Hüseyin KÜPELİ

Hüseyin KÜPELİ

İŞGAL

Geçenlerde kaldırımları yazdım, epeyce bir tebrik telefonu aldım ki, bende bu kadarını beklemiyordum doğrusu!..

Meğer ne kadar çok dertli insan varmış, kaldırımların işgalinden tutun da, yapımındaki hatalara kadar!..

Manavın portakal kasası, lokantacının yemek masası, büfecinin dondurma dolabı, kasap Ahmet efendinin maydanoz destesi sadece beni değil, şehrin genelini rahatsız ediyormuş!..

Bir zamanlar bankalar kaldırımlarda kredi kartı pazarlardı, sonra onların yerini GSM operatörleri almıştı, şu sıralar onlar yok, esnafın teşhir ürünleri var, bir de park edilmiş otomobiller!..

Ses çıkartan, karışan kimsecikler olmayınca, daha da cesaretleniyorlar üstelik..

Kaldırımda her şey serbest!..

Unutuyordum!.. Bir de engellilerin rahat yürüyebilmesi için şerit yapmışlar ki, şeridi takip eden engelli ya otobüs durağına tosluyor, yada kaldırıma park eden bir araca!..

Bu kadar olan biten, nasıl idare ediliyor, anlamak mümkün değil…

Tüm bunlar, kaldırım işgali… Bir de kaldırımların imalat hatası var ki, o başka bir eziyet!... Kimisi dar, kimi yerde geniş, kimi yüksek, kimi engin… Bazı yerlerde, üzerine bastığınızda size tükürüyor, çünkü kaldırım taşının altında biriken su birikintisi yayalar için tuzağa dönüşmüş durumda!..

Gaziantep’in koca koca geniş yapılmış kaldırımları yok. Yıllar önce planlama hatası yapılmış tamam ama yeni yerleşim bölgelerinde de durum daha farklı değil. Hala 6 şeritli yollarda, koca bulvarlarda, 3 kişinin yan yana yürüyemeyeceği kaldırımlar yapılıyor ki, bunu bile hesap edemeyene ne demeli artık bilmiyorum!

Biz şehir olarak söylemde çok iyiyiz maşallah… Ama, hatalarımıza devam ediyoruz, günahı ve sevaplarıyla!..

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz