Mehmet YEDİPINAR

Mehmet YEDİPINAR

KIL DİYE EMREDEN, KILDIN MI DİYE SORMAZ MI?

Tanışmak Sünnettir.

Öncelikle kendimi tanıtayım;

 

15 Mayıs 1990 tarihinde Nurdağı’nda doğdum.

Telgraf Gazetesi’nde 3 yıldan bu yana çalışmaktayım.

Ve artık bir nebze de olsa bu meslekte piştiğimi düşünerek, artık yazı yazabilecek kapasiteye geldiğimi düşünüyorum.

 

İlk köşe yazım olduğu için biraz da heyecanlıyım.
Beni heyecanlandıran bu ilk köşe yazımda üzüldüğüm bir konuyu ele alacağım.

Namaz…

 

Neden üzülüyorum; çünkü Kur’an-ı Kerim’de 80’den fazla yerde namaz emri geçiyor.
Ama şöyle topluma bir baktığımızda namaz kılanların sayısı namaz kılmayanlardan daha az.
Hani hep derler ya “Bu gençlik nereye gidiyor?”

 

Bende öyle diyorum, ama biraz genişleterek bu insanlık nereye gidiyor?

 

Kafeler, kahvehaneler bu denli dolu iken, camiler neden boş?

 

Namaz kılan sayısı neden çok az?

 

İşte camilerde hep yaşlılar var deniliyor. Hâlbuki cami cemaatinden çok kahve cemaati var bence. Yaşlıların da birçoğu namaz kılmıyor. Genç yaşlı oranı eşit onun için sadece gençliğe değil tüm Müslümanlara hitap ediyorum. Bizim kutsal kitabımızda namaz şiddetli bir emirdir, yoksa rica olarak mı anlaşılıyor? Ben kimse namazın emir olduğunu bilmiyormuş gibi bir yazı yazmayacağım.

 

Namazın emir olduğunu bilip namaz kılamayanların derdine derman niteliğinde bir yazı yazacağım.

 


Bismillahirrahmanırrahim; Bazıları çok ümitvar olurlar ve kalplerinin temizliği ile cennete gideceklerini düşünürler ya da şeytan tarafından atılan vesveseleri yerler diyelim. Ben ise buna tokat niteliğinde bir cevap vereceğim. Ah be Müslüman kardeşim senin kalbin temizde âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber (sav)efendimizin kalbi daha mı kirliydi de ayakları şişinceye kadar namaz kılardı? Farkındayım biraz sert oldu ama bunlar hakikatler bırakın bu dünyada sert olsun da ders alalım yoksa bunlar ahirette karşımıza çıkarsa çok geç olur. Bazıları da çok ümitsiz olurlar ve geçmişte işlediği günahlardan dolayı namaza başlamazlar. İşte buda Allahlın rahmetinden ümit kesmek oluyor.

 

Şeytanın diğer vesvesesi buna ise ayet apaçıktır (zümer 53 ). Kardeşim bütün günahları affedeceğini ayetinde bildiren bir kudret bir rahmet nasıl olurda senin günahlarını affetmez. Bu notta sana gelsin o zaman günahlarından dolayı namazını terk etme, namazından dolayı günahını terket.

 


Evet, bize günde 24 saat veren cenabı hakka karşı biz bir saat veremiyoruz ve bir saatini bana ver dedikten sonra sana cennetler vaat eden vaadinden dönmesi mümkün olmayan bir zât, iyi düşün.

 

Ne kadar üzücü vakti verene vakit ayıramamak değil mi?  Nasıl bir gaflete düşmüşüz, nasıl görmüyor gözlerimiz. Ne zaman ördük haramlarla gözlerimizin önündeki duvarları.

 


Birisi bize bir hediye alsa ya da ikramda bulunsa teşekkür ederiz. Ama bize sayısız nimetleri verene teşekkür olan namazı kılmayız. Öyle değil mi? Hatırlayın sevdiğimiz tarafından alınan atkıyı gömleği, kalemi, parfümü ya da yüzüğü ne kadar teşekkür etmiştik oysa atkının takıldığı boynu verene ya da yüzüğün takıldığı parmağı verene teşekkürümüz yok. Sizce de bu nankörlük değil mi? 

 

Namaz kılmayan kişi yok, ama namaz kılmakta zorlanan kişi çok kime sorsak namaz kılacağım.

 

Yarına çıkmaya senedi olmayan kişilerin sözleri.

 


Şu okul bitsin, şu askerlik bitsin ya dur şu düğünü yapalım bir evlenelim. Yaş gelir geçer artık çoluk çocuk olur ekmek aslanın midesinde denilir.

 

İşten namaza emekli olana kadar vakit bulamaz. Emekli olunur ama şeytan görevinde yılların vermiş olduğu deneyimle sabırlı bir şekilde kurnazca yaklaşır ve der: Bu yaşına kadar kılmadın bu yaştan sonramı kılacaksın, şeytanın bu sözünün arkasından kafamı kahvehanelere çevirdim ve gördüm o söz lokma olmuş.

 

Allah Bizi verdiği nimetleri görenlerden eylesin, secdeye gitmeyen başın cennete gitmekte zorlanacağını bilenlerden eylesin.

 

Selam ile…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz