A. Eray ÜNVER

A. Eray ÜNVER

KAHROLSUN KAPİTALİZM

Bağlı olduğumuz ekonomik sistem bizi öyle bir hale getirmiş ki ne kadar şikayet etsek de kurtulmayı başaramıyoruz. Herkesin rolü belli. Kalıplar belli. Doğum günleri, anneler babalar günü, yıldönümleri vs bir sürü dayatmayla alışveriş çılgınlığı yapılıyor. Üstelik peşin fiyatına 12 taksit. Yani 12 ay daha kafana göre takılmazsın. 12 ay daha bugün işe gitmeyeceğim diyemezsin, 12 ay daha  ‘sen kovamazsın asıl ben istifa ediyorum’ diyemezsin.

 

Kullanacağımız telefon, alacağımız araba, oturacağımız semt belli kalıplarla önümüze dayatıcı bir yöntemle konulmuş. Bunlardan vazgeçmek ne yazık ki toplumdan vazgeçmek oluyor. Toplum yaşayabildiğin statüye göre sana değer veriyor. Bir müddet sonra bunların hiçbirinden vazgeçemiyoruz. Çünkü kullandığımız krediler, çocukların okul taksitleri, yüklü gelen faturalarımız buna izin vermiyor.

 

Arabamızdaki digital klima çok önemli. Ya da telefonumuzdaki selfie kameramız olmazsa olmazlardan. Hatta aynı hizmeti sunmasına rağmen cep telefonu operatörümüz bile toplumdaki yeriniz belirliyor.

 

Sistem toplumu öyle bir hale getirmiş ki yıllarca sakallılara yobaz gözüyle bakanlar bir karış sakalla dolaşmaya başladı. Rahmetli dedelerimiz yaşasaydı sakalları ve ayaklarındaki yemenileri ile moda sayfalarında yerini alırdı.

 

Rivayete göre Hz. Nuh a.s zamanında insanlar 800-900 yıl yaşarlarmış. Bir sohbetinde Nuh a.s ‘öyle bir devir gelecek ki insanlar saedece 70-80 yıl kadar kısa bir zaman yaşayacaklar’ diye söylemiş. O zaman sormuşlar ‘ya Nuh peki o kısa ömürlerinde insanlar kendilerine ev de yapacaklar mı? diye. İnsanların ev almak için 120 ay kredi çektiğini hayatlarının en güzel dönemlerini bunu ödemeye ayırdığını bir bilseler bize hayretler içerisinde bakacaklarına kesin gözüyle bakıyorum.

 

Slogan gibi olacak ama kapitalist sistemin kölesi olmuşuz. Ne yiyeceğimize, ne giyeceğimize, nereye gideceğimize artık kendimiz karar veremiyoruz. . Moda nasıl yaşayacağımız konusunda bizi yönlendiriyor. Bizi biz yapan değerlerden uzaklaşıp bizi sistemin bir parçası yapan trendlere ayak uyduruyoruz.

 

Çok hızlı bir şekilde tüketiyoruz artık. Kıyafetlerimiz eskimiyor artık sadece modası geçiyor. Elektronik eşyalarımız bozulduğundan değil yenisi çıktığından değişiyor. Artık gözlük değil marka takıyoruz. Kilomuza bile biz değil vitrindeki kıyafetler karar veriyor. Lokantalar lezzete ve hijyene değil sunuma dikkat ediyorlar. Gaziantep’te 3 TL’ye satılan lahmacun Bodrum Yalıkavak’ta 100 TL’ye satılıyor. Acaba etini mi çok mu koyuyorlar.

 

Herşeyin modası çıktı. Kahrolsun kapitalizm diye bağıran gençlerimiz bile ayaklarında marka ayakkabılar ile eyleme gider oldu. Eylemde yeşil parka çok moda.

 

Dar kalıplara sıkıştırdılar bizi. İçi boş genç bir nesil büyüdü. Arkadaşlarıyla cafeye gidip whats’ up tan konuşan en büyük problemlerini telefonlarının şarjı bitmesi olarak gören genç bir nesil. Yiyecek kuru bir ekmek bulamayan 15 yaşında orduya katılmak zorunda olup kurtuluş savaşı mücadelesi veren bir nesilden nerelere kadar geldik. Çok geliştik! O kadar geliştik ki Türkiye’de 72 milyon cep telefonu kullanıcısı sayısına ulaştık. Ama bir tanesini bile biz üretemedik.

 

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz