Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

KİM SUÇLU

Suçluyu şimdi aramayacağız da, ne zaman arayacağız? Olayın bütün izleri silinip deliller saptırılarak karartıldıktan sonra mı?

Kimdir şu sanık sandalyesine oturtacağımız suçlu ya da suçlular?

Bunca cana kıymayı göze alanlar kimlerdir ve de şimdi onlar nerededir?

Kendiliklerinden ortaya çıkıp haykırmalıdırlar, “Ben Suçluyum” diye. Haykırmalıdırlar ki, geleceğe “ibret” olsunlar.

Müteahhidi malzemeden çaldığını, mimarı-mühendisi gerekli özeni göstermediğini, belediyesi ve yapı denetçisi yeterince denetlemediğini itiraf etmeli.

İtiraf etmeli ki, senelerdir depreme karşı güvenli yapılaşma düzenini oluşturmada aciz kalan Devlet’in ve Devleti yöneten siyasal iktidarların suçları ortaya çıksın.

a-Her isteyenin müteahhitliğe soyunduğu,

b-Mimar ve mühendisin aralarında her hangi bir derecelendirme farkı gözetilmeksizin “uygulama” dan uzaklaştırılıp sadece formalite projeleri yapmakla sınırlandırıldığı,

c-Belediyelerin siyaset kurumuna egemen olan çıkar çevrelerinin isteklerini geri çeviremediği,

d-Yapı denetim sisteminin ise teknik değil, tamamen “ticari akslarda” işleyen bir mekanizma haline geldiği

gerçekleri karşısında, hala bu zaafları önleme yönünde bir düzen arayışı göstermeyen siyasal iktidarlardır “Baş Sorumlu”.

Yapılaşma eylemi, mevcut yasalarla yanlış ve eksik yönlendirilmektedir. Önce “insan için” olması gereken bu eylem, önce “rant için” haline dönüştürülmüştür. İnsanlar kendi konutlarını inşa ederlerken bile, can güvenliklerini hiçe sayarak, işçilikten ve malzemeden çekmekten çekinmemişler, tüm eylem planlarını “para” üzerine kurgulamışlardır.

Daha on beş sene öncesine kadar Devletin Deprem şartnamelerine göre ortalama beş katlı bir yapıda kullanılması gereken demir miktarı metrekareye 22 ila 25 kg iken, birkaç kez yapılan şartname değişikliği ile bu miktar 40 kg civarına çıkartılmıştır.
Şimdi sormak gerek; eski şartnameye göre yapılan yapıların sorumlusu kimdir acaba? Devlet, Üniversiteler, meslek insanları neden uyudular. Gelişmiş Ülkeler kendileri için gerekli duyarlılığı göstererek gereken değişiklikleri yaparken bizim sorumlularımız nerelerdeydiler?

Şimdi ise, Müteahhidi tanımlamayan, teknik elemanı imzacılıktan kurtarmayan, siyaset kurumunun yapı sektöründe onay veren kurumlar üzerindeki baskılarını yok etmeyen ve de artık ticari birer kurum haline gelen yapı denetim kuruluşlarının etkisiz denetimleri yerine, projeci meslek adamlarının gerçek denetim yöntemlerini düzenlemeyen ve bütün bunların hepsini bir bütünlük içerisinde yasalaştırmayan Devlet yöneticilerimiz neredeler?...

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz