuç iyi olmadı.
Ama unvan koruma baskısından kurtulduysak iyi olmuştur inşallah.

Bir taraftan iyi bir unvanı kaybederken, diğer taraftan ise kötü bir unvanı olan Sivasın galibiyetsizlik unvanını bitirdik.
Hem de nasıl moral vererek bitirdik.
İçimiz acıya acıya izledik karşılaşmayı.
Bir tarafta unvanı korumak için son dakikaya kadar mücadele eden bir Büyükşehir, bir tarafta galibiyet yüzü görmemiş 10 kişilik takımdan 3 gol yiyen bir Gaziantepspor.
Hangisinde canımız daha çok acıdı acaba?..
Mağlubiyet her zaman acıdır.

Ama sonuna kadar mücadele edersin, elimden geleni yaparsın olmazsa olmaz.
Hiç mücadele etmeden yenilmek olmaz.

Mutlu hoca takımı gol yedikten sonra neden arka arkaya gol yiyor bunu çözmek zorunda.
Sonuçta bunu çözmek için orada.

Artık mazeret sunmadan bu takıma futbol oynatması lazım.

 

Sonra bu taraftar neden gelmiyor diye sokranmasınlar.

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz