Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

MELEKLERE İMÂN ETMEK

Melekler, duyu organıyla algılanamayan, gözle görülemeyen, gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimlerin ilgi alanı dışında kalan, sürekli olarak Allah’a kulluk eden, asla günah işlemeyen, nurânî ve ruhânî varlıklardır.Melekler, nurdan yaratılmışlardır; yemek,içmek,erkeklik-dişilik, evlenmek,uyumak,yorulmak,usanmak, gençlik-ihtiyarlık gibi fiillerden ve özelliklerden arınmışlardır. Allah’ın emri ve izniyle çeşitli şekil ve kılıklara bürünebilirler ( İlmihal, T.Diyanet Vakfı,C.I. s..92-93).

Meleklerin bir özelliği de Allah’ın emirlerine mutlak surette itaat etmeleridir. Allah’a hem itaat hem de isyan yeteneği bulunan ve bunlar arasında seçme özgürlüğüne sahip olan insana karşılık, melekler sadece itaat etme özelliğine sahiptirler ve kendilerine ne emredilirse onu yerine getirirler.

 “Elçi-güçlü-kuvvetli-tasarrufta bulunan-yöneten” anlamlarına gelen melek kelimesi Kur’ân’da 88 yerde geçmektedir (Yaşayan Dünya Dinleri, s.63). Âyet ve hadislerde sayıları hakkında herhangi bir bilgi verilmeyen fakat pek çok oldukları anlaşılan meleklerin temel görevleri Allah’a kulluk ve O, neyi emrederse onu yerine getirmektir.

 “Meleklerin mü’minlere olan düşkünlüğü o derecededir ki, onların birisinin yaptığı herhangi bir iyilik, meleklerden bir dua veya istiğfârı tetikler.” (Ümit Şimşek, a.g.e.s.115) “ Bir mü’min insanlara hayır öğretecek olsa, melekler ona dua ederler. Âlim için, göklerde ve yerde olanlarla birlikte melekler de istiğfâr ederler”( Ebû Dâvud’dan alıntı yapan Ümit Şimşek, a.g.e. s.115).Yani günahlarının bağışlanması için Allah’a niyazda bulunurlar. “Bir mü’min, namaz kıldıktan sonra oradan kalkıncaya kadar melekler onun için “Allah’ım onu bağışla, ona rahmet et” diye dua ederler”(Buharî’den alıntı yapan Ümit Şimşek,a.g.e.s.115). “Bir mü’min dua ettiğinde melekler de onun duasına “Âmîn!” derler”(Müslim’den alıntı yapan Ümit Şimşek,a.g.e.s.116). Açıkça anlaşılmaktadır ki, melekler mü’minlerle dostturlar, arkadaştırlar; imân kardeşidirler. “Mü’min kişi, dünya hayatı boyunca meleklerin arkadaşlığında ve onların gözetimi altında yaşar; kendisi bundan haberdar olmasa veya unutsa bile meleklerin ona olan ilgisi hiçbir zaman ihmale uğramaz” (Ümit Şimşek,a.g.e.s.117). “Bir ömür böyle geçtikten sonra, gizliliğin açığa çıktığı o an gelir.O an, dünya perdesinin kapanıp ebedi hayatın gözler önüne serildiği andır.Mü’min, o sadık dostlarını işte o anda gözüyle görür ve müjdeyi onlardan alır.” (Ümit Şimşek, a.g.e.s. 117). Bu ifadeler aslında Fussilet suresinin 30-32. ayetlerinin ve aşağıdaki ayetlerin anlamına uygundur.

-“Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, ‘selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin cennete’ derler” (Nahl,16/32).

-“ Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber Adn Cennetlerine girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler: ‘Sabretmenize karşılık selâm sizlere’ Dünya yurdunun sonucu olan Cennet ne güzeldir!”( Ra’d, 13/23-24).

Ayrıca İmam-ı Gazali’ye göre: Ölüm meleği, emanetini almaya geldiği zaman, vâdesi yetmiş olan kişinin amellerine göre, “ Ey allah’ın düşmanı senin için Cehennem vardır!” diye haber verir veya “ Ey Allah’ın dostu müjde, senin için Cennet vardır!” diye müjdeler, ancak bundan sonra ruh bedenden ayrılır.(İmam-ı GAZÂLÎ, Kalplerin Keşfi, Çev.Abdülvehhab Öztürk, Saadet Yayınevis. 308). Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz de: “ Sizden hiç biriniz, gidacaği yerin neresi olduğunu bilmeden ve hatta Cennet ve Cehennemdeki yerini görmeden dünyadan ayrılmaz.” buyurmuştur.(İmam-ı GAZÂLÎ, a.g.e.s.308; İbn Ebid, Dünya)

Meleklere inanmak, İslâmda iman esaslarından; İslâmın temel şartlarından birisidir.Meleklere inanmamak, dolaylı olarak vahyi, Peygamberi, Peygamberin getirdiği Kitabı inkâr etmek anlamına gelir.Çünkü dini hükümler  peygamberlere melek aracılığıyla indirilmiştir.

Başlıca melekler görevleri bakımından şu gruplarda incelenebilir:

Cebrâil (a.s.) , dört büyük melekten biridir; Allah tarafından vahiy getirmekle görevlidir. Cebrâil (a.s.) meleklerin en üstünü ve en büyüğü, Allah’a en yakını olduğu için kendisine meleklerin efendisi anlamına seyyidü’l melâike denilmiştir.(İlmihâl.s. 94) “Uyarıcılardan olasın diye onu (Kur’ân’ı) güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.” (eş-Şuarâ 26/193,194,195)

         Mikâîl (a.s.) ,dört büyük melekten biridir; kâinattaki tabiî olayları ve yaratıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir.(İlmihâl.s.94)

         İsrâfil (a.s.) Görevi sûra üflemektir.İsrâfil sûra iki defa üfleyecek: Birincisinde kıyamet kopacak, ikincisinde ise tekrar diriliş meydana gelecektir.(İlmihâl.s. 94)

         Azrâil (a.s.) ise, ölüm sırasında canlıların ruhunu almakla görevli olduğu için “melekü’l-mevt” (ölüm meleği ) adıyla anılmıştır. De ki: Sizin için görevlendirilen Ölüm Meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz   (es-Secde,32/11)

Kirâmen Kâtibîn : İnsanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adıdır. Hayat boyunca, sağdaki melek iyi iş ve davranışları, soldaki melek ise kötü iş ve davranışları tespit etmekle görevlidir.(İlmihal,s.94) -“… biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de ( onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir. ”(Kâf,50/17)

Münker ve Nekir:Ölümden sonra, kabirde sorgu ile görevli iki melektir.Mezardaki ölüye, “Rabbin kim, Peygamberin kim, Kitabın ne …?” diye sorular yöneltecekler; alacakları cevaplara göre ölüye iyi veya kötü davranacaklardır.(İlmihal, s.95)

Cinler: Duyu organlarımızla algılayamadığımız gayb âleminin varlıklarından bir türü de cinlerdir. Melekleri göremediğimiz gibi cinleri de göremeyiz. Kur’ân-ı Kerim, tıpkı meleklerin varlığını haber verdiği gibi cinlerin varlığını da bildirir. Meleklerin nurdan, insanların topraktan yaratıldığı gibi cinlerin de ateşten yaratılmış olduğunu Kur’ân ve hadisten öğreniyoruz. Tıpkı insanlar gibi cinler de hem iyiliğe hem de kötülüğe yeteneklidirler. Tıpkı insanlar gibi, cinler de kendi iradeleri ile iyi ile kötü arasında seçim yapacaklar ve yaptıklarının hesabını kıyamet gününde Allah huzurunda vereceklerdir.

Şeytan: Şeytan cinlerin türündendir; ancak sadece kötülük üreten, kötülük yapan bir yaratık sınıfıdır. Bu bakımdan cinlerden ayrılırlar.

Şeytan, bütün gücüyle insanı yoldan çıkarmak için çalışır; bu hususta elinden gelen hiçbir şeyi esirgemeden bütün şeytanlığını, düşmanlığını ortaya döker. “Ey insanlar ! Şeytanın izinden yürümeyin.Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır ! O size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”(Bakara,2/168-169) “Şüphesiz biz şeytanları, imân etmeyenlerin dostları kılmışızdır!” ( A’râf, 7/27). Ancak Kur’ân, imân edip Rabbine tevekkül eden insanlar üzerinde onun hiçbir gücünün ve etkisinin bulunmadığını bildirir.! “ Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur !”( Nahl, 16/99). “ Şeytanın hakimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.” ( Nahl, 16/100) Bununla beraber, şeytanın tuzağına düşmemeleri için imân edenleri sürekli olarak uyarır.!

ÖLÜM MELEĞİNİN HABER SALMASI

Yakup Aleyhisselâm, Ölüm Meleğinin arkadaşı idi.Bir gün Melek O’nu ziyerete geldi.Yakup O’na:

-Ey Ölüm Meleği ziyerete mi geldinyoksa ruhumu kabzetmeğe mi? Diye sordu.

- Hayır ziyerete geldim diye cevap verdi Melek.

- Senden bir dileğim var: Ecelim yaklaşıp da canımı almak istediğin zaman bana önceden bildirmeni istiyorum dedi Yakup.

-Peki dedi Melek: Sana önceden iki veya üç haberci gönderirim.

Ömür bitince Ölüm Meleği Yakup (a.s.)a geldi. Yakup:

  • Ziyarete mi yoksa canımı almaya mı geldin? Diye tekrar sordu. O da:
  • Bu sefer canını almaya geldim cevabını verdi.
  • Bana, önceden iki veya üç haberci göndermeyecek miydin? Diye sordu Yakup.
  • Ben dediğini yaparak sana üç haberci gönderdim:Siyah saçların ağardı; kuvvetli bedenin zayıfladı; dik gövden eğildi. Ey Yakup, sana ölümden önce gönderdiğim haberler bunlardır dedi.(İmam-ı Gazeli, a.g.e. s34-35)

İLÂHÎ AŞK

Sevgi zevk ve lezzet veren bir şeye tabiatın meyletmesidir. Eğer meyil pekişir ve kuvvetlenirse ona aşk denir. Sonunda sevgiliye kul-köle olmaya kadar varır. Bütün malını-mülkünü onun için harcar. Örneğin Züleyha, Yusuf’un aşkından o dereceye vardı ki bütün malı ve güzelliği gitti. Yetmiş deve yükü mücevherlerini, Yusuf’tan haber getirenlere dağıttı. Züleyha iman edip de Yusuf aleyhisselâmla evlenince O’ndan ayrıldı; birlikte olmaktan kaçındı ve kendini tamamen ibadete verdi. Yusuf (a.s.) birlikte olmaya çağırdıkça:

  • Ey Yusuf, ben seni Allah Tealâ’yı tanımadan önce sevdim ama O’nu tanıyınca başkasına sevgim kalmadı, O’nu kimse ile değişemem. Dedi.

Firavun’un karısı Asiye, imanını Firavun’dan saklardı. Firavun O’nun imanına vakıf olunca O’na işkence edilmesini emretti. Ve her türlü işkence uygulandı. Firavun:

  • Dininden dön! Diye zorladı, güneş altında akıl almaz işkenceler yaptılarsa da dönmedi. “ Sen benim ancak nefsime hükmedebilirsin; kalbim ise Rabbimin korumasındadır. Beni lime lime etsen de bu, benim Allah’a olan sevgimi artırır.” Dedi. O sırada oradan geçen Musa (.a.s) a, Asiye şöyle seslendi:
  • Ya Musa, bana haber ver; Rabbim benden razı mıdır? Yoksa bana kızgın mıdır? Musa (a.s.):
  • Ey Asiye, göklerin melekleri seni beklemektedir! Allah seninle iftihar ediyor! Bir isteğin var mı, sen onu söyle, dedi. O da:
  • Rabbim, bana kendi yanında cennette bir ev yap ve beni Firavundan, zalimler topluluğundan kurtar. Dedi. ( İmam-ı Gazelî, a.g.e.s.57)

TEBESSÜM SADAKADIR.

Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Kardeşine göstereceğin tebessüm sadakadır. İyiliği emredip kötülüklerden sakındırman sadakadır. Yolunu kaybedene yol göstermek sadakadır.Görmeyen kişiye yardım etmek sadakadır. Yoldan taş, diken gibi şeyleri kaldırıp bir tarafa atmak sadakadır. Kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır.!(Tırmızi )

RESULULLAH’IN (s.a.s.) ÜMMETİNE DÜŞKÜNLÜĞÜ.

Kur’an’ı Kerim’in Tevbe Suresinin 128.ci ayetinde Hz. Peygamber Efendimizin ümmetine ne kadar düşkün olduğu bakınız nasıl anlatılıyor: “Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir. Merhametlidir.”

MELEKLER DOSTTUR!

Muhabbetim düştü benim bu aşka,

Yıldızları tutup göğsüme taktım!

Her bir insanın yapısı bambaşka,

Samanyolu selinde Nur’a aktım!

 

Meleklerle dostça, özgürce uçtum,

Her sabah cennetin kapısın açtım,

Kutsal nimetlerin herkese saçtım,

Cennete yüzbinlerce fidan diktim!

 

Âdem Babamız has topraktan erdi!

Rabbanî ruh, heykel bedene girdi!

Allah tüm cenneti önüne serdi,

Kapıcısı olup hizmete baktım!

 

Ben bîçare, aşk denizinde yüzdüm,

Arafat, Mina ve Mekke’de gezdim!

Resûl’ü Ekrem’in hislerin sezdim,

Huşûyla aziz Türbesini öptüm!

 

OYTAN, nasıl buldun derd-i sevdayı?

Lokman Hekim de bilmez devayı,

Nerde, nasıl yapacaksın vedayı?

Ahret tarlasına aşk-sevgi ektim!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz