Doç. Dr. Muammer OYTAN

Doç. Dr. Muammer OYTAN

KADERE İMAN ETMEK NEDİR?

Kader ve kazaya inanmak demek, hayır ve şer, iyi ve kötü, acı ve tatlı, canlı ve cansız, faydalı ve faydasız her ne varsa hepsinin, Allah’ın bilmesi, dilemesi, kudreti, takdiri ve yaratması ile olduğuna; Allah’tan başka yaratıcı bulunmadığına inanmak demektir. Dünyada meydana gelmiş ve gelecek olan her şey, Allah’ın ilmi, dilemesi, takdiri ve yaratması ile olur.

Bunu biraz açacak olursak: Yüce Allah, insanların hür iradeleriyle seçecekleri şeylerin nerede, ne zaman, ne şekilde seçileceğini ezelî ve mutlak ilmiyle bilir ve bu bilgisine göre diler ve bu dilemesine göre de takdir  buyurur ve zamanı gelince kulun seçimine göre yaratır! Allah’ın ilmi, kulun seçimine bağlı olup, Allah’ın ezelî anlamda bir şeyi bilmesinin, kulun irade ve seçimi üzerinde zorlayıcı bir etkisi yoktur. Aslında insanlar, Allah’ın kendileri hakkında sahip olduğu bilgiden habersizdirler ve pratik hayatta bu bilginin etkisi altında kalmaksızın kendi özgür iradelerine göre seçimlerini yapmakta ve davranmaktadırlar.(İlmihal.DİB s.133)

Yüce Allah insanı, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, hayır ile şerri, faydalı ile zararlıyı, güzel ile çirkini, günah ile sevabı ayırt edebilecek yeteneğe, akıl ve iradeye sahip olarak yaratmış; doğruyu, iyiyi, hayırlıyı, faydalıyı, güzeli ve sevabı seçmesi için eğitici-öğretici –irşâd edici peygamberler göndermiş; ilâhî kitaplar indirmiştir. Sonuç olarak da aklı ile, fikri ile, özgür iradesiyle kulun yaptığı  seçimlerine göre Yüce Allah, mutlak ilmiyle, bilmesiyle, kudretiyle  o seçimleri takdir etmektedir.(İlmihal.D.İ.B.s.133) .

Kader; bir işi, bir davranışı yapmaya bizi mecbur etmez, zorlamaz. İnsan, akıl ve iradesi ile iyi olanı seçecek, kötü olandan sakınacak ve kaçınacaktır: İnsanın bu iyiyi seçme ve kötüden sakınma-kaçınma gücüne “irâde-i cüziye” denilir. Kader; kısaca, insanın irâde-i cüziyye’si ile seçmiş olduğu hal, hareket, tutum, davranış, iş, işlem ve kararların, esasen ,ezelden beri insanın nasıl-hangi davranışı gösterip-hangi kararı alacağını bilen Allah Tealâ’nın, bunları, insanoğlunun seçimine göre takdir etmesidir, yaratmasıdır.

Konuyu somut bir örnekle anlatırsak daha anlaşılır olacaktır:

Çiftçinin birisi, tarlasını zamanında sürmüş, tohumunu ekmiş, gübresini saçmış, yağmur yağmayınca artezyenle su çıkarıp motorla sulamış ve büyük bir verim almış olsun. Diğeri de toprağa bakmadan ekim zamanını geçirerek ekmiş, gübre saçmamış, yağmur beklemiş yağmamış, sulama imkânı aramamış ve verimi düşük olmuş… “Eh ne yapayım, her şey Allah’ın takdirine bağlı; Allah yağmur vermedi, rahmetini esirgedi, kaderimiz –kısmetimiz bu kadarmış” diyebilir mi ? Tabii ki diyemez. Cenab-ı Allah, her ikisinin de seçimine, çalışmasına, gayretine göre durumu takdir etmekte ve yaratmaktadır.

Külli iradede ise Yüce Allah dilediğini seçer ve yaratır. Burada kulun iradesi, kararı, ameli etkili olmaz; bu sebeple sorumluluğu da yoktur.(Kasas, 68)

Meleklerden edep öğren,

Nura batıp gark olursun!

Edep tacını giyersen,

Temiz ve masum kalırsın!

                       

Evlat sevgisi hissetmek kutsaldır,

Fıtraten, ruha Yüce Râb buyurur!

Ta on günlük yol olan uzaklıktan,

Yusuf’un gömlek kokusun duyurur!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz