Gülşah SERT

Gülşah SERT

MERAKLISINA BİRİNCİ EL YANITLAR

Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti büyük bir işe imza attı ve Gaziantep'te ilk kez basın emekçilerinin ev sahibi olmasını kolaylaştıracak konut projesinde mutlu sona yaklaştı.

 

Başkan İbrahim Ay'ın, cemiyet seçimlerine girerken gazetecilere vaat ettiği bu proje, kendisinin ve yönetimin büyük çabasıyla hayata geçiyor. Bu yolda benim de şahsen şahit olduğum birçok engelleme ile karşılaştık ancak başardık.

 

Her şeyden önce en baştan beri projeye inanan ve desteklerini esirgemeyen, projenin sonucuna bakmaksızın gösterilen çabayı takdir eden, teşvik eden söylemleriyle her zaman yanımızda olan meslektaşlarımıza minnettar olduğumuzu belirtmek istiyorum.

 

Evet, bazı kesimler bu projenin gerçekleşeceğine inanmıyordu. Bu yüzden gerçekleşme safhasına kadar sürekli eleştirdiler. Ancak iş ciddiye binince, bu sefer de anlam veremediğimiz bir şekilde engellemek için çabalamaya başladılar fakat bunu başaramadılar. Çünkü biz iyi niyetliydik. Çünkü bu yolda bize destek olan Mehmet Şimşek, Abdulhamit Gül, Fatma Şahin, TOKİ Başkanı, her partiden milletvekillerimiz ve ilçe belediye başkanlarımız iyi niyeti ve samimi çabayı gördü.

 

Ancak protokol de imzalanıp, işin geri dönüşü kalmayınca ortalıkta garip ve bir o kadar komik sorular dolaşmaya başladı.

Neden projeyi Gazeteciler Cemiyeti yürütüyor? Kimsenin zekâsını ve anlama yeteneğini küçümsemek istemem ama cevap çok basit: "Bu proje Gazeteciler Cemiyeti'nin projesi. O yüzden de her aşamasını aktif olarak Gazeteciler Cemiyeti yürütüyor". Bu sorunun bundan daha basit, anlaşılır bir cevabı yok. Daha karmaşık bir cevabı da yok. Proje bizim projemiz. Çabaladık, başardık ve tapular teslim edilinceye kadar da her aşamasını takip edeceğiz, müdahil olacağız. Bunda anlaşılmayacak ya da garipsenecek bir durum var mı?

 

Proje esas olarak cemiyet üyeleri için yapıldıysa da, cemiyetimize üye olmayan ancak gazeteciliğinden kimsenin kuşku duymadığı arkadaşlarımız da, birebir aranarak, katılım sağlamaları konusunda davet edildi. Kimse "Gittim ama gazeteci olduğum halde beni almadılar" diyemez… "Haberim yoktu" da diyemez. Ancak ben projeye katılmayan bazı isimlerin aradığımız ya da haber gönderdiğimiz halde gelmediğini çok rahat söyleyebilirim. Söyledim de...

 

Katılım için gazeteci olmak dışında hiçbir kriter yoktu. Evi olan, olmayan ayrımı yapılmadı. Kapımızı herkese açtık. Nitekim Gazeteciler Cemiyeti’nin hayata geçirdiği bu projeye, kendi üyelerimizin yanı sıra projeyi engellemeye çalışanlardan ve mesleğimizi temsil ettiklerini iddia eden diğer derneklerden de oldukça yüksek oranda başvuru yapıldı.

 

Gazeteci olmayan ama görünen eş, dost, akraba... Bunların sorumlusu cemiyetimiz değil, gazetesinde çalışan emekçiler yerine, gazeteci olmayan eş, dost, akrabasını sigorta ettirip, sarı basın kartı sahibi yapan ve eli kalem tutmayanlara ‘Gazeteci’ kimliği kazandıran "Gazete sahipleridir".

 

Diğer cemiyet ve basın kurumlarının fikrinin alınmasına gerek duyulmamıştır, çünkü başta da dediğim gibi, proje Gazeteciler Cemiyeti'nin projesidir. Onlar da pekâlâ bugüne kadar böyle bir projeyi hayata geçirip, meslektaşlarını ev sahibi yapmak için çaba gösterebilirlerdi. Hadi beceremediler bu projeyi destekleyip, başarıya ortak olabilir, meslektaşları adına mutlu olabilirlerdi. Ama hepimiz biliyoruz ki burada amaç ‘Üzüm yemek’ değil!

 

Projede, peşinatlar minimize edilecek, taksitler de dairelerin tesliminin ardından ödeneceği için, kimse hem kira hem de taksit ödemek zorunda kalmayacak. Taksit miktarları öyle lanse edildiği gibi yüksek olmayacak, bugün kirasını ödeyebilen her arkadaşımız evinin taksitini kolaylıkla ödeyebilecek. Projenin gayesi ev hibe etmek değil, camiamız mensuplarını uygun koşullarla ev sahibi yapmaktır.

 

İtibar meselesine gelince de siz kafanızı bu konuya hiiiç yormayın. Zira mesleğimiz son bir iki yıldır hiç olmadığı kadar itibar kazandı. Bizi izlemeye devam edin…

 

Bu konularda kimseyle polemiğe girmeme gibi bir prensip kararımız olduğu halde, polemik konusu hususları aydınlatmak adına bu yazıyı kaleme almak ve köşemi bu konu ile işgal etmek zorunda kaldığım için tüm okurlarımızdan özür dilerim.

Eee kırk yılda bir de kendi derdimizi anlatalım... Di mi?..

 

AHMET UZER’E GELİNCE

Malum hepinizin bildiği üzere konut projesinin protokolünü imzalamak üzere geçtiğimiz hafta Ankara’daydık. Mecliste olan tüm vekillerimizi ofislerinde ziyaret ettik ve TOKİ Başkanlığı’nda gerçekleşecek protokol törenine davet ettik. Sağ olsunlar programlarını ayarladılar ve törene katıldılar. Hatta protokolün imzalanacağı TOKİ Başkanlığı’na Ahmet Uzer’in aracıyla gittik. Yolculuk esnasında Sayın Uzer’le proje hakkında bir değerlendirme yapma fırsatı bulduk.

 

Gelgelelim asıl meselemize… Dün Uzer’in bir açıklamasını öğrenince kısa süreli bir şaşkınlık yaşadım. Ya bu gazetede yazılanlar doğru değildi ya da Sayın Uzer, nabza göre şerbet veriyordu. Yönetimimize; “Gazeteciler Cemiyeti’nin konut projesi diğer illere örnek olabilecek bir projedir... Cemiyetin çalışmalarını takdirle karşılıyoruz… Gazeteciler arasında bugüne kadar hiç olmadığı kadar birlik ve beraberlik tablosu var. Bu tabloyu siz oluşturdunuz… Camiayı siz toparladınız… Zaten camianın büyük bölümünün desteğini almışsınız… Muhalif olan çok fazla kişi yok, zaten onlara da söyledim ‘Gidin destek olun’ vs…vs” diyen Uzer’in söylemleri ve yazılanlar birbiriyle çelişiyor.

 

Hadi hayırlısı…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz