Asım GÜZEL

Asım GÜZEL

İNSAN HAKLARI

Her sene Ekim ayının ilk Pazartesi günü, tüm Dünyada, Dünya Habitat ve Mimarlık günü olarak kutlanıyor. Amaç, insan yerleşme düzenlerinin önemini öne çıkartmak ve kamuoyu ile paylaşmak…

Ve de Mimarlığın yaşam üzerindeki etkinliğini vurgulamak…

Her sene değişlik bir tema ile kutlanmakta olan bu günün bu seneki teması, Birleşmiş Milletler tarafından “İnsan Hakları” olarak belirlendi. Böylece Kentleşme ve Mimarlıktan yararlanmanın olmazsa olmaz bir insan hakkı olduğu, uluslar arası ortamda bir kez daha tescil edilmiş oldu.

Bir kez daha, kentleşme ve mimarlığın yalnızca seçkinler için değil, dili, dini, varlığı, rengi ne olursa olsun, her bir insan için, insan hakları beyannamesinde sayılan diğer haklar gibi bir hak olarak kabul edilmesi ve herkesin bu haktan yararlandırılması gerektiği ortaya konulmuş oldu.

Yani Kentleşmenin, ekonominin gerektirdiği rant hesaplarına göre değil, tüm insanların temel gereksinimlerini karşılayacak biçimde yönlendirilmesi ve Mimarlığın da, bir “süsleme sanatı” biçiminde değil, kitlelerin yaşam hakkını öne çıkartan “sorun çözme aracı” olarak değerlendirilmesi gerektiği, bir kez daha vurgulanmış oldu.

Elbette ki tutarlı politikalar gerekir Kentleşmenin sağlıklı biçimde yönlendirilmesi için… Ve bu nedenle Mimarlığın İnsanlık tarihi boyunca oluşan bilgi birikiminden yararlanmak gerekir.

Ekonomik güç odaklarının güdümünde siyaset kurumunca alınacak kararlarla değil, bilimin, kültürün, tekniğin, sanatın temsilciliğini üstlenen “Mimarlık” eyleminin, yaşayan tüm kesimlerle birlikte oluşturacağı kentleşme politikaları ile yönlendirilmelidir Kentleşme.

“Rant” hesaplarına dayanarak oluşturulan “Kentleşme Politikaları”, mimarlığın da bir insan hakkı olarak herkesi yararlandırma yolarının önünü tıkamış, kentlerimizin % 60-70 oranında mimarlıksız ve mimarsız çarpık yapılanmasını ortaya çıkartmıştır.

Şimdilerde ise, “Kentsel Dönüşüm” adı altında sürdürülen bir takım uygulamalarla, toplum yine mimarlıktan ve mimardan kopartılmaktadır. Varlık amacı sağlıklı kentleşme ve insan haklarına değil, tümüyle rant hesaplarına dayalı çevreler üretilmeye devam edilmektedir.

Oysa Mimarlığı ve Mimarı dışlayan, ondan yararlanmak yerine, kendi rant hesaplarını gerçekleştirmenin bir aracı olarak değerlendiren anlayışlarla, gerçekten insan haklarının gereklerinin yerine getirilemediği açıktır.

Dileriz Mimarlıktan yalnızca rant hesapların gerçekleştirmenin aracı olarak değil, bir “İnsan Hakkı” şartı olarak yararlanmanın önemi bir an önce anlaşılır…

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz