Güven SERT

Güven SERT

KIZILCA KIYAMET

İbrahim Kızıl’ın ilk kez başkan olduğu kongreyi hatırlayın. 3 aday var. Birisi Kızıl. Birisi Ahmet Yılmaz, diğeri Cesur Özkeleş. Kızıl neredeyse oybirliği ile başkan seçiliyor. Diğer iki aday ise kendi listelerinden bile oy alamıyor.

 

Celal Doğan’ın ardından bu kulübe başkan olmak resmen maça 5-0 geride başlamak gibi birşey. Zaten bunu bilen ve aslında takımı isteyen pek çok kişi de bu yüzden aday olmuyor. Ve KIZIL dönemi başlıyor.

 

Kızıl tecrübeli ve zengin bir iş adamı. Ama tecrübesiz bir spor yöneticisi... Çabuk öğreniyor.

 

Görevde kaldığı süre içerisinde takım ateşlere giriyor ama yanmadan çıkıyor. Türk futbolu badireler atlatıyor ama Gaziantepspor hep ayakta. O dilimize doladığımız MARKA değerinden hiç birşey kaybetmiyor. Hatta pekiştiriyor.

 

Takım puan cetvelinde sonuncu sıraya bile geriliyor. Ancak ulusal medya hep “Antep düşmez” diyor.

 

Düşmüyor, ilk sıraları zorluyor.

 

Rakipler dışardan vuruyor. Brütüs’ler içerden.

 

Hayret, takım bir türlü yıkılmıyor. Tribünlerin sabrını taşıracak o çok kötü durum bir türlü gerçekleşmiyor.

 

Türk futbolu ŞİKE skandalı ile çalkalanıyor. Koca ligde ismi şikeyle anılmayan tek takım var. GAZİANTEPSPOR. Kızıl sadece takımın değil, kentin de onurunu koruyor. Başını dik tutuyor.

 

Birileri çelme takıyor. Adam yerde. Başlıyorlar tekmelemeye. Sütunlarından tekmeliyorlar. Manşetlerden tekmeliyorlar... Öyle bir linç kampanyası ki, basit bir usulsüzlüğü “HIRSIZLIK” olarak manşete çekmekte sakınca görmüyorlar.

 

Mahkeme bu usulsüzlüğün farkına varmış. Cezası belli. Bu nedenle tahliye vermiş. Usulsüzlüğün verdiği zarara göre de cezayı kesecek. Ama bu ceza birilerinin umduğu gibi İDAM olmaz. Bu tahliyeleri iddianameyi okuyan ve azıcık hukuk bilen herkes makul karşıladı.

 

Birilerinin okumadan yayınladığı iddianameyi ciddiye alıp okuyan Ak Parti İl Başkanı Ahmet Uzer de tamamen kendi şahsi kanaatini paylaştı. “Böyle hırsızlık yapılmaz”...

 

Vay anam babam sen misin söyleyen. Fikir beyan eden. Ellerinden gelse Ahmet Başkanı alıp Kızıl’ın yanına koyacaklar, kapıyı 7 kez k ilitleyip, anahtarı da Alleben’e atacaklar.

 

Üstelik bunu yapanlar yeri geldiğinde “Fikir Özgürlüğüüü” diye yazılar döşeyen, politika yapanlar. N’oldu peki? Bir parti başkanı fikrini açıkladı. Ama fikir bize ters... “Asın” o zaman. Bunların demokrasiye, adalete ve fikir özgürlüğüne inançları bu kadar çünkü...

 

Bazen gemi yürüsün diye, dükkan dönsün diye yapılan işler vardır. İş yapar fatura kesersin. Ödemeyi alırsın. Bir sebepten belgelememişsin. Gider mal sattığın adamın ismiyle kendi hesabına para yatırır, kendi paranı geri çekersin. Niye? Çünkü işi yaparken “Biz gidelim islim arkadan gelsin” demişsindir. Burada yasalara aykırı birşey yok. Ama aslında var. Karışık yani.

 

Bir zamanlar bir şirketim vardı. Ufak. Kendi çapında. Aldığımız sattığımız belli. Bir gün maliye geldi. “İnceleyeceğim” dedi. İnceledi. 2 ay sonra bir tebligat. Haşırt, 6 milyar matrah artırımı. Sorduk tabi neden diye. Dergimizi bastırdığımız matbaanın kağıt aldığı kağıtçının o kağıtları nereden aldığı belli değil. Girişi yok. Dolayısıyla bizim basılmış ve dağıtılmış, bütün Gaziantep’in okuduğu o dergimiz aslında olmayan kağıtlara basılmış oluyor. Tavşanın suyunun suyu. Usulsüzlük var mı? Yok. Peki suç mu? Yasalara göre evet.

 

Yani bu ne demek? Yeni sistem biraz can yakıcı demek. Sen yolsuzluk yapmasan bile iş yaptığın adam yolsuzsa bunun sana da cezası var demek. Ve bundan kaçış yok çünkü illaki yakalıyorlar demek.

 

Bizim kulüp işi de böyle. Bir yerde bir yolsuzluk varsa mahkemeler ve bilirkişi bunu mutlaka yakalar.

Sizin o ‘etkilenir’ dediğiniz hakimler, savcılar tarlada yetişmiyor. Senin karşısındaki duruşundan, gözünü kaşını oynatmandan ve bir tek kelimenden neyin ne olduğunu anlıyor. Dosyaya bile bakmadan sadece sanığa bakarak 100 karar versinler 99’unun doğru olduğuna kalıbımı basarım. Bu dava da böyle. Sonuçta ceza çıkacak ya da çıkmayacak. Ama çıkarsa eğer birileri çok üzülecek fakat bu ceza kesinlikle İDAM olmayacak.

 

O yüzden bırakın bu işleri. Siz takıma bakın. Şikeye karışmamasıyla gurur duyun. Şu aşamada bile ciddi olarak birinin çıkıp “ben bu işe talibim” dememesine üzülün. Başkanı, yönetiminin yarısı içerdeyken bile yıkılmamasına sevinin. Koskoca TFF başkanının, koskoca kulüp başkanlarının içerdeki başkanınızı ziyaret etmesine, mahkemede destek verecek kadar ona güvenmesine sevinin.

 

Onursal başkanımızın bile bu takım dağılırsa 100 milyon dolara kuramazsınız uyarılarını dikkate alın.

 

Köstek değil, destek olun. Su akar yolunu bulur.

 

Her iş kendi mecrasında rayına oturur. Suç varsa cezasız kalmaz. İftira vaarsa da atanlar unutulmaz.

 

Ne demişler, “Ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz”...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz