Bünyamin ACAR

Bünyamin ACAR

Konutta ikinci perde "Kira-kiracı" sorunu

Daha önce Telgraf Gazetesi’nde hem haber hem de köşe yazılarımızda arsa ve konut sorununu defalarca dile getirdik.

Biz yazdıkça okurlarımızdan yeni şikayetler ve yeni beklentiler de gelmeye başladı.

Şikayetlere bakıldığında ve konunun matematiği yapıldığında sonuçlar Gaziantep için oldukça ilginç.

Konut fiyatları malum, aldı başını gidiyor.

Hatırlayacak olursak.

Merkez Bankası tarafından izlenen konut fiyat endeksine göre konut fiyatlarının son 3 yılda en fazla arttığı il Gaziantep oldu. Fiyat artışının Türkiye ortalaması yüzde 28,5 iken Gaziantep’te konut fiyatları yüzde 65,8 arttı.

Tablo bu…

Tamam evi alan almış, değeri de yükselmiş.

Krediler uygun, faiz oranları ve ekonomik göstergeler iyi, halen alan da çok.

Ya kiracı?

İşte, vay onun haline!

Ev alsa bir türlü, kirada kalsa bir türlü.

Hele tayin bekleyen memursa, kötü bir zamanlama.

Başka ilde aynı görevi yapan meslektaşlarıyla aynı maaşı alıyor, fakat daha fazla kira ödemek zorunda kalıyor.

Ev kiralarının artışı da yasal olarak yıllık ÜFE oranlarına göre (Üretici fiyat endeksi) yapılması gerekiyor.

Ama konut fiyatlarındaki fahiş artışla birlikte kiralarda ne ÜFE, ne TÜFE kalmış gibi…

Gelelim işin matematiğine.

Örneğin Gaziantep’te görev yapan bir memur 2012 yılı itibarıyla 2000 TL maaş alıyor diyelim. 2013 yılında maaşına enflasyon oranlarına göre ilk 6 ayda yüzde 4, ikinci 6 ayda da yüzde 4 olmak üzere ortalama yüzde 8’lik zam yapılıyor. Memurun maaşı ilk 6 ayda kesintilerle birlikte 60 – 80 TL, ikinci 6 ayda 130 - 160 TL arasında artıyor.

Tabii bu artış çalışanın enflasyona yenilmemesi, mağdur olmaması için yapılıyor.

Fakat yeni yılla birlikte kiracı öyle bir sürprizle karşılaşıyor ki.

Ev sahibi 500 TL’ye oturduğu evin kirasını 800 TL’ye çıkarmış.

Kime, ne anlatacak.

Maaş arttı 70 lira, kira arttı 270 lira.

Maaş arttı yüzde 4, kira arttı yüzde 60.

Gitsen gidilmez, kalsan kalınmaz.

Satılık ev çok, kiralık ev bulmaksa samanlıkta iğne aramak gibi.

Caddelere bir bakın ne kadar çok satılık ev var…

Ha bu anlattıklarım madalyonun bir yüzü!..

Madalyonun diğer yüzüne bakacak olursak.

Sektörün tepe ismi İnşaat Müteahhitleri Odası Gaziantep Şube Başkanı Rıdvan Köksüzer’in yaptığı açıklamayı da unutmamak gerek.

Köksüzer, kentin yıllık konut ihtiyacının15 bin oluğunu ancak şimdiye kadarki süreçte 20 bin konuta ruhsat verildiğini söylemişti.

Bu açıklamadan benim anladığım, birkaç yıla kadar bugünkü talep patlaması sona erecek.

Arz-talep dengesi değişecek.

Talep azalırken, arz artacak.

Eee o zaman ne olacak?..

Demek ki şartlar değişebiliyor.

O zaman da kiracı ben bu fiyata oturmam mı diyecek.

Onun için ev sahibi biraz aklıselim, sağduyulu olacak.

Kiracı da günün şartlarını biraz gözetecek.

Piyasa şartları ne olursa olsun,

İki tarafta her dönem yaşam standartları çerçevesinde kalacak.

 

SPORDA ”VEFA”

 

Malum bugün dünyanın gözü Real Madrid - Galatasaray maçında olacak.

Başka konular araya kaynayacak.

Nefesler tutulacak, büyük bir heyecan yaşanacak.

Aslında heyecanımız kuralar çekildiğinde başlamıştı.

Kuradan Real Madrid çıkınca bir “of” çeksek de, gün saymaya da başlamıştık.

Fenerbahçe için de aynı: “Lazio”

“Eski Lazio yok, eleriz” diye düşündük…

Ama benim dikkatimi çeken, aslında şaşkına çeviren hafta sonu izlediğim spor programları oldu.

Bir televizyon kanalında, Türkiye’nin medarı iftarı, UEF ve Süper Kupayı almış takımını adeta tefe koydular.

Sevdiğim, neredeyse her hafta yorumlarını dinlemek için uykusuz kaldığım duayen hakemimiz Galatasaray’a “Yüzde 3” ihtimal verdi.

Hangi maçta, hangi takıma yüzde 3 ihtimal verilir ki. Hele ki Avrupa’da ilk 8’e girmiş bir takımın maç arifesinde. Hakaret eder gibi. Daha neler neler…

Yanındaki eski futbolcu kaç defa Real Madrid’e karşı oynamışsa. Bernabeu’yu ancak tribünden ya da televizyondan görmüştür. O yüzden hayal bile edemedi. O yüzden Galatasaray’ın yenebileceğine kanaat getiremedi.

Hiç yakışmadı.

Futbolu, inancı, birlik ve beraberliği o akşam reyting adına öldürdüler.

Ha unutmadan aynı dakikalarda,

Başka bir kanalda da Fatih Terim ve Mourinho’nun karizması tartışıldı.

İki program da gösterdi ki inanç bitmiş, başarılar unutulmuş, “vefa” İstanbul’da bir semt olmaktan öteye gidememiş.

Sonuç ne olursa olsun,

Onlar hayalperestlik dese de,

Galatasaraylılar Galatasaray’a,

Fenerbahçeliler Fenerbahçe’ye inanıyor.

Onların tabiriyle “Eyyam” yapmıyorum.

Bu ülkenin iki takımına da başarılar diliyorum. Ve gerçekten inanıyorum…

 “Yensek de yenilsek de kalbimiz onlarla”

 

“FATİH 1453”

 

Hazır sırası gelmişken Fatih Terim’i yazmadan olmaz.

Futbolu bu kadar bilen ve şov yönünü de doyasıya yaşayan ve yaşatan bir isim Fatih Terim. Namı Diğer “İmparator”…

Gören gördü de,

Onunla ilgili görmeyenler ya da atlayanlar için de şu “1453” polemiğini de hatırlatmak istedim.

Haber şöyle:

“ Teknik Direktör Fatih Terim birçok maçta ilk 11’de Sneijder’e yer verirken, 14 numaralı oyuncu genellikle 60’lı dakikalarda yerini 53 numaralı Amrabat’a bırakıyor. Değişiklik için ışıklı pano kalktığında ise ortaya ‘1453’ sayısı çıkıyor. İşte bu görüntü, Terim’in adının da İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet ile aynı olmasından dolayı ‘Fetih mesajı’ olarak sosyal medyada espri konusu olmuştu. Yunan medyası bu ‘geyiği’ ciddiye aldı.”

Voria adlı haber sitesi ‘Futbolda Türk propagandası’ başlığıyla olayı haberleştirdi. Galatasaray’ın tüm dünyada ilgiyle izlenen Şampiyonlar Ligi maçlarında 14 ile 53 numaralı oyuncuyu değiştirip değişiklik panosunda 1453 rakamını oluşturarak hem Yunanistan’a hem de Avrupa’ya ‘fetih’ mesajı verdiğini iddia etti. Site, Terim’in bu fetih mesajının Türk kamuoyundan da takdir topladığını, twitter’da Terim’in hamlesini öven mesajların yer aldığını yazdı.

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz