SOKRANTES...

SOKRANTES...

KURŞUN ADRES SORMAZ

CESUR KAYA  (34)

MUSTAFA YAVUZ (16)
PINAR KEKLİK (8)
YAĞMUR YILDIZ (8)

Bu isimleri hatırlıyor muyuz?

 

Ben de internetten son aylardaki maganda terörü yazdım da buldum bu isimleri.
Belki Pınar ve Yağmur’u hatırlıyoruzdur.
Çünkü ikisi de üst üste oldu ve daha yeni..

 

Maganda kurşunu denen bir terörden maalesef hayatlarını kaybettiler.
Ne olduğu belirsiz bu insanlar, sırf kendi egolarını tatmin etmek için ortalıkta rastgele ateş ederek bu günahsız insanların hayatına son verdiler.
Bunu maganda kurşunu, serseri bir kurşun diye adlandırmak olayı hafifletiyor.
Terör örgütünden ne farkı bar bu insanların.

 

Onlar da masum insanları, suçsuz insanları, çoluk çocuk demeden, yaşlı genç, kadın erkek demeden öldürmüyor mu?
Aynı tamamen aynı.

 

Havaya ateş ederek neyini tatmin ediyorsun, nereni soğutuyorsun be katil…

 

Düğünde sıkar,
Sinirlenir sıkar,
Sevinir sıkar,
Üzülür sıkar,
İçer sıkar,
Sıkar da sıkar..

 

 

Ama kimse de neden sıkıyorsun demez o ortamda…
Daha bazıları da karşılık verir.
Sanki mermi ile haberleşiyorlar.
Havaya sıkıyorlarmış, ama havalanan mermi mutlaka bir yere düşecek.

 

İşte o anda olan oluyor.
Havaya bir şarjör sıkarken, seri katilden ne farkın var senin.
O da rastgele sıkıyor sen de.
Adına da maganda demişiz.
Sorunu çözmüşüz…

 

Bu terörün önüne nasıl geçebiliriz.
Bakıyorum ruhsatsız silah bulundurmanın cezası az. Sonunda para cezasına çevriliyor.
Yahu bir insan neden ruhsatsız silah bulundurmak ihtiyacı duyar ki.
Hadi ruhsatlı aldın diyelim.
Devlet bunu sana kafana estikçe kullan demiyor ki.
Beline silahı koydu mu adam kendini bir şeyler sanıyor.

 

Hemen ufacık bir kavga da silahına sarılıyor.
Bir de pompalısı var bu işin.
Arabasının bagajında taşıyor adam…
Evet, bu maganda kurşunu denen bu olayların azalmasını diliyoruz.
Bunu yazmamdaki sebep düğün mevsimi açılıyor.
Köylerde kırsal yerlerde nasıl bir eğlence anlayışı ise havaya ateş ederek eğlendiklerini zannediyorlar.

 

Senin eğlencen başkalarının ağıtı olmasın.
Yazık değil mi?

 

SOKRANTES DER Kİ.” DEVLET VARSA SİLAHA GEREK YOK, DEVLET YOKSA RUHSATA GEREK YOK.”.

 

 

 

KAVAKLIK

 

Yaz geliyor, Kavaklık şenleniyor.
Yemyeşil çimler, mis gibi laleler.
Çiçekler böcekler.
Ohhh misss.

 

Bize göre öyle. Ama gel görün ki Kavaklık’ta ve Öğretmenevleri’nde oturan vatandaşlar öyle düşünmüyor.

 

Çünkü park problemi baş gösteriyor.
Ve trafik karma karışık oluyor.
Zaten dar olan sokaklar daha da daralıyor.
Kafelere gelenler de, pikniğe gelenlerde park yeri arayınca şenlik başlıyor.
Bir şeyler yaparken daima eksik yapıyoruz.
Eski apartmanlarda garaj yok.

 

Öğretmenevleri de bir bir yıkılıp yeni 1+1’ler 2+1’ler yapılıyor.
Nüfus yoğunluğu daha da artıyor haliyle.
Tek yön olan yollar da şoförler bu kuralları pek dinlemiyor.
İki yönlü park edilmiş sokaklar.
Karşılıklı bakışmalar.
Kim daha haşin bakarsa o, ona yol veriyor.
Demem o ki.

 

Haneği fazla uzatmayayım.
Park yeri, nasıl yaparsanız yapın Kavaklık’a acil park yeri.
Yanlış anlamayın haaa.
Araba park yeri…

 

 

EYVAH ÇOCUKLAR BÜYÜDÜ

 

Kırmızı ışıkta durdunuz.
Zaten kafa dalgın.
İçinde 50 bin tane problem.
Bir bakıyorsunuz, ön camınız da mavi bir su, elinde sıyırgaç ve camı temizlediğini zanneden biri…
Birden irkiliyorsunuz.

 

Çünkü bir de büyük adam sesi ile “abi bi bahşiş”
Eskiden bunu yapanlar 12 -13 yaşlarında çocuklardı.
Ya o çocuklar büyüdü.

Ya da artık bu iş te mafyanın eline düştü.

 

 

MELO

 

Melo bizim maçtan sonra demiş ki “Gaziantepspor har maç böyle oynasaydı. Şimdi şampiyonluğa oynardı.”


Melo ya sen futboldan anlamıyorsun ya da siz böyle oynayarak şampiyon oluyorsunuz..
Sen Anadolu kulübünde oynasan hiçbir maçı kırmızısız geçmen haberin olsun.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz