Dr. Ahmet TAN

Dr. Ahmet TAN

İNSAN GİTTİKÇE KARMAŞIKLAŞIYOR

Bir Avrupa ülkesinin en zengin insanlarından birinin tek çocuğu intihar ediyor.

İntihar ederken arkasından üç dört satırlık bir mektup bırakıyor.

Mektubunda; “Babacığım, hayal edemediğim şeyleri yaşattın. Gezmediğim, görmediğim bir yer kalmadı. Yaşamadığın bir şey kalmadı. Fakat bilemediğim, anlayamadığım bir boşluk var içimde. Nefes alamıyorum, kilitlendim, dayanamıyorum. Elveda”

Bir başkası; eline bir silah alıp onlarca, yüzlerce kişiyi gözünü kırpmadan öldürebiliyor.

Bir başkası; annesi, babası, öğretmeni, incitici bir söz söyledi diye kendini üçüncü, dördüncü beşinci kattan boşluğa bırakıveriyor.

Bir başkası; eline bir bıçak alıyor annesini, babasını, kardeşini, çocuğunu, teyzesini, halasını  öldürebiliyor.

Bir başkası; bana niye ters baktın, bana niye omuz attın, bana niye yol vermedin, benim tuttuğum takım gol yerken niye sevindin diye kavga edip birilerinin canına kast edebiliyor.

Veya sevmediği biri ile evlendiriliyor veya sevdiği ile evlendirilmiyor diye kendi canına kast edebiliyor.

Halkın büyük desteğiyle iktidara getirilen birisi çok kısa bir süre sonra iktidardan alaşağı edilebiliyor.

Kimsenin ses çıkaramadığı birisi de yıllarca bir ülkeyi diktatörce idare edebiliyor.

Evet, bütün bu saydıklarım havasını teneffüs ettiğimiz üzerinde yaşadığımız tek dünyada yaşayan insanlar yapıyor.

Yani bizler, yani içimizdeki birileri, yani belki komşumuz, belki arkadaşımız dediğimiz kişiler yapıyor!

Hani şarkıda diyor ya; “Neler oluyor bize yine neler oluyor gülüm

Neler oluyor sana bana neler oluyor”

Sahi bize neler oluyor?

Bu çok ciddi ve bir o kadar da önemli bir soru.

Bu ciddi ve önemli soruya cevap verilmesi gerekiyor.

Üzerinde beraberce yaşayabileceğimiz bir başka dünya eğer yoksa bu soruya cevap vermek için herkesin elini taşın altına koyması lazım.

Beraberce yaşanılabilir bir dünya için bunları yapmak zorundayız.

Parmağımızdaki tırnağın ete batmasının vücuda verdiği ağrıyı hepimiz çok iyi biliyoruz!

Şehrin bir bölgesindeki trafik kilitlenmesinin şehrin diğer trafik akışını nasıl etkilediğini her gün yaşıyoruz!

Fırat’ın kenarında bir koyunun kaybolmasının ne anlama geldiğini de biliyoruz!

Şu anda dünyanın değişik yerlerinde savaşların, açlıkların, sürgünlerin, soykırımların yaşandığını hepimiz biliyoruz!

Gün; şapkayı önümüze koymak günüdür.

Metotlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor.

Pedagojik formasyonumuzu, iletişim tekniklerimizi, hayat biçimimizi, demokrasi ve özgürlük kavramlarını bu çağın insanlarının istek ve ihtiyaçlarına göre revize edilmesi gerekiyor.

Dünya yerinde durmuyor, en son sürat yoluna devam ediyor.

İnsanlar da yerinde durmuyor, istekleri, ihtiyaçları, her geçen gün değişiyor ve en kötüsü de gittikçe karmaşıklaşıyor.

Bu karmaşıklığı gidermek için çok çalışmamız ve çok titiz olmamız gerekiyor.

Bir davranışımızın, ağzımızda çıkan bir kelimenin nelere yol açabileceğini tahmin etmemiz gerekiyor.

Unutmayalım; hepimiz ayni gemide yaşıyoruz!

Yorumlar (0)

+ Yorum Yaz