A. Eray ÜNVER

A. Eray ÜNVER

MODERN DON KİŞOTLAR

Geçen haftaki köşe yazımda sistemin bizi ne kadar tutsak ettiği ona ne kadar bağlı olduğumuz ve kölesi haline geldiğimizden bahsetmiştim. Bu haftada o sisteme karşı olan modern don kişotlardan bahsedeceğim.

 

TUĞBA GÜNAL -  BİRHAN ERKUTLU DOĞADA YAŞIYOR.

 
2004 yılında katıldıkları bir eylem sonrası eve döndüklerinde, hayatlarının tamamını kapitalist sisteme hizmet ettiklerinin farkına varmışlar. Antalya’nın Alakır vadisinde teknolojiden uzakta yaşamaya başlayan bu çift kendilerine herkesin hayalini kurduğu bir yaşam kurmuş. Antalya merkezden 60 km uzaklıkta 2 saatlik dağ yolu ile ancak ulaşılabilen bir yerde 12 metrekarelik bir çadırda yaşayan bu çift şimdilerde HES lere karşı mücadele veriyor.


Tuğba Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi, Birhan Yıldız Üniversitesi İnşaat Fakültesi mezunu. Kuzca Köyü’ne bağlı 40 yıl önce terk edilmiş bir araziyi ailelerinin de desteği ile satın alıp kendi yaşamlarını kurmuşlar. Çevredeki köylülerce önce satanist zannedilen bu gençlerin doğaya alışması çok zor olmuş.  Yakındaki köyü ziyaret edip asıl niyetlerini açıkladıklarında zamanla köylüler tarafından da çok sevilir olmuşlar. Köylüler nasıl ekip biçmeleri konusunda onlara yardımcı olmuşlar. Kendi sebzelerini yetiştirene kadar hayatlarında ilk defa domates ve biber  fidanlarını gören Tuğba ve Birhan kısa süre sonra zorlu doğa şartlarına alışmış.


Birhan ve Tuğba, hiç kullanmadıkları cep telefonu ve dizüstü bilgisayarını, HES’lere karşı mücadele için 12 metrekarelik evlerine almış. Enerjilerini de 50 Wat’lık bir güneş panelinden sağlıyorlar. Bunun dışında medeniyetle hiçbir ilişkileri yok. Ne elektrik var, ne şehir suyu… Su ihtiyaçlarını ise kaynak suyundan taşımalı olarak sağlıyorlar. Mutfak, banyo ve tuvalet ise, evin dışında araziye dağınık olarak inşa edilmiş birimler halinde bulunuyor


Doğada ne cesaretle yaşıyorsunuz diye soran arkadaşlarına asıl siz o kadar sapık, katil, ırz düşmanının arasında nasıl yaşayabiliyorsunuz diye cevap veriyorlar.

 

ÖZGÜR MUTLU KAYA DÜNYAYI GEZİYOR

 
Özgür Kaya Mutlu (38) bir bankacı. Boğaziçi Üniversitesi’nde siyaset okudu. 15 yıl özel bankalarda çalıştı. Ancak yoğun iş temposundan sıkıldı ve yıllardır hayalini kurduğu dünya turunu gerçekleştirmek için istifa etti. ABD’den yola çıktı. Latin Amerika macerasına 11 ülke ve 62 şehri sığdırdı. Üstelik bir servet harcamadı. Günlük masrafı 80 lirayı geçmedi


            Yolculuğa başlamadan önce bankadaki işinden ayrılmış arabasını satıp evini kiraya vermiş. Önce bir yıllık olarak düşündüğü gezisini şimdi süresiz olarak belirlemiş. Genelde otostop kullanarak geziyor. Yolda da kendisi gibi bür sürü maceraperestle karşılaşmış. Yolun bir kısmını karşılaştığı insanlarla beraber gezmiş.şu ana kadar 320 günde 62 farklı şehir gezmiş. Düşlerinin gerçekleştiğini ve farklı kültürleri tanımanın sadece gezme olmadığını belirtiyor.

 

HASAN SÖYLEMEZ BİSİKLETLE TÜRKİYE TURU YAPTI

 
Yaklaşık 9 ay önce banka kartlarını kırıp, son parasını da çocuklara dağıtan ve yanına hiç para almadan bisikletiyle Türkiye turuna çıkan gazeteci ve fotoğraf sanatçısı Hasan Söylemez, 10 bin kilometrelik turunu tamamlayarak İstanbul’a döndü.
asıl kırılma noktasının askerdeyken izlediği, okuldan mezun olan Christopher McCandless’ın tüm parasını bağışlayarak Alaska’da doğayla birebir yaşamak için yollara düşmesini anlatan "Özgürlük Yolu (Into The Wild)" filminin olduğunu belirterek, "Bu artık benim yolculuğum deyip askerden döndükten sonra işimi gücümü, bütün her şeyimi bıraktım ve Türkiye’yi parasız gezeceğim diye yola çıktım" dedi


Turuna geçen yıl 11 Temmuz’da Kadıköy Meydanı’ndan başladığını aktaran Söylemez, şu ana kadar 9 bin 900 kilometre pedal çevirerek yaklaşık 40 ili gezdiğini, yüzlerce ilçe ve binlerce köye gittiğini kaydetti.


Parasız yola çıkarak insanları daha iyi tanıyabileceğini düşündüğünü ifade eden Söylemez, şunları kaydetti: "Üzerimde para, cebimde banka kartım olsaydı insanların içine çok rahat giremezdim. Şu an üzerimde para yok, insanlardan yiyecek ve içecek istemeye mecburum. Ben bu şekilde aynı zamanda kendi gururumun üzerindeki perdeyi kaldırmaya çalışıyorum. İnsanlardan sadece yiyecek ve içecek istiyorum. Bunun karşılığında da onlara çalışma teklifinde bulunuyorum, ’bulaşıklarınızı yıkarım, yerleri silerim’ diyorum. Bazı yerlerde bunu yaşadım, yiyecek karşılığında çalıştım. Misafirperver bir millet olduğumuz için bir öğün yemek için kimse kimseyi çalıştırmamaya gayret ediyor. Ancak aç kaldığım, köylerden kovulduğum, çok rencide edildiğim, hatta bazen ağladığım anlar bile oldu. Yine de mutsuzluğum kesinlikle umutsuzluğa dönüşmedi. Bu yolculuk bana çok şey kattı." Söylemez, kimi zaman çadırda, kimi zaman hiç tanımadığı insanların evinde, kimi zaman da uyku tulumunun içinde sokakta konakladığını dile getirerek, bu konuda genel anlamda ciddi bir sorun yaşamadığını vurguladı.


Gittiği her bölgede çektiği fotoğraflardan oluşan sergiler düzenlediğini anlatan Söylemez, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sergilerden elde ettiğim gelirleri dernek, vakıf, hayır kurumlarına ve ihtiyaç sahiplerine bağışlıyorum. Karadeniz Bölgesi’ni bitirdikten sonra bölgede çektiğim fotoğraflarla Trabzon’da bir fotoğraf sergisi düzenledim. Buradan elde ettiğim geliri Çernobil faciası sonrası bölgede artan kanser vakalarına dikkati çekmek ve kanser hastalarına destek olabilmek amacıyla Kansere Umut Vakfına bağışladım. Böylece bir kanser hastasının ilk ameliyatı yapılıp tedavisine başlandı. Daha sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde çektiğim fotoğraflarla Iğdır ve Gaziantep’te sergiler düzenledim. Bu sergilerin gelirlerini ise bu bölgelerdeki eğitim yetersizliğine dikkat çekebilmek amacıyla köy okullarına bağışladım. Bu sayede Iğdır Karakuyu Köyü İlköğretim Okulunun kapıları yenilendi. Orman yangınlarının yaşandığı Akdeniz ve Ege bölgelerinde yeniden ağaç dikimi yapılabilmesi için İzmir ve Antalya sergilerinin gelirlerini de TEMA’ya bıraktım." Söylemez, yolculuğunun bitmek üzere olduğunu belirterek, İstanbul’da düzenleyeceği serginin gelirini ise sokak çocuklarına bağışlayacağını bildirdi.

 

SERKAN SÖĞÜT MOTORSİKLETİ İLE JAPONYA YOLUNDA


1980 Adana doğumlu. Bilgisayar Mühendisliğinden mezun olduktan sonra her genç yazılımcı gibi iş peşinde koşturmaya başladı. Arkasından böyle gitmez dedi Lise yıllarında başladığı fotoğrafcılık merakının yanına üniversite yıllarında keşfettiği gezme tutkusunu da alarak düştü yollara. Türkiye doğu-batı derken kendisini Avrupa’da buldu. Uçak, tren ve otobüs ile bir çok yeri gezdi. Daha sonra keşfettiği motosiklet ile tekrar yollardaydı. Motosiklet tutkusu yüzünden sürekli daha uzaklara gitmeye başladı. Yüzler ile başlayan yolculukları bin km’ler şeklinde devam etti. Sadece Türkiye değil AfrikaAvrupa, BalkanlarKafkaslar ve Ortadoğu yollarında motosikleti ile 58bin km yol yaptı.
Şu anda Japonya yolunda Moğolistan’da. Bazen çadırında konaklıyor bazen fiyatı 15 doları geçmeyen otellerde. Yolda misafir edildiği de oldu. Bahçesine çadır kurmasına izin vermeyenlerle de karşılaştı. -7 dereceyi de gördü + 45 dereceyi de. Yolda birçok gezginle karşılaştı. Hele karşılaştığı 3 çocuklu alman bir aile var ki 1.5 yıldır kamyondan bozma bir karavanla yoldalar. Bir de 5 yaşındaki oğluyla yola çıkan motorsikletli. Kendisi uzak doğu yolundayken kız kardeşi de amazonlarda geziyor. Arama motorlarında rüzgarın izinde yazarsanız Serkan Söğüt’ün macerasını takip edebilirsiniz. Yolun açık olsun.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz